bir sinemasevermiş, tanıştığımız zirvede öğrenmek yerine daha yeni öğrendim, hüzünlere gark oldum... ayrıyetten browni ısmarlanmaması gereken yazardır... evet...
canım arkadaşımdır. ne zaman dertli olduğumu anlasa kalkar gelir tee nerelerden yanıma, fiziksel olarak burda olmasa da ruhuma iyi gelir.
ben de alır kanatlarımı giderim o zaman dedim ama gidemedim. gidebileceğim en uzak yer anca gitana'mın yanı olur zaten.
ha bu arada domatesli pilav demişsin be yavrum da, günün anlam ve önemine dair çok fena kalpli waffle'lar yaptım az önce. bırak sen pilavı gel waffle'a. hem de mis gibi oldu. her türlü extra malzemem de var, gel birlikte kutlayalım sevgililer günümüzü.
yazara önemli not: üstelik bugün, böyle saatlerde yenen waffle'lar asla ama asla gelip kalçamıza yapışmıyormuş, hepsi uçup gidiyormuş. bu fırsatı kaçırma yavrucum. **
can yazar. biricik insan. çingeneliğine kurban senin. şimdiye kadar tavlada şeytanımın işlemediği, bozulduğu tek insan. efsunlu bana karşı neden bilmem. uçurtma uçuracağız daha dur. çok şey var yapacak. öptüm gözlerinden.
asdasd zirvesinde tanışıp hemen kaynaştığımız harukulade bir insan.
"insan" diyorum dikkat ederseniz. şayet dişi olarak görebilseydim kendisini, emin olun dünyaya bu kadar erken geldiğim için kahrolurdum.
lan bildiğiniz fıstık gibin bi hatun işte.. bi de canayakın sormayın.
( akademisyen olacağını da öpseler söylemem)
içten.. sevilesi.. hatta kasarsan biraz, aşık olunası.. insanın gözlerine bir bakışı var ki ne kadar yürekli ve samimi olduğunu anlayabilmeniz için o bakışları görmeniz lazım.. delikanlı.. süper şahsiyet..
kıpır kıpır bir insan bu,
gülümsemesi güzel, gözleri güzel,
kelimeler ağzından kibarca dökülüyor,
eğlenirken ve gülerken takmıyor hiç bir şeyi kafasına,
arada bir baskülüne kızsa da,
halen nasıl olup da bu kıyıda her aldığını sorgulasa da,
onu bunu boşverip şahan videolarına benimle beraber gülüp zamanı sallamasa da,
görebileceğiniz en tatlı, en şirin, en en kelimelerini hakedip de söylenmediğinde bile anlaşılan insan.
bir gün beyaz kesme taşların bulunduğu tepeden bu taraflara bakarken bu günleri hatırlarsak, ne kadar çabuk geçmiş zaman diyeceğiz. kataraman üstü kokteyl ve sahil işi şaraba karışan keman sesi. halen ne bekliyoruz?
her girisini, merakla ve heyecanla okuduğum yazardır. yeni yazdığı bir şeyi favori eklemediysem bilin ki o gün sözlüğe girmemişimdir. oldu da girdiysem gözümden kaçmıştır yazdıkları.. aslında özellikle uğraşıyorum, "bunu favori seçmiycem, her gün her gün bıktırmayayım" diyorum ama olmuyor. öyle güzel ve akıcı yazıyor ki, beğenmemek mümkün değil.
'neşe pınarı'ymış, 'yaşama sevinci'ymiş... bunların hepsinin onun yanında boş laf olarak kalacağını düşünmeme neden olmuştur. ben direkt "gülücük abidesi" falan demek istiyorum kendisine, evet güzel oldu bu*. arkadaş, bir insan 24 saat boyunca devamlı gülebilir ve güldürebilir mi yahu? olmaz demeyin oluyor. nasıl bir enerjisi var bilemiyorum ama böyle kendine çekiyor insanı. mutlandırıyor durduk yere, insan kendisini hiç olmadık bir zamanda sırıtırken bulabiliyor. 2 gün görme, özlüyorsun hemen.
ayrıca idolüm olan yazar. zira; istisnasız her girisi takdire şayan. kendisine söyledim, "bana böyle şeyler deme utanırım." dedi. ama yine de söylüyorum: idolümsün gitana. ben de büyüyünce senin gibi bir yazar olmak istiyorum. ehehehh.
hakkında yazmayı hep erteliyorum, ne düşünsem eksik kalıyor çünkü onu yazmak için. her ne kadar ispanyolca bir manası varsa da adının, bencesi çok asildir; tanıdığım kadarıyla samimiyeti, duruluğu, tevazusu, karşısındakini kırmamak için kılı kırk yarması bende öyle karşılık buldu çünkü... çok iyi de bir yazar; hayatın teorisini yazmaktan, öyle uzaktan ahkam kesmekten çok hayatın tam göbeğinden, içinden yaşayarak yazıyor, yazdıklarıyla dolu yaşadığını gösteriyor insana ve anlatışıyla mutlaka bir gülücük konduruyor insanın dudağının kenarına. gülmeyi de çok seviyor ayrıca ama gülümsemesi öyle aksesuar değil ruhundan gözlerine damlamış ordan dudaklarına süzülmüş, öyle içten yani...