zamanında bir doktor tarafından icat edilmiş idam aleti, kimse dokunmuyor, uzaktan iş bitiyor, zamanın teknolojisi için en temiz buluş (bkz. allah belanı versin)
vaktinde fransada insanlar idam esnasında büyük acılar çekmekte bazı yöntemlerde ise mahkum ölmemekteydi.
bunu icat eden doktorun savunduğu şey mahkumların sadece ensesinde soğuk metalden başka birşey hissetmedikleridir. ayrıca icatçısıda bu yöntemle idamdan götü zor kurtarmıştır
tüyler ürpertici icat.
idam edilen için minimum acı verici olabilir ama işlem çok daha kanlı ve teatral olduğu için kitle üstünde etkisi daha büyüktür.
döneminde büyük bir caydırıcı unsur olmuştur.
kafanın vücüttan ayrılmasına rağmen 8 saniye gibi o an için hiçte kısa sayılamayacak süre zarfında bilincin açık kalması giyotinin basit bir idam şekli olmadığının en önemli göstergelerinden biridir.
yazılışının ve okunuşunun beni cezbettiği bir kelime, bir idam aleti.
giyotin ile öldürülesim var. kafam yerde dönerken etrafı izlemek ne hoş bir duygu olur kim bilir.
insancıl bir ölüm olması istenen idam yöntemidir..bıçağın kafayı gövdeden çok hızlı bir şekilde ayırması ile kurbanın acı çekme süresinin uzama olasılığı göz ardı edilmiştir..bazı hikayelerde;oynayan gözler, açılıp kapanan ağızlar, yüz değişimlerinin gerçekleştiği anlatılmaktadır..tabi ki bilimsel bi açıklama gecikmez..idam anında damarların büzülmesi gibi bir sebepten dolayı surat ifadesinde ki değişimler anlatılmaya çalışılır..
ve sonradan, özellikle konvansiyon meclisi döneminde, giyotin, devrimin önderlerinin birbirlerini tasfiye etme aracı olarak sahneye yeniden çıkacaktır. önce radikal sol kesim olan jakobenler'in lideri maximillien de robespierre, en güçlü rakibi georges jacques danton'u giyotine gönderecektir. devamında, jakobenler'in radikal solculuğu abartmaları, amaçlarından saparak din düşmanlığına girişmeleri halkın tepkisini toplayacak, bu fırsatı değerlendirmek isteyen konvansiyon meclisi de, liderleri olan robespierre'i malum sona eriştirecektir. jakobenler kulübü ise robespierre'in idamının ardından kapatılacaktır.
bu olay fransız devrimi'nde bir nevi geriye dönüşe vesile olacak, yönetimde soldan orta ve sağa doğru yoğun bir kayma yaşanacaktır.
ve tüm bu olaylar üzere, giyotine sitemle bir söz söylenecektir fransa'da: "ve devrim kendi evlatlarını yemeye başlamıştı."
ingiliz yazar charles dickens, iki şehrin hikayesi'nde halk yığınlarının, giyotine gönderilen "eski asil; yeni idam mahkumları"nı nasıl bir marazi merakla, nasıl bir kana susamışlıkla seyrettiklerini anlatır. ve o anlatımları okurken, insani yönünüz size, nasıl bir aydınlanma, demokrasi, insan hakları ve bilumum insanlık onuruna dair kazanımın bu kadar kanı dökmeye değer olabileceğini sorar. bu sorunun cevabını vicdanınızdan kurtularak, o dökülen kanların armağanlarından olan sekülarizmle vermezseniz de, işin içinden çıkamazsınız.
giyotin, basit bir idam aracından çok ötedir. belki de tarihte hiçbir şiddet aracı onun kadar siyasallaş(a)mamıştır. giyotin, ciddi anlamda siyasi bir simgedir. demek istediklerimizi biraz daha açalım ama önce şu başlığa bakmakta fayda var: mavi kanlı.
fransız devrimi, tarihteki en büyük köylü hareketlerinden biridir. bu devrimi diğer köylü hareketlerinden ayıran en temel özellik devrimin daha sonra ki aşamalarında burjuvazinin öncü ve lider konuma yükselmesidir ancak her karışıklık döneminde olduğu gibi bu dönemde de iktidar kavgasında ortaya çıkan en önemli sorun meşruiyet sorunudur. burjuvazi meşruiyetini ve basiretini eski sistemin * bütün nüvelerini ortadan kaldırmaya çalışarak sağlamaya çalışmıştır. mavi kanlı asilzadelerin birer birer giyotine gönderilmesini de kiliselerin ahıra çevrilmesini de bu açıdan değerlendirmek oldukça anlamlı olacaktır.
giyotin, burjuvaziye köylülerin yüzyıllardır korktukları mavi kanlıların aslında onlar gibi kırmızı kanlı olduklarını göstermesinde yardımcı olmuştur. o idam sürecini daha da seremonik bir hale getirerek idamın bir yaşamın sonlandırılmasından daha öte anlamlar kazanmasını sağlamıştır.
bugünse yapılması gereken kapitalizmin yeni soylularını alaşağı edecek bir giyotin icat etmektir.
joseph-ignace guillotin tarafından icat edilen özellikle fransız devrimi'nde en etkili bir biçimde kullanılmış idam makinesidir.
ilk kez 25 nisan 1792'de nicolas j. pelletier'in idamında kullanılmıştır. bu idam yöntemi daha önce kullanılan yöntemlere göre daha "insancıl" olmasına rağmen yine de kimi şüpheler oluşturuyordu insanların kafasında. çok hızlı uygulanması kurbana acı verebilirdi ya da o hızla beyinde sadece ufak bir hasarla ölüme gitmek avantaj da olabilirdi.
giyotinin fransa'da idam yöntemi olarak eşitliği sağladığı da açıktır. giyotin öncesinde halktan insanlar asılarak, çarkta gerilerek, vahşi atlara bağlanıp çekilerek öldürülüyorlardı. fakat soylular kılıçla boyunları vurularak idam ediliyordu.