90 lı yıllarda seattle dan çıkmış rock gruplarına verilen benzer müzik türüne ait isim.soundgarden nirvana bunlara verilebilcek örnekler.ayrıca bir yaşam tarzı ve moda haline gelmiş akım.*
alice in chains de bu akımın öncü gruplarındandır.seattle' ın sürekli puslu, bulutlu ve yağmurlu bir havaya sahip olmasının bu akımın doğumunda büyük rol aldığı söylenir.
seksenlerin ortasında küçük bir hareket olarak seattle, washington da ortaya çıkmıştır. nirvana bu akımın ünlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. ancak bilinen aksine bu akım nirvana ile değil melvins ve mudhoney gibi seattle gruplarının önderliğinde doğmuştur.
ton ve ritimsel olarak punk metal karışımı olan ama aynı zamanda pop ezgileri içeren şarkıların ve bu şarkıların sahiplerinin yarattığı akım.özellikle etkili olduğu dönemde ve bizzat günümüzde insanların yaşam tarzlarına, giyim kuşam trendlerine olan etkisi azımsanamaz.
90'lı yılların patlamasıdır. birden binlerce gencin giyimini, düşüncesini, birikimini, kısacası yaşam stilini değiştirmiştir. bu dönemde "grunge oldum ben" diyerekten ortalıkta gezinen ancak müzikten haberi olmayan ya da sadece smells like teen spirit bilerekten "allahım ne kadar da grunge ım bari sürünerek yürüyeyim" diyen bir çok gencimiz türemiştir. (bu da olacaktır, yapacak birşey yoktur, bir geçiş dönemidir ve herkes bir şekilde bu tip eblek bir dönemden geçer). kaynağı herkesin de bildiği gibi seattle'dır ve çoğu grunge grubu bu çevredeki barlardan çıkıp yüksekmiş gruplardır. bu grupların vokalleri genellikle çok başarılı olur. (bkz: chris cornell) (bkz: eddie vedder)
len okyanusun öbür tarafında ingilizler bişeyler yapıyolar, gelin biz de onları taklit edelim diyen seattle yöresi gençlerinin yaptığı müzik ve akım.
(bkz: chris cornell)
ilk olarak 60larda kullanılan bir terimdir.gençlerin evlerinin garajlarını stüdyo gibi kullanması ve yaptıkları basit müziğe verilen isim garage dı.grunge ın punk tan ilham aldığı bir gerçektir ama punk ın da 60ların garaj olayıyla bağlantısı kabul edilmelidir.grunge ın ilk örnekleri olarak green riverve sonrasında da mother love bone ve the melvinsi gösterebiliriz.90ların başında ise nirvana,alice in chains,stone temple pilots ve pearl jamgibi gruplarla ticari başarı yakalanmıştır.punk esinli, heavy metal öğelerinin de sıkça rastlandığı ve içerdiği karanlık atmosferle 90ların gençliği ile büyük bağ kurmuş akımdan geriye sadece pearl jam kalabilmiştir.
ortaokul lise civarıydı sanıyorum...grunge'la yatıp grunge'la kalktığım, depresyondan depresyona koştuğum güzel zamanlar. o zamandan şöyle bir yazıyı word dosyası olarak tutmuşum bugüne kadar. google'ladım..hala yerinde duruyor.
grunge is a concept that is more then just dirty clothes, ragged hair, and drug abuse. while many other styles overlap with grunge, punk in particular, none have the same mindset as a "grungie". grunge is more than a look, it is a state of mind.
followers of grunge tend to wear torn jeans, tee shirts (with their favorite band spray-painted on it) flannels sweaters . shoes are universal to a grungie. ıf the shoe fits wear it, so to speak. as long as it is comfortable, it is a good shoe. "punks" wear torn jeans and the same type of tee shirts as well, but never touch the other clothing. the only exception to this is footwear. punks do not have the same philosophy as grungies when it comes to footwear, but because of the open view of the grungies, overlapping can hardly be avoided. while "grungies" oppose body piercing (who wants a piece a metal in their face anyway?) punks approve. ıts seems like their whole hierarchy is based on piercings....the more you have, the cooler you are.
both grungies and punks listen to the same type of music. blare some nirvana or hole from a speaker and watch the party liven up. that is not to say that all of their music is universal....very few grungies would ever listen to rancid or kmfdm. to punks however, rancid is the heart of it all. loud, fast music sung by people wearing chains, who have multifaceted hair. when it comes to hair, the two groups rarely see eye to eye. punks enjoy mutilating their hair...a mohawk, a glob of mousse and some pink haircolor show ones uniqueness. grungies however, enjoy natural hair. ıt is not necessary to dye your hair pink. doing so does not show uniqueness, it shows how much of an ass you are.
this is not to say that grunge overlaps only with punk. nothing could be farther from the truth. ıt just seems that the two styles have much in common, and yet are so different.
lets take alternative for example. to the clueless, alternative and grunge are two words for the same thing. far from it. while some overlapping is inevitable, then main characteristics of being a grunge are radically different then those of an alternative follower. dress, while similar, is not totally compatible. chains are worn by alternative people, to make them look "cool." that in itself violates grunge philosophy. a true grungie would not do something to look "cool." appearance doesn't matter, it is what is inside that counts.
that is just a few examples of the differences between grunge and alternative. trust me, there are many more, but ı will not bore you with them all. ı hope it is now understood that grungies are not just a subset of alternative, or any other style for that matter. ıt is a unique philosophy into itself."
şu an için kısıtlı olan bilgimle hakkında iki kelam etmek istiyorum.
sanırım kelime kökeni olarak, kirli-pis anlamlarına gelen grungy'den geliyor grunge. keza müziğe veya giyime yansımalarına bakarak bu kökeni doğru sayabiliriz.
müzik türü olarak bakacak olursak çoğunlukla 60'larda doğan gençlerin öncülüğünde yükselmiş bir akım olduğunu söyleyenebilir. generation x olarak adlandırılan bu neslin ortak noktaları sanırım hayalkırıklığıdır. kurt cobain'in dediği gibi: "8 yaşındayken okuldaki her çocuk aynı soruyu soruyordu: 'anne babalarımıza ne oluyor? neden boşanıyorlar?' çünkü sadece benim annem babam değil bütün herkesin annesi babası boşanıyordu. sanırım bu onları yetiştiren insanların hatasından kaynaklanıyor.". tabii hayalkırıklığının anne-babaların boşanmasından kaynaklandığını söylemek biraz sığ bir yaklaşım olur. sığ bir şekilde açıkla derseniz cenabet bir dönem olduğunu söyleyebilirim. kısacası çoğu şeyin kötüye gittiği bir dönem, bu neslin büyüme dönemiyle kesişir ve generation x ortaya çıkar. generation x hakkında daha ayrıntılı bilgi isteyenler için: http://en.wikipedia.org/...
her neyse, her şey kötüye gidiyordu diyelim. bunların yanısıra seattle'ın tuhaf bir müzik altyapısı vardı. tuhaf derken, los angeles veya new york'dan daha farklıydı. kimileri seattle'ın müzikal açıdan nispeten izole bir şehir olduğunu söyleyerek açıklar bunu. gerçekten de aynı dönemde los angeles'tan guns'n'roses'ın doğuyor olması bu duruma örnek teşkil edebilir.
bu koşullar altında grunge oluşmaya başladı. bu akımı en çok etkileyen grupların black sabbath ve led zeppelin olduğu söylenirken pink floyd ve the beatles gibi diğer klasik grupların etkisi de yadsınamaz. tabii ki grunge-punk ilişkisini de gözardı edemeyiz. neil young ise grunge'ın oluşmasına bireysel olarak destek vermiş bir ustadır. ilk grunge grubunun hangisi olduğu geyiğine ise girmeyeyim diyorum kuş kadar bilgimle.
artık müziğin kalitesi mi, sözlerin çarpıcılığı mı, yoksa grunge gruplarında genel olarak varolan samimiyet duygusu mu deriz bilemeyeceğim; ama grunge seattle'ı aşarak önce amerika'da sonra da dünyada popülariteyi yakaladı. grupların kimi üyeleri bu popülariteyi kaldıramayarak, kimileri de kendilerine özgü diğer sorunlardan ötürü yaşamlarına son verdiler. esasen beni bu giriyi yazmaya gelecek olan sebep grunge'ın (bilhassa kurt cobain'in) saçma sapan bir şekilde eleştirilmesi oldu. sanırım grunge, ingiliz müziği ile karşılaştırıldı ve kalitesizliği bir şekilde ilan edildi; çünkü bakınca görülüyor ki grunge'ın ingiliz müziği özentisi olduğu gibi saçma sapan bir çıkarım yapılmış. grunge akımını etkileyen grupların bir kısmının ingiltere kökenli olduğu doğrudur; ancak "ingilizler bi şey yaptı, okyanusun karşısından amariganlar özendi buna." tarzı yorumlarda bulunmak en hafif tabirle sığlıktır. grunge'ın doğduğu dönemlerde seattle'da müzikle uğraşan gençlerin röportajlarını biraz okumuş, şarkılarının sözlerine bir göz gezdirmiş olsanız dahi bu tür iddiaların saçmalığını rahatlıkla anlayabilirsiniz.
bana göre grunge, dünya üzerindeki en güzel albümlerden bir kısmını çıkarmış şahane bir akımdır. ben bunun sebebini çılgın müzikal altyapısından ziyade, müzisyenlerin ait oldukları neslin sorunlarını oldukça net ve başarılı şekilde yansıtmalarına bağlıyorum. ama maalesef belirli bir döneme ait bir akımdı ve üzülerek söylüyorum ki geri gelmesi (aynı koşullar oluşmadıkça) imkansız. ileride, grunge hakkında bilgi dağarcığım arttıkça daha doyurucu bir giri yazabilmeyi hayal ediyor, dünya barışını istiyorum. tabi.
şu aşağıdakileri daha fazla bilgi edinmek için kullanabilirsiniz. bunları ukte olarak kabul edip, güzel, bilgilendirici giriler yazarsanız da sevinirim:
(bkz: seattle)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60seattle%60')">seattle)
(bkz: sub pop)
(bkz: green river)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60green+river%60')">green river)
(bkz: mother love bone)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60mother+love+bone%60')">mother love bone)
(bkz: mudhoney)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60mudhoney%60')">mudhoney)
(bkz: the melvins)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60the+melvins%60')">the melvins)
(bkz: soundgarden)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60soundgarden%60')">soundgarden)
(bkz: malfunkshun)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60malfunkshun%60')">malfunkshun)
(bkz: nirvana)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60nirvana%60')">nirvana)
(bkz: pearl jam)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60pearl+jam%60')">pearl jam)
(bkz: alice in chains)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60alice+in+chains%60')">alice in chains)
(bkz: screaming trees)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60screaming+trees%60')">screaming trees)
(bkz: andrew wood)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60andrew+wood%60')">andrew wood)
(bkz: chris cornell)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60chris+cornell%60')">chris cornell)
(bkz: eddie vedder)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60eddie+vedder%60')">eddie vedder)
(bkz: kurt cobain)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60kurt+cobain%60')">kurt cobain)
(bkz: layne staley)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60layne+staley%60')">layne staley)
(bkz: mark arm)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60mark+arm%60')">mark arm)
(bkz: stone gossard)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60stone+gossard%60')">stone gossard)
(bkz: jeff ament)" onmousedown="return bkc('2476837','+%60jeff+ament%60')">jeff ament)
bu akıma kapılan insanların, bir yaşam tarzı haline getirmiş pıtırcıkların karışılaştıkları sorunlar vardır.
pearl jam dinlersin "popüler kültür özentisi"," tek olayları black abi yea" derler. alice in chains dinlersin " çok demode" derler. nirvana dinlersin bu sefer "abi sivilceli ergen misin? ne işin var nirvanayla" derler. tabi bu mantıksız laflarıın hepsine ayrı ayrı uzun uzun cevap verebilcek kapiseteye sahip bir grunge sever hiçbirine aldırmadan, fikine takmadan hayatına devam eder. sadece " ehe" der geçer gider. playlstine bakıp "üfff ne aptal şarkılar" diyenlerin her ne kadar yumurta topuklu ayakkabıyla kafasını ezmek istesede asla yapmaz.
emolar, metalciler, rapçiler ıvırlar zıvırlar içinde en mantıklı olan akımdır.bi kere o kadar boyanmaya, tokalara, kıyafetlere para vermeye gerek yoktur.beş parasız ergen insanın seçebileceği en adam gibi yoldur.özünde ağzımıza silahı dayayıp patlatalım gibi bir felsefe de yoktur.depresyon da yoktur.sonuna kadar doğallıktır sadece.
grunge rahatlık demektir. kafana estiği gibi davranmak, kim ne der diye düşünmemek, hayata siktir çekebilmektir.
pervasız olmaktır.
üç akor bir çığlıktır.
bir yaşam felsefesidir grunge. tınlamamaktır. yılmamaktır.
hayatın yaptığı ibnelikleri sineye çekip, o ibneliklerin tekrar üstüne üstüne gitmektir.