good will hunting   

adana çık aradan

  1. başrolünde matt damon oynadığı, yardımcı erkek karakter rolünde ise robin williams'ın oscara sahip olmasına sebep olacak kadar başarılı bir performans gösterdiği 97 yapımı izlenilesi, duygulanılası, başarılı yapım...
    (tyrael, 16.03.2004 02:02)
  2. will gözünle görsen inanamayacağın kadar zeki bir yuppidir. öyleki hiç eğitim almadığı halde matematik nobeli * almış adamın eline verecek kadar iyi matematik bilir, bütün tarih ıvır zıvır kitapları okuyup ezberine almıştır, kafadan bir molekülün şeklini de çizebilmektedir. bütün bilimlerde son noktada olmasına rağmen mutsuz bir sokak soytarısı olmaktan öteye gidememiştir.

    derken bir gün kavga etmek için girdikleri harvard barında skyler ile tanışır. skyler geniş omuzlu, pehlivan yapılı, kapıdan sığmaz bir yarmadır. ağzı pistir her türlü küfrü eder, erkek fatmanın upgrade versiyonudur. konuşunca bir boğanın konuştuğunu sanırsınız, romantik değildir. avrupai değildir kısaca, motordur. ama will de eşşek sıpasının teki olduğundan tencere kapak durumu söz konusudur.

    will bir gün mit nin koridorlarını süpürürken ilan tahtasında asılı 15 gün mühlet verilmiş soruyu görür ve olaylar başka yönde gelişmeye başlar.

    güzel filmdir, izlenesi filmdir. robin williamsın en iyi filmidir, şahanedir. gülsüm sağlamer asla böyle bir iş çıkaramaz mesela. ama şebnem ferah çıkarır.
    (tozkoparan, 30.04.2004 15:42)
  3. enteresan bir şekilde, hayatta en sevdiğim film deyince aklıma gelen ilk filmdir. bunun başlıca etkenleri filmdeki karakterlerin kuvvetli olması, hikayenin çok yumuşak bir tonda olduğu kadar etkileyiciliği. ama yan etkenlerden elliot smith'in inanılmaz şarkıları * * * çok önemli yer tutuyor. bu kadar sevdiğim bir film olarak, her dakika gösterilerek televizyon şoparı olması beni üzüyor.
    (pieceout, 05.05.2004 11:50 ~ 11:52)
  4. can dostum olarak türkçeye çevrilmiş filmin adı.
    (nymphaea, 02.01.2005 00:17)
  5. robin williams faktöründen yola çıkarsak ölü ozanlar derneğinin devamı gibi düşündüğüm film. karakter tahlilinin yeterli şekilde yapıldığı ve will'in yaptıklarına şaşırırken bir yandan da ''zaten bu psikolojide bir insan bunu yapardı'' şeklinde yargılatan film.
    (puzzle, 02.01.2005 01:19 ~ 01:20)
  6. ingilizce hazırlık okurken star televizyonunda tanıtımını görünce "ken dastım" diye okuduğum ama henüz izlemediğim film.
    (bkz: can dostum)
    (camel, 05.11.2005 05:40 ~ 13.11.2006 15:07)
  7. "real loss is only possible when you love something more than yourself" r. williams , good will hunting
    (kornish, 15.01.2006 12:30)
  8. oscarlık konusunun matt damon ve ben affleck tarafından yazılmış olmasıyla birçok insanı şaşırtan film. yönetmeni benzer filmlerden tanıdığımız gus van sant (bkz: finding forrester)
    (panavision, 15.01.2006 13:19 ~ 13:20)
  9. matt damon'ın bir dehayı canlandırdığı film
    (rockbase, 16.04.2006 00:41)
  10. matt damonun dahi ama temizlikçi; robin williams'ın da hoca olduğu filmdir. ikisinin de oyunculuk performansları ve filmin etkileyiciliği için izlemeye değerdir.
    (maia, 12.11.2006 12:33)
  11. (bkz: will hunting sendromu)
    (zeus, 17.05.2007 22:14)
  12. oldukça şaşırtıcı bir şekilde ben affleck ve matt damon tarafından yazılmış film.

    (bkz: http://www.imdb.com/...) - written by
    (cybi, 26.05.2007 20:00 ~ 20:01)
  13. " sana savaşı sorsam sheakspeare'den alıntılar yaparsın ama hiçbir zaman bir arkadaşının kafası kucağına düşmedi.bunun ne demek olduğunu bilemezsin! "
    "sana sanatı soracak olsam bana okuduğun kitapları satmaya çalışacaksın.michalengelo hakkında çok şey biliyorsun değil mi?çalışmalarını,politik etkilerini,papayla olan ilişkilerini,cinsel tercihlerini,bütün çalışmalarını söylersin.ama sistine kilisesinin kokusunu söyleyemezsin.çünkü oraya gerçekten gidip o güzel tavana bakmadın.görmedin.
    sana kadınları sorsam neleri sevdiğin hakkında bir sürü şey söylersin.hatta bir kaç kere yatmışsındır da.ama bir kadının yanında uyanmanın ve mutlu olmanın ne demek olduğunu söyleyemezsin.
    sana aşkı sorsam sonelerden alıntı yapacaksın.ama bir kadının karşısında tamamen savunmasız kalmadın.sana gözleriyle hükmedecek birini görmedin.tanrı'nın seni cehennemden kurtarması için indirdiği melek olduğunu düşünmedin.onun meleği olmak nasıl bir şey bunu da bilmiyorsun.bir aşkı sonsuza dek paylaşmayı.her şeye rağmen.kansere rağmen.bir hastane odasında iki ay boyunca yalnızca elini tutarak sabahlamak ne demek bilmiyorsun. doktorun gözlerine baktığında "ziyaret saatleri"kuralının anlamsız olduğunu görmesi ne demek bilmiyorsun.gerçek kayıp ne demek bilmiyorsun.çünkü hiç bir şeyi kendinden daha fazla sevmedin.birini bu kadar sevmeye cesaret bile edememişsindir.sana bakınca kendine güvenen bir entellektüel görmüyorum.ürkek bir velet görüyorum. ama sen bir dahisin,bunu kimse inkar edemez.kimse senin derinliklerini anlayamaz.
    sırf oliver twist'i okudum diye hayatının ilk dönemlerinde neler hissettiğini anlayabilir miyim?bu seni anlatır mı?
    sırf kitap okudum diye seni anlayamam.
    (fihimafih, 21.06.2007 15:06)
  14. zaten kalbimizin padişahı olan "aşk" kavramını daha bi sevdirir bu film.."aşk eşittir mutluluk" fikrini işler; hayatta başarı ve makam ve dehadan çok daha önemli şeyler vardır..filmin tuzu biberi olan konu ise yine sıcacık bir duygudur: dostluk..
    (gölgeningücü, 22.06.2007 18:03 ~ 18:08)
  15. + sun of bitch, he steal my life.
    sean maguire/ robin williams

    bu sözlerle biten film... giderken will trans amerika üzerinden ülkenin öteki yakasına. hayatı, sorgulamayı ve öncelikleri belirler ve işaret eder.
    bir şeyin peşinden gidip ulaşamadığınızda...kaybetmediğinizi gösterir. candır.
    (subaquatic, 06.07.2007 01:57)