genetiğin babası olarak bilinir.. bağlı bulunduğu mansatırda papaz olarak hizmet vermekteyken yaptığı fasülye deneyleriyle fasülyelerin bazi karakteristiklerinin değiştiğini bazılarının aynı kaldığını felan tesbit etmiş büyük insandır..
ne yazık ki bir çok bilim adamı gibi mendel'in de kıymeti bilinememiş ve deney notları ölümünden yıllar sonra ortaya çıkarılmış ve okunmuştur..
(bkz: mendel yasaları)
tam adı gregor johann mendel'dir. deneylerini fasüleyelerle değil bezelyelerle yapmıştır. deneylerinde yaklaşık 28000 bezelye fidanı kullandığı söylenir.
darwin'le aynı çağda yaşamıştır. kendisi darwin'in türlerin kökeni kitabını okumuş fakat işe yaramaz bulmuş, darwin ise mendel'in yayınlarını eline geçmesine rağmen hiç okumamıştır.
mendel yasaları ile genetiğin babası olmuş insandır, en önemli yasası bağımsız kalıtım yasası olup burda bir kromozom çifti üzerinde yerleşmiş olan bir gen çiftinin alellerinin (farklı karakterleri çıkaran iki ya da daha fazla gen) , başka bir kromozom çifti üzerinde bulunan bir gen çiftinin alellerinden bağımsız olarak aktarıldığını, dişi ve erkek eşey hücrelerinde çeşitli düzenlemeler ile yeni dölde rastgele eşleştiğini belirtir...
bezelyelerle yaptığı deneylerde bitkinin uzun boylu ya da cüce, çiçeklerin ve yaprak koltuklarının renkli ya da renksiz, tohumlarının sarı ya da yeşil, düzgün ya da buruşuk olması gibi karşıt özelliklerden birini kuşaklar boyu taşıyan saf soylar elde etmeyi başardı. ardından bunları kendi aralarında çaprazladı. sonuçta gözle görülür ölçüde belirgin olan bu iki seçenekli özelliklerin saf soylar ile melez döllerde temel kalıtım birimleri aracılığıyla ortaya çıktığını ve her özellik için bir çift genin bulunduğunu öne sürmüştür.
ve buradan mütevellit genetiğin temelleri de atılmış oldu. gökten üç elma düştü.
1843 yılında 21 yaşında iken maddi sıkıntılarının artması ve kendisine bir sığınak arayışı ile manastıra başvurmuş, başvurusu kabul edilmiş, johann olan ismini manastır gelenekleri nedeniyle gregor olarak değiştimiştir.
aziz thomas (tommasso) manastırı'nda klacel adında bir rahiple ve piskoposluk tarafından baskılarla karşılaşmamış olsaydı, bugün büyük olasılıkla yasalarından söz edemeyeceğimiz biri olacaktı.
rahip klacel, manastırın doğa bilimleri öğretmenlerinden biriydi, ancak dönemine göre oldukça ilerici bir okul olan manastırın bile kabul edemeyeceği görüşleri olduğu (ki henüz hakkında bir şey bilinmeyen evrim kuramıni dile getirenlerden biriydi) için bahçe işlerinden sorumlu rahipliğe (bir görev düşüşü olarak bahçıvanlığa) atanmıştı. manastır yakınlarındaki yüksek tepelerden topladığı bitkileri daha az rakımlı bölgelere ekme işinde mendel'den yardım istedi. birlikte yaptıkları deneyler sonucu yüksek rakımlı yerlerde yetişen bitkilerin, daha alçak rakımlı yerlerde yetiştirildiklerinde özelliklerinin farklılaştığını, bu bitkilerin eski yüksek rakımlı yerlere tekrar ekildiklerinde eski özelliklerine tekrar kavuştuklarını gördüler. klacel, mendel'e yemekhanede şöyle bir laf etmişti hatta; "şu yediğimiz bezelye bile müthiş bir araştırmanın konusu olabilir."
yıllar sonra mendel o zamanlar adı bile olmayan genetik bilimi deneylerine başlamak için manastırdaki odasına fareleri doldurup çiftleştirmeye başladı. siyah ve beyaz fareler üzerine yaptığı deneyleri duyan başpiskoposluk cinsiyet üzerine deney yapamayacağına ilişkin bir uyarı yollayınca, klacel'in önerdiği gibi bezelyeler üzerine deneyler yapmaya başladı. neyseki başpiskoposluk bitkilerin de cinsiyetleri olduğundan habersizdi.
bu baskı aslında mendel'in yasalarının doğru oluşmasını sağlamıştı. çünkü mendel bezelyelerin saf ve melez ırklarının saptanmasını kolaylıkla yapabiliyorken dönemsel teknolojik gelişimin yetersizliği nedeniyle bunu fareler üzerinde hiçbir zaman gerçekleştiremeyecek ve fareler üzerinde deneyler yapmaya devam etse kalıtım yasalarını hiçbir zaman doğru olarak ortaya koyamayacaktı.
bezelyelere, ailesine ve tüm mahalle sakinlerine yaptığı çeşitli işkencelerden sonra, bir türün özelliklerinin kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarıldığını buldu...
küçük yaşlarda bahçe işleriyle uğraşmaya başlayan mendel, üniversite öğrenimini doğa bilimleri üzerine yapsa da gerekli olan fark derslerini alarak moravya’da din adamı olarak çalışmaya başladı. daha sonra kpss’den yeterli puanı almayı başaran mendel, o zamanlar henüz formasyon alma zorunluluğu bulunmadığından, brünn’e dönerek, bir teknik lisede öğretmenlik yapmaya başladı.
1858 yılında bezelyelerle tanışan mendel’in, bezelyelerin özel hayatına burnunu sokma dönemi 8 yıl kadar sürdü. manastırın arka bahçesinde işini gücünü envari çeşit bezelye çarprazlamaya bindiren mendel’in yetiştirdiği ihtiyaç fazlası bezelye, tüm mahalle halkının gerek konserve yapması, gerek çiğden bastırıp sulu yemeğini pişirmesi sayesinde ancak tüketilebildi. bezelyeli pilavın icadı da yine bu döneme denk gelmektedir. yine ilk defa bu dönemde, patates-turşu-havuç garnitür üçlemesinin içine bezelye de dahil olmuştur. daha sonra aynı deneyi farelerle tekrar etmek isteyen mendel’in karısı maria, fareleri baygon kullanarak bertaraf etti ve pozitif bilime büyük bir darbe vurdu. buna sinirlenen mendel, bütün bezelyeleri kabuklarıyla birlikte zorla karısına yedirtince maria emily mendel 1864 yılında farelerden kalan baygon’u içerek intaar etti.