tüm roman karakterlerinin en gerizekalısı olmaya aday kadındır.
spoiler da yapalım:
daha ismini yazabilmeyi bırakın, hristiyanlığın britanya da hakim güç haline getirilmeye çalışıldığı dönemde her kadının yapabildiği işleri bile yapamayacak kadar yeteneksiz iken, hem de yüce kral ın
* kuzeni lancelet
* e aşıkken apar topar yüce kraliçe olmuştur. kendine güvensizliği o kadar belirgindir ki, açık alanda dolaşmaktan bile korkar: caerleon sarayı na ilk girişinde duvarlara tutunarak zavallı karakterinin dışarıdan görünmesini engellemeye çalışır, çünkü duvarlar ona bir hakimiyet duygusu kazandırmaktadır. yüce kral arthur la ilk karşılaşmasında kendini zavallı gibi hissetmekte ve kısa bir süre sonra unutacağı gerçeği düşünmektedir: o, britanya nın toprak bütünlüğünün sağlanması için saraya getirilmiş bir çeyiz parçasından başka bir şey değildir.
ilerleyen zaman içinde, eskiden manastırda yaşamış olmasının da etkisiyle, kişiliğinin zayıflığını örtmesi için kendini başpiskoposa teslim eder resmen; çünkü daha en baştan da açık verdiği üzere, kendini iyi ve hükmedebilir hissetmesi için duvarlara -yani sınırlara- ihtiyacı vardır ve zamanın rahipleri ve başpiskoposun britanya ya empoze etmeye çalıştığı şey, hristiyanlığın korkutucu, engelleyici ve sınırlayıcı yüzüdür. o, yaşamak için hristiyanlığın sınırlarına ihtiyaç duyar; sırf bu yüzden saf dişilik sembolü, "şeytan dini" dediği paganlığa -biraz da
morgaine * den korktuğu ve gerçekten çekindiği için- deli gibi karşı çıkar; kadınlığını işine geldiği zaman kullanmayı bilir ama bunu ayinlerde yapanlara
* inanılmaz bir öfke duyar.
başka bir sıkıntısı da, yine kişiliğinin zayıflığı yüzünden, sarayda kimsenin onu önemsemediği düşüncesidir. oysa arthur a sadakat yemini etmiş bir çok krallıkta, krallar kraliçelerinin devlet yönetimi hakkındaki düşüncelerini önemsemekte ve kraliçenin dediğini yapmaktadır. kendisi de sözünü arthur a geçirebilmek için önce manasız inatlaşmalara girer arthur la, daha sonra kadınlığını kullanır -ne de olsa arthur onu artık sevmektedir ve kendisinin üzülmesine dayanamamaktadır- ileriki aşamalarda ise doğru düzgün okumayı bile beceremediği, sadece başpiskopos tan duyduğu incil ayetleriyle ortalığı karıştırır. zamanın yükselen gücü hristiyanlığın devlet işlerindeki etkisini kavraması uzun zaman almaz ve bundan sonraki her hareketinde sofu bir hristiyan yüce kraliçe olmak, onun maskesi haline gelir. tüm bunlara rağmen, aslında kendisi de çelişkiler içindedir; lancelet e aşkı, morgaine in devlet işlerindeki becerisi, bir türlü sahip olamadığı çocuk -tahtın varisi- onun kafasını kurcalamaktadır lakin arthur üzerinde hakimiyet kurmak bir kere hoşuna gitmiştir, oyununu böylece devam ettirir.
spoiler biter----
zavallıdır.