kal diyen birisi olduğu halde gitmek zorunda olmak.
(murty, 06.02.2007 08:58)
(ephendy, 06.02.2007 09:48 ~ 09:50)
çocukluk dönemi ve misafirlik kavramı arasındaki ilişkiden ortaya çıkan cümledir. kişi istemez gitmeyi ama yok o kadar yol tepmişler, çocuklarının arkadaşı yokmuş, düşünmeliymişiz onları. çok afedersiniz gitmek istemeyen çocuğu düşünen kim? akrabalarda bu problem vardır zaten. herkesin ilgilendiği tek şey notların olur, nasılsın demezler, notlar nasıl derler, sinir olursun ne bu hep not hep not diye. o da değil bu gitmek istenmeyen ama gidilmek zorunda kalınan yerlere nedense sizin uyku saatinizde gidilir. evdeki misafirlik rotalarında yetkili kişiye söylersin gitmek istemediğini sebepleriyle o da sana "e naparsın az sık dişini" der. küfür etmek istiyorum.
verilmiş bir sözün mecburiyetidir
karşıdakinin neden gitmek zorunda olduğunuzu anlamamasıdır.
içinde çok iyi vakit geçirdiğiniz bir evi terketmek zorunda olduğunuzu anladığınızda size düşeni yapmaktır. tabi evin içini güzelleştiren hastası olduğunuz insandır. siz hala onun hastası olmaya devam edersiniz ama artık o sizi eskisi gibi sevmemektedir. belki gelip geçici bir şeydir diye bir süre avutabilirsiniz kendinizi. ama gelip geçici bir şey değil, gelip kalıcı bir şey olduğunu anlarsınız çok geçmeden. tabi ne kadar anlayışlı ve mağrur olmanızla da ilgili bir durumdur bu. size düşen o size söylemeden siktir olup gitmektir, çünkü merhamet duygusu yüzünden size git diyememektedir. gitmek için seçebileceğiniz en güzel an, evde yalnız olduğunuz bir andır. duvarlara, eşyalara, evin içindeki ıvır zıvıra, hatıralara, geçmiş olan zamana, tuvaletteyken hep yaptığınız o "kaka" ya bakma hareketi gibi bakarsınız, çünkü sıçmış, berbat etmişsinizdir bir şeyleri. suçlu aramak boşunadır. yaşanmış yaşanmıştır. çantanızı alır, anahtarınızı onun göreceği bir yere bırakır, hiçbir not yazmadan, çeker kapıyı gidersiniz. merdivenlerden inmeye başlamadan önce son bir kez dönüp cansız kapıya bakarsınız, yutkunur ve gidersiniz. zor günlerin sizi beklediğini bilir, hayatın devam ettiğini ise hiç farketmezsiniz.
bazen hayatın dalgaları zorlar insanı bir yerlere gitmeye, onlar hiç istemezlerken gitmeyi.. tamam işte aşkı buldum bu sefer demişsindir.. hayat hiç olmadığı kadar çekilebilir gelmeye başlamıştır onunla birlikteyken.. ertesi günün gelmesini iple çekmektesindir onun yanından ayrıldıktan sonra..ama içten içe de gitmek zorunda olduğunu biliyorsundur.. yaşadığın yer burası değildir.. her gün o sona bile bile biraz daha yaklaşmaktasındır.. sonunda o gün gelip çatmıştır.. veda etmeden gideceksindir.. böylesinin ikiniz için de daha iyi olacağını düşünürsün.. ama daha sonra onu son bir kez görmediğin için kendine kızacağını ve pişman olacağını da bilirsin.. o otobüse binerken sanki ayakların geri geri gitmektedir, onlar bile seni onun yanında götürmek istemektedir.. sonunda binersin o hayatından seni uzaklaştıracak olan otobüse.. otobüs ilerlemeye başladığı anda ruhundan büyük bir parça kopup okyanusa düşer.. kulaklıklarını takarsın rastgele bir şarkının başlamasını istersin neyin başlayacağı önemli değildir, sadece aklını biraz aşkından uzaklaştırsın yeter.. o sırada hayatın kahpelik katsayısından dolayı birden
far away açılıverir.. birden hayat ifadesizleşir senin için.. gözlerinden akan yaşlara aship olamazsın her saniye ruhundan bir adım daha öteye giderken..
derse 1 kez bile gitmese sınıfta kalacak öğrencinin içinde bulunduğu durumdur. nefret eder, gitmek istemez fakat 1 dönem daha kaybetmemek için mecbur gider.
gitmesin istemek, ama gülegüle demek zorunda kalmak, arkasından bakakalmak...
ya da;
(bkz:
gitmek istemek ama gidememek)
bazen tüm benliğinle kalmak isterken karşındakinin gözleri kal demez, gitmeni ister içten içe. işte o zaman mecbur kalırsın gitmeye. bazen de kalmanı isteyen kalman için yeterli çabayı göstermez, elinden geldiği kadar kalırsın ama öyle bir an gelir ki gözleri git diyenden farkı kalmaz durumun ve gidersin canından bir parça koparak...
gitmek istememek ama gitmek zorunda kalmak. asıl götürmek istediğin şeyleri valize koyamamak. yanına alamamak. yolda müzik dinlemek. ağlamak. herkes gibi ağladığını fark etmek. daha çok üzülmek.
vakti gelmek. ben geri dönecek. sana söz vermek.
teyze kızının su balesi gösterisi...
zaman zaman
one minutes içinde gelişen olaydır ve sonrasında dersiniz ki
olmaz!
daha da olsa gelmem!
aklınızın size söylediklerini daha fazla yok sayamayacağınızı anladığınız zaman yaptığınızdır,yapmanız gerekendir.
çoğu üniversite öğrencisinin yaşadığı ortak noktalardan biridir.öğrenci o üniversiteye gitmek istemez ama bi daha çalışmayı da götü yemez. gitmek zorunda kalır yavrucak.
(small, 25.06.2009 21:42)
eskişehirde öğrencilik yıllarınızı geçirdiyseniz, okuldan, derslerden, sınavlardan ne kadar şikayet ederseniz edin, sonunda bu hislerle ayrılırsınız.
(omorfia, 06.08.2009 18:18 ~ 18:18)
(bkz:
askerlik)
istesek de istemesek de gideceğiz.