newton ile giriştiği
calculus'u önce ben buldum çatışması, günümüzde uygulanan bilimsel tez yazımının gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. bilim adamının yaptığı çalışma hakkında öncelik hakkının belirlenmesi, bilimsel tez yazımının gelişimiyle daha sağlıklı bir hale gelmiştir.
bilimsel tez yazımının gelişmediği onyedinci yüzyıl sonlarında hem
newton, hem de leibniz eşzamanlı olarak geliştirdikleri calculus ile ilgili yazılarını
anagram kullanarak yazmışlardır. bu yöntem, buluşu yapanın öncelik hakkını garantilemekle birlikte, konuyu bilmeyen birisinin gizlenen bilgiyi anlaması mümkün olmadığından, önceliğin belirlenmesinde de pek bir işe yaramamıştır.
onyedinci yüzyılda bir çok bilim adamı arasında eşzamanlı buluşlar nedeniyle büyük çekişmeler yaşansada,
newton ve leibniz'in ki en çok ses getirenidir. bu hem devlerin savaşıdır, hem de buldukları şeyin, matematiğin şu ana kadar ortaya koyduğu en güçlü araçlardan olan
calculus olmasından kaynaklanır.
bir çok araştırmacıya göre leibniz,
newton'dan çok daha kapsamlı, derin ve moderndir. bazı tarihçiler leibniz'i son evrensel dahi olarak tanımlar, bazıları ise
aristoteles'ten bu yana en kapsamlı düşünür olduğunu söyler.
ilgi alanına giren dallar arasında, tarih, iktisat,
teoloji, dilbilim, biyoloji, jeoloji, hukuk,
diplomasi, siyaset ve tabii ki matematik,
astroloji ve yer mekaniği ile felsefe vardı.
leibniz'in herhangi bir akademik kurumla bağlantısı yoktu, hukuk eğitimi görmüştü ve doğduğu yer olan
almanya'da soyluların hukuk ve
diplomasi işleri ile ilgilenerek geçimini sağlıyordu.
metafizikle ilgilenmesi bugünkü modern fiziğin temellerini atan konulara girmesine neden olmuş, onu kavramsal olarak
newton'un çok önüne geçirmiştir.
simgesel mantık üzerine önemli çalışmalar yapmış, daha önce bulunan mekanik hesap makinesini geliştirmiş, bilgisayarların temeli olan ikili aritmetik üzerinde çalışmıştır.
calculus konusunda ise araştırmaların gösterdiği; aynı dönemlerde olsa da ilk bulanın
newton, ilk yayımlayanın leibniz olduğudur.
newton ile leibniz'in kavgaları, çatışmaları ise ayrı bir güzeldir, öncelikle yaşadıkları devirde toplumdaki statüleri çok farklıdır. newton, güçlü ve nüfuzlu bir makama sahipken, leibniz soylu bir ailenin yanında kütüphanecilik yapan, hukuk işleriyle ilgilenen ve kendi romatizmalarıyla uğraşan ve ''calculus'u bulan adam böyle mi yaşamalıydı'' diye sordurtan bir tablo çizer.
ikisi de çok dindardır ancak tanrının evrendeki rolü üzerindeki düşünceleri taban tabana zıttır.
newton'a göre evren, mekanik ilkelere göre hareket ediyordu ve yaratılışın başında tanrı tarafından kurulmuş bir saate benzetilebilirdi. ancak çelişkileri de yok değildi. saat, tanrının yardımı olmadan sonsuza kadar işleyecekse, tanrının varlığına o zaman gerek var mıydı ve niye dua ediyorduk. sonrada gezegenlerdeki bazı düzensizliklerin saati bozabileceğini ve o noktada tanrıya ihtiyaç duyulacağını söyleyerek çelişkilerini çürütüyordu. leibniz ise, tanrının bir çeşit saat tamircisi, bakım ustası olması fikriyle alay ediyor ve
newton'un fikirlerinin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bu fikirlerin tanrının mükemmelliğini zedelediğini söylüyordu.
leibniz'in hayatı boyunca hiç bir işi rast gitmemiştir, ancak buna rağmen
diderot'a göre o, iyimserliğin babasıdır.