belki ilginizi çeker
  1. · gelme yanıma sen başkasın ben başka
  2. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · thierry henry
  2. · author
  3. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  4. · sözlük yazarlarının itirafları
  5. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  6. · author gibi erkekler
  7. · domuz gribi
  8. · sevgilinin de sözlükte yazar olması
  9. · stephane mallarme

gitsem nereye kadar kalsam neye yarar  

  1. (bkz: mor ve ötesi)
    (bkz: bir derdim var)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 04.01.2005 16:56)
  2. gitsenizde uzaklaşamayacağınız kaldığınız zaman da herşeyi zorlaştıran,çıkmaza sokan zor durum.
    (scarlet, 04.01.2005 23:31)
  3. (bkz: ben bugün bunu yaşadım)
    (bkz: ben bir haftadır bunu yaşıyorum)
    (bkz: ben bir yıldır bunu yaşıyorum)
    (bkz: harbiden 5 sene oldu mu lan)
    (hansvoralberg, 09.09.2005 21:46 ~ 21:47)
  4. siz bunu bir şarkının ara nağmesi olarak bilirsiniz. öyle deseniz karşı çıkanınız da olmaz üstelik. ama aslında araf'taki adamın çıkmazıdır bu; ne cennete, ne cehenneme gönül indirmiş.

    şarkıyı anımsatalım hemen; "aykut kuşkaya değil, şebnem ferah değil, olsa olsa mor ötesi'dir bu." diyenler bilmiş. şarkıyla işim yok, başta da demiştim, ben size başka bir hikaye anlatacağım bu iki yonca arası çaresiz eşek başlığı için.

    bir erkek küçüklükten beri içinde ukde olan oyunculuk özlemini gidermek için, doğurmak üzere olan karısını terk edip sessiz sedasız gezici bir kumpanyaya katılır. ayrılana dek güzel ve meşhur bir lokanta işletmektedirler birlikte; her şeyi karısına bırakıp gider adam, tabi giderken karısına bir mektup bırakmayı ihmal etmez özür babında.

    tam 46 yıl sonra evine döner adam. bu süre içinde diyar diyar, şehir şehir, ülke ülke dolaşmış, oyunculuktan böğrü yanmış ve son ülke olarak uğradıkları memlekette işleri rast gitmiş ve bir lokanta açmıştır. yani dönüp dolanıp sonunda gene aşçı olmuş ve orada tutunabilmiş ve bir miktar da servet yapmıştır.

    kadınsa hem lokantayı işletmek, hem de çocuğunu büyütebilmek için sıkıntılar çekmiş, lokantayı satıp başka işler denemiş, oğlunu askeri okula göndermiş ve çocuk general olup başka bir şehre taşınmasına, annesini çağırıp durmasına rağmen, asla ama asla kocasıyla birlikte oturdukları evden ayrılmamış.

    adam geri döndüğünde karısını birlikte oturdukları evde bulur. karşısında diz çöker ve ona 46 yıl boyunca neler yaptığını anlatır. sonunda şuraya bağlar lafı; "çok zengin oldum ve bu serveti sana vermek istiyorum."

    kadın sessizce evin dış kapısına gider, kapıyı açar ve dışarıya bakarak "seninle ilgilenmiyorum." der adama. adam çaresiz evden çıkar. sonrasında kadın pılısını pırtısını toplayıp oğlunun yanına taşınır.

    bizler, yani bu olayın izleyicileri anlarız ki kadın 46 yıl boyunca bunu söyleyebilmek için beklemiştir evde. ve yanlış anladığımızı çok sonra idrak ederiz, bu hikayeyi tekrar tekrar düşündüğümüzde:

    bir kırılma noktasını, iyi ya da kötü bir odanın bir eşiğini geçtiğinde işler, önemli değildir gitmek ya da kalmak. bu yüzden çok derin kazmamak, dibine vurdurmamak lazım gelir; inceliği, derinliği, anlayışlı olmayı savunanların aksine.

    eğrelti otunun mutluluğundan söz etmiş miydim size?
    (muzevir, 21.01.2006 22:16)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil