gizliada 

adana çık aradan

  1. daha ilk girilerinden iyi yazdığı belli olan 4. nesil yazar, nesildaş. hoşgelmiş.
    (hamsili ekmek, 19.08.2007 11:44)


  2. ‘nasıl anlatsam nerden başlasam’ diye başlayan o her hayata uğrayan, o çok bildik tümcenin en özgün durağı.

    anlatmaya çalışsam onu; yolum her tarafı türlü kaypaklıkla örülü bu hayatın ortasında ‘nefes alan’ yapmacıksız bir insana düşer önce. karbon kağıdıyla üretilmiş yaşamların/yaşıyor gibi yapmaların ortasında inadına mükemmel addedilene uzak, inadına soluk soluğa yaşayan, inadına çok ‘insan’ bir insana uğrarım sonra. uğrarım uğramasına ama, türlü taklalar attırsam kelimelere, yine anlatamam ben gizliada’yı. şarap şişelerimle göz göze gelir, susarım; o ise bir kadeh rakı koyar kendine, o kadeh ona anlatır, bendeki gizliada’yı..

    kolunun altındaki ‘arızalı kadının uygulamalı yaşam rehberi’nin en yürekli sayfası.. avazı çıktığı kadar haykırılan bir ‘hoşgeldin’in en vurgulu hecesi..

    hoşgeldin gizliada; kelimelerin arasındaki en değerli yer
    çoktan ayrıldı sana..
    (draffut, 21.08.2007 13:46)
  3. insan idrakının sınırlarını aştığı için yeryüzünden silinmiş bir çingene obasının yasını tutan marquez gibi tutulacak yas var mı sence?
    şimdi kefil olsam klavyeli bir mutlak olarak sana, olmazya... olsun işte razıyım.

    rakı da rakıymış hani...
    (atxaga, 31.08.2007 04:15 ~ 05:57)
  4. yüzleştiğim en 'uçsuz' hayal gücü..

    bir de biz insan evlatlarının altından kalkamadığı her şeyi, 'bari altından kalkamadığınızı anlayın!' dercesine suratınıza vuran ve inadına 'tersinden yorumlayan' öyle bir zekası var ki;

    ne kadar 'son kadeh' varsa, tümünün ona gitme sebebi.. domateslere, kurbağalara ve hatta raptiyelere bambaşka bir gözle bakma sebebi..

    iyi ki var..
    (draffut, 02.09.2007 23:39)
  5. vurup giderken en asil, tutup kalırken en dingin..

    aklında bir yol var ve o yolda asla mola vermeksizin, bütün ketleri yüreğinde biriktirerek yürüyor sanki..

    bildiği bütün yolları tedirginlikle, bilmediği bütün yolları inançla adımlıyor sanki..

    ona gereken tek şey, yolda bir ruh, ruhta bir gölge sanki..

    bulunması çok zor olan, bulunması yasaklanmış olan sanki;

    'insanlar'ın parsellemediği bir yolda yürüyen
    bir başka 'insan' sanki..
    (draffut, 16.09.2007 02:40)
  6. (bkz: lost)
    (bkz: serbest çağrıştım)
    (viktorrap, 21.10.2007 05:43)
  7. ekran özlemi ne ki?
    ulan alışkanlık bir şekilde özletiyor sanki, sanki şimdi bir yazı gelicek aha bu o diyiceksin... ya da sıcak bir merhabayı; bak hala buralarda tadında cevaplıyacaksın.

    ama bilir ki ben alışkanlık zoruyla değişemiyenlerdenim... değiştirmesene hajım(!) beni, yok yok çok selamın eksik, ne yapacağımızı bilmiyorum sanki.
    (atxaga, 09.12.2007 04:54)
  8. tam, "hiç değilse bir görünsen ara sıra, o uçsuz -başka nasıl tanımlanır bilemediğim/bulamadığımdan aynı kelimede ısrar ediyorum- hayal gücünle birkaç paragraf çiziktirsen…" diyecekken; @2135192 no'lu yazısıyla "böyle de yazılmaz ki…" dedirten yazar. (muhakkak ki iyi bir şey söylüyorum.)
    (draffut, 13.12.2007 20:40 ~ 20:42)
  9. enid blyton'un en ünlü romanlarından biri.
    (earendill, 13.12.2007 21:05)
  10. biraz(!) "giri" temizliği yapmıştır.. artık buradaki varlığını daha az hissettirmek istemektedir..
    çünkü, 'bir öfke terapisi yolu olarak: oylama' faslında kalanlarla uğraşacak hali yoktur..
    (gizliada, 16.12.2007 11:21)
  11. "kalırsa bir soru kalır benden
    bir de üç beş şiir, iyi kötü
    kalırsa bir soru.." demiş şair, kalırmış demek, okuduğuna göre hala.

    sen bu gece yazsaydın keşke, sen her gece yazsaydın keşke...
    aslında var mıyım ya da var mıyız değilde tam mıyız ya da niye tamda tamamlanmışken çürütüyor hayat eksildikçe?
    bilmiyorum, arada yaz hele yalnızken kanata kanata yaz, özledik iki kedeh rakının eşliğinde.
    (atxaga, 08.01.2008 02:35)