güzel olmasa yaptığı şeylerin hiçbirine prim verilmeyecek insandır aslında.. ne sesi güzeldir, ne memleketimin diğer kadınlarından daha iyi tenis oynamaktadır, ne de ortalama altında olmasa da çok üstünde bir oyuncudur.. mikrofon uzatıldığında kurduğu cümlelerin kalitesizliğinden de ne kadar başarılı bir dergi editörü olabileceği de anlaşılabilir, bir keresinde hayatın monoto(m)luğundan bahsetmişliği görülmüştür.. her nedense sürekli bağırdığı ve bu yüzden de nefes nefese kaldığı, insanları iki dakika konuk edip kıçını ellediğinden televizyon programı da ilgi çeker.. şov dünyası için başarı olarak adlandırılmasına karışamayacağımız bu özelliklerin o sanatçı kişiliğinden olduğunu savunur, ona buna üstünlük taslamaya çalışır, profesörlere bile. ama işte çok güzeldir o ayrı..
belki güzeldi bir zamanlar. veya bazılarının hoşuna gidebilirdi tipi. hoşlananlar vardır, olmuştur zamanında. ama artık bitti. ben çocukken bu kadın vardı, benim gençliğimin orta yaşa döndüğü şu dönemlerde bu kadın hala var.
yüzü eskidi artık, yüzünü bu kadar görse insan babasından bıkar, ama bizim medyamız ondan bıkmadı. en büyük savunması özgün ve başarılı bir sanatçı olduğu idi bu kadının,** şimdi türkpetrol reklamlarında bakışlarından götünü sallamasına kadar jlo taklidi yapmış.
özgünüm falan der ama bu en büyük palavrasıdır onun, zamanında anna vissi'nin eleni adlı şarkısını da söylemişti o.
deli bir koltuk sevdası, göz önünde olma hevesi, gündemde kalma kaygısı... sonun ne olacak hülyaaaaa??
dikkat: yüce sanatçı hülya avşar'ı eleştirdiğimiz için kötülendik. yanlış anlamışız, aslında taklitçi olan jlo...
lezbiyen karakterlerin yer aldığı perihan mağdenini romanından uyarlanan iki genç kız... adlı filmde yer alan hülya avşar film hakkında sorulan sorulara ve lezbiyenliğe bakışını lezbiyenliğin yada daha geniş ifadeyle eşcinsellğin artık bir üçüncü ırk olarak kabul edilmesi gerektiğini söylemiş kendileri ne diyeyim bencede cehalet televizyon yoluyla yayılan bir virüs kaynağıda hülya avşar ve benzerleri.
bir zamanlar uzun bir süre kendi adının şovunu yapan programlarında yapmacıklık düzeyi olağanüstü olan zagayı izlemememiz için elinden geleni yapmış olduğunu düşündüğüm,türkiyenin en güzel kadını olduğunu güzelim medyamız sayesinde zanneden zavallıca sanatçı..
mehmet barlas; her güzel kadının yanında ondan bıkmış bir erkek vardır
reha muhtar; artık ne çapkınlıkların tadı, ne kadınsı hoşgörülerin albenisi kalmıştı
aykut ışıklar; aradığı sevgi, ilgi ve şefkati eşinde bulamayan çilingiroğlu da şeytana uydu. bu işte şayet suçlu varsa, yarı yarıyadı
serdar turgut; şunu gördüm ki, bizim başbakan ile hülya avşar demokrasi konusunda yanılıyorlar. demokrasinin fazlası zararlıdır.
kendini beğenmişliğin en uç öğrenği olan,sanatçı olduğunu iddaa eden,türkiyenin en güzel kadını olduğunu söyleyen,profosörlerden bile akıllı olduğunu beyan eden,şu anda kendisinden daha iyi oyuncu olmadığını olabilmesi için okyanusları aşması gerektiğini söylüyen oyuncu.tipik medya pofpoflaması örneği.
aşırılıkları olabilir, şımarıklıkları olabilir ama bi gerçek var ki türkiyede onun kadar adından söz edilecek kadar dişi birisi ünlü olarak gözükmemektedir.dişi bi hatun!
az önce denk geldiğim bir magazin programında (tamamen tesadüf. valla!) bir gazetecinin "yeni bir projede manukyan'ın hayatını oynayacakmışsınız, kendinizi hazırlıyor musunuz?" sorusuna "ohoooo ben oraları (nereleri?) önceden çok gördüm" diyerekten gözümdeki dürüstlük imajını tavana vurdurmuştur.
gerçi başka bir amaçla telaffuz etmiş ama şahsen tebrik ediyorum açık sözlülüğünü.
popülarite ve türk magazininin boşluğunu son raddesine kadar kullanan, istisnasız tüm türkiye tarafından tanınan, her şeyi yapmak isteyen ve bu amacına gittikçe yaklaşan, ricky martin'i parmaklayan, şovmen, dergi sahibi, tenis oyuncusu, şarkıcı,vs...
dergi bakarken rafların arasındaki kendisiyle aynı adı taşıyan ve istisnasız her sayının kapağında kendi resmi olan dergisi gözüme giren,her gördüğümde daha da tiksindiğim insan.(demeye dilim varmıyor) (bkz: bunu yapan insan olamaz)