manhattan'daki sosyete gençlerinin hayatını anlatan orta karar başlayan dizi. tabi bir de brooklyn'de yaşayan saf kardeşlerimiz var. ilerde geliştirebilir kendini. the o.c. nin yapıcılarından olduğu çok bariz, buram buram kokuyor zira.
kitaplarda anlatılan serena van der woodsen karakterinin güzelliği gözümüze sokuluyordu resmen 1. bölüm bitti ben hala seranadaki güzelliği göremedim..
okuyacak kitabımın kalmadığı günlerden bir gün kardeşimin(yaş 12) kitaplığını didiklerken buldum bu serinin bir kitabını. yamulmuyorsam tek istediğim herşey idi adı da. arka kapakta yazan ''gençler için sex and the city'' yazısını görünce lan noluyor bizim ufaklığa diyerek okumaya başladım. o kitabı bütün seri izledi. annem elimde görünce utancımdan kardeşime aldım diyordum ama büyük bir tutkuyla okumaya devam ediyordum. hastasıydım adeta. böyle bir kafa boşaltma, böyle bir eğlendirme, böyle bir saçmalık az görülmüştür. tavsiye ederim okuyun pişman olmayacaksınız, yalnız beleş bulursanız okuyun, para vermeyin yazıktır. ve de kitaptaki şair karakter hayranlık uyandırıcıdır sırf onun ve yönetmen kızın ilişkisini takip etmek için bile okunur bu seri.
(bkz: ne de banal bir insanmışım)
şimdiye kadar çıkan tüm bölümlerini oturup bir günde bitirdiğim dizidir. baya garip bir dizi bu gossip girl, izlettiriyor kendini. sanırım bunda serena van der woodsen'a aşık olmamın %200 payı var. nasıl bir karakterdir o! *
gündemdeki, yani popüler olan şarkıları fonda kullanarak izleyicisi gençlikte bir güncellik, bir yakınlık hissi doğurmayı başaran, yeni keşfettiğim jet sosyete gençlik dizisi
cecily von ziegesar romanıdır.dizisi de çekilmiş ancak izlemişliğim yoktur.new york doğu yakasında yaşayan zengin çocuklarının şaşaalı yaşantılarını anlatır.kızlar constance lisesine gidip takashimaya'dan alışveriş yaparlar,hafta sonları yardım partilerinde eğlenirler,bir yandan ailelerine layık olabilmek için sat sınavlarına çalışır,okul sonrası programlara zaman ayırmaya çalışırlar,çünkü yale ya da harvard'a kabul edilmeleri aile şerefleri açısından önemlidir.bulimik ve alkolik doğu yakası çocuklarının hikayesini anlatan yazar kendisinin de bu çocuklar arasından geldiğini söylemiştir.isimleri değiştirse de tüm bu hikayenin gerçek olduğunu öne sürmüştür.kitaba ilgiyi artırmak için mi böyle bir açıklamada bulundu orası bilinmez tabi.
cnbc-e dergi'nin temmuz sayısının posterini vermesiyle birlikte yakında cnbc-e'de yayınlayacağını anladığım dizi. kahretsin pek zekiyim. e2'de yayınlanırsa göt olurum o ayrı.
izledikce blair'a antipatimin daha cok gelistigi dizi. serena gibi olmak isterdim acıkcası ayrıca cnbc-e nin de vermesini umuyorum bu internetten izleme olayı sıktı minnacık ekranda olmuyor. oc yle kıyaslanmasa diye de düsünüorm cünkü ikisi de ayrı güzellikte.
bu kadar klişe olmasına rağmen bu kadar sevilmesinin nedeni sanırsam ki 2 etmendir:
new york
ve o muhteşem kıyafetler.
bi de gayet dinamik bi dizidir. oc gibi ağlak yapan tipler yoktur.
blair'ın tüm saç bantları hayran olunasıdır. ve chuck bass'da ayrı bir ekol olma yolunda ilerlemektedir.
2.sezonu yeni "every parents nightmare" sloganıyla (sanırım) eylülde başlayacaktır .
dizi kitaba göre hayal kırıklığıdır.evet bu yaşımda ben de utanmadım o kitapları okudum.konuya dönersek; serena kitaptaki serena değil hatta yolda görsek yüzüne bakayız, blair beklediğimden taş, nate hayal kırıklığı, chuck'ın erkek güzeli olması gereirdi yanına yaklaşamaz, jenny denen hanım kızımızın koca memeleri olmalıydı valla ben göremedim...olmadı ya, ben mi çok şey bekliyordum?
the oc'nin desperate housewives anlatımlı versiyonu. tecavüzcüsü, kendini içkiye vurmuşu (kız suratlı oğlanlar), kevaşe annesi *, fakir babası (otuzluk cillop adamlar), bilumum öğürünç klişeleriyle yoz bir amerikan dizisi dahadır. sevişilmeyen her bir dakika ziyandır, yürüyün aslanlarım.
("bu bir parti, olur böyle şeyler" diyor. ulan bu memlekette altmışına gelip hala sevişmemiş adamlar var, sırf bunun için huri muri zikrediyorlar, utanın be kardeşim, lüksünüzden utanın!)
dizideki kötü kız blair ve avanesi bana tek bir şeyi anımsattı, selena'daki kötü kız kıvılcım ve onun gibi kötü olmaya çalışıp dekorluktan fazlasını yapamayan arkadaşları. ayrıca serena'nın anası rolünde hayat ağacı'nın başrolündeki sam var, yaş ilerleyince işte esas kızlıktan ana rollerine geçiyor insan.
ayrıca dizinin kötü zengin piçi chuck bass'in de gerek tavrı hatta mimikleriyle aile şerefinde yaşar usta'nın vurduktan sonra arkasına bakmadığı bir başka zengin piçi olan oktay'ın aynısı olduğuna karar verdim. bunda babasının "oğlum bu partiyi sana verdim sana canlar feda" demesinin, gene ıtır esen'i andıran "alt tabakadan" sarışın bir kız* tarafından göt olduğu için hırslanması gibi detayların payı var.
ilk bölümünde justin timberlake'den what goes around comes aroundve amy winehouse'den back to black'i çalan ve sadece sırf bu yüzden bir zamanlar pazar keyfi'nde yayınlanan efsane petek dinçöz ve serdar ortaç şarkılarıyla süslü kördüğüm adlı tırt diziye benzeyen ama konusu itibariyle yalan rüzgarı'nı cesur ve güzel'i falan bir kenara bırakmış sürükleyici dizi.
hi i am gusip girlll..
son zamanlarda gerek how i met your mother gibi sitcom lar olsun, gerek desperate housewives tarzı komedi dram dizileri olsun narrator'lı işlerden çok ekmek yedi yapımcılar. biz de yine yalandan bir dizi yaptık ve bu son modadan bize de çorba çıkar mı diye olsa da olmasa da götümüzden bir format uydurduk.
hii i am gosüpgörll
o parti senin bu parti benim manhattan'da cirit atarım. orada burada casuslarım vardır boş adamın önde gidenidir bunlar da benim gibi onun bunun fotosunu çekip bana yollarlar. ben de siteme koyarım. deyvit kimi ellemiş, selena kime vermiş hepsini izlemeye çalışırım. maşallah her boku da görürüm. benim yaşımdakiler böyle delicesine eğlenip coşarken ben sadece işime bakarım onları rontlarım. evet ben asosyal, ezik ucubenin tekiyim ama bok gibi para var sonuçta onlarla aynı muhitin çocuklarıyız. bana da kör topal bir alıcı bulunur aslında ama neden bakmıyorum?? dedik ya formata uysun diye sıçılmış bişeyim beenn..
sağlık sorunu yok, para derdi yok, ölüm yok sadece yaşamak var, entrika var, istekler var, ihanet var, aldatma var.
hayatın makyajsız, kötü görünen yerlerini silin atın, sıkıcı olmaması için aşk, ihtiras ve bunun etrafında dönen mücadeleyi ekleyin, fonda ihtişamı kullanın. ve bingo. bildiniz. alın size gossip girl, the oc ve türevleri.
bu dizi izlenir mi? izlenir. hatta bazen ben de izliyorum. çünkü makyajlı bir hayat insanı cezbedebiliyor, insan bazen hayal ettiklerini bulabiliyor. ya da zaten içinde yaşadığımız hayattan farklı olanı görmek istiyor insan.
ilk bölümün yayınlandığından beri bilmem kaç kere (ilk bölümü) daha yayınlanan dizi. cnbc e işin bokunu çıkarmıştır. yeter artık diyorum burdan. bıktım lan.
3 gündür evde boş boş oturan bendenize "ahan da yeni bölüm" heyecanı yaşatan,ama hep aynı bölümle karşılaştırıp şok yaşatan dizi.
ve evet,can sıkıntısı kötü bişey.
türk kızları üzerinde olumsuz örenek teşkil etmesinden korktuğum dizidir, bide bu dedikodu işinde bizim türk kızlarımızın çok da masum olduğunu bize gayet net gösteriyor bu dizi.