bir de tiki ablalar bu birlikteliğe küçük pullu çantalar eklerler o zaman kusursuz(!) bir birliktelik olur.
bi de kulaklarına kocaman halka küpeler,kafalarına da nike marka şapkalarını takarlar.sonra bi güzel olur ki o tiki kızlar
"çok doğalım ya eşofman giydim. şapkam nike, başka yok, hava da çok soğuk botlarımı giydim ne yapabilirim kiiii" mesajıyla kendisini kandırarak hedefi (erkekleri) vurmaya çalışan tikicanların yarattığı birliktelik.
liseden hatırladığım en harikulade kombinasyon. bi de etek-gömlek birlikteliğinin üstüne lacivert paul shark kazak giyip botları yere sürterek yürümeleri yok mu, ona da hasta olurdum eskiden, ikisi aynı hamur. kadına kısrağa hafif meşrep bi çekicilik katan hareketler bunlar. genç kızlık ile kadınlık arasında bocalayan, ama geçiş döneminin arızalarını içinde barındırmayan, hatta kadının ve kızın "en"lerini, yani en güzel-tatlı-seksi-kışkırtıcı-v.s. kolajını içinde barındıran bi duruş. eşofmanın ağ kısmının hafif kalçanın içine girerek vücut hatlarını belli etmesi, öte yandan salaş-rahat bi şekilde dolanan yavrunun tıpkı sabah uyanmış gibi mahmur bi hava yansıtması, ki bildiğiniz gibi bi hatunu uyanır uyanmaz mahmur mahmur halletmek dinimizce de sevap ve dahası gerekli, detaylı bilgi konu ile ilgili yerde var.
neyse... giri eşofman altı timberland takılan kızlar hemcinslerine göre çok daha kadınsı, alımlı ve daha da önemlisi kişilikli bireyler. bunlar ileride kendi ayakları üzerinde durabilen metropol kadınları oluyor. her yerimi yemyeşil bi sızı kaplıyor bu hallerini görünce, soluksuz bi nefes olasım geliyor, bayılıyorum, hasta oluyorum yahu. böylelerine "üzülmeyin yavrucaklar, sizi istedikleri kadar eleştirsinler, kınasınlar, aşağılasınlar, nasılsa her zaman size sahip çıkacak karizmatik bi abiniz var, korkmayın ne olur, dik durun" demek lazım.