90-91 sezonunda fenerbahçe'nin başındayken, pele'den sonra bir adım ilerlememiş futbol bilgisine sahip yazarların hakkında atıp tuttuklarını görünce o zamanki futbolun halini anlamak çok da güç olmuyor. işin acı yanı bu adamlar hâlâ yazıyor. bu hikayeyi flying dutchman'den dinleyelim:
1990-91 sezonu. fenerbahçe'nin başında 6.000 nüfuslu varsseveld kasabasında doğmuş bir "hollanda köylüsü" vardır.
şansal büyüka:
fenerbahçe hiddink ile yürümez. hele 3-5-2 ile hiç yürümez. neymiş, hiddink büyük hoca. sevsinler büyük hocayı. psv'yi yaratmış da avrupa şampiyonu yapmış da... kandırın bakalım milleti. kim kimi yaratmış acep ? gerets, koeman, lerby, romario, gilhaus, van aerle, vanenburg gibi dünyanın en büyük yıldızlarının olduğu takım mı hiddink'i yarattı, yoksa hiddink mi bu takımı yarattı. adam bulmuş dünya şöhretlerini tafrasından geçilmiyor. oysa bu psv'yi kim çalıştırsa fazla birşey değişmeyecek
ilhan söyler:
italya'da bulunduğumuz iki gün içinde futbolcusunu maça motive etmeyen hiddink bizim dilimizden anlamıyor. fenerbahçe'yi bir an önce anlayan birisinin eline teslim etmenin zamanı geldi de geçiyor bile
islam çupi
adam psv'de başarılı olmuş ama nasıl olmuş? takımın teknik direktörü emekli olmuş, yerine geçmiş. yanında 5 hoca birden. taktisyen var, teknisyen var, kondisyoner var, fizyoterapist var, psikolog var. işte hiddink gitti, robson geldi. psv'ye ne oldu? daha iyi oldu, gene lider. oturmuş bir düzen, sistemlere bağlanmış bir çalışma. ha hiddink ha robson birşey fark etmiyor ki. türkiye'ye ilk geldiği gece hocayı kervansaray'a götürmüşler. masaya dansözlerin biri çıkıp diğeri indikçe dayanamamış. ben de çıkıp oynuyorum demiş. fenerbahçe'li yöneticilerde bir panik. yapma hoca, etme hoca, zor vazgeçirmişler. adamın ne tarafını anlatacaksın, neresinden tutacaksın ? elle tutulacak tek yanı yok. kimi alırsanız alın, kimi transfer ederseniz edin masalcı dede ile bu işler yürümez. bu sene de yürümez, önümüzdeki sene de yürümez. madem milyarları sokağa attınız, 1 milyar da hiddink için atın. verin tazminatını, gönderin masalcı dedeyi.
ziya şengül
serdar'ın kendi kalesine attığı golden sonra komaya girdiğini biz gördük. sen nasıl olurda görmemezlikten gelirsin. uzatmadaki penaltı atışlarında serdar'a, gel birini de sen at dersin. bu kadar morali bozuk bir oyuncuya maçın kaderini belirleyecek penaltı attırmak düpedüz çılgınlıktır. serdar üzerinde psikolojik gerilim yüzünden tabii ki de kaçıracaktı penaltıyı. hiddink futbolcu psikolojisini bilmiyor heralde
nezih alkış
hazret geldiği günden bu yana 3-5-2 nutukları atıyor. hiddink efendi, sen önce fenerbahçe’li futbolculara nasıl pas verilir, kale önünde nasıl topa vurulur, adam markajı nasıl olur onu öğret de sonra 3-5-2 mi olacak, 4-4-2 mi olacak onu konuşalım.
hollanda köylüsü kendisi hakkında bunlar yazılırken türk basınına şöyle bir demeç verir.
ben uzun vadeli plan yapıyorum. bu yıl şampiyonluğu yakalayacak gücümüzden çok uzağız. çalışmalarımız gelecek sezon için. zamanı gelecek, takımı teknik kadroma bırakıp 2 ve 3 üncü liglerden futbolcu izlemeye gideceğim. alt yapıdan oyuncu çıkartacağız.
herkes bana fenerbahçe ile anlaşırken neden diye sordu. fransa, hollanda, ispanya ve almanya'dan teklifler vardı. ancak ben fenerbahçe ile kalpten bir anlaşma yaptım. yapacaklarım arasında geniş çaplı bir futbolcu taraması var. fenerbahçe'yi bir enstitü haline getireceğiz.
burada iki tip basın var. biri dikkatle olayları takip ediyor, ona göre karar veriyor. biri var, sansasyon üzerine, araştırma yapmama üzerine kurulmuş. bazı gazetelerde gördüm, antremana gitmedim diye kulüple ihtilafa düştüğüm yazılmış. ne kadar komik, araştırmadan yazıyorlar. maçların devre aralarında futbolcularla konuşmadıgımı yazıyorlar. onlar bizim soyunma odamızda bulunmuyorlar ki.
hollanda köylüsü fenerbahçe'de 1 sezonun ardından gönderilir. o hollanda köylüsü bugün hala tarlada hasat toplamaya devam etmektedir.
http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/hollanda-koylusu.html