"bir hızla,
yavaşlayan bir hızla toparlarsın ne varsa içinde esen fırtınanın savurduklarından..
bir an sorunudur senin için artık kalkıp gitmek,her şeye hazır olmak.." önsözüyle insanı daha okumaya başlamadan paramparça yapan kitap..
çok populer olan herşeye karşı olan önyargımla okudum bu tuna kiremitçinin ilk romanını. bundan önce ikinci romanını okumuştum. genel olarak bakılırsa edebiyat açısından bu kitap ikincisine nazaran daha tatmin edici. yazarın kurgusuna ve hikayelerin sürükleyiciliğine denecek birşey yok, bu konuda gerçekten çok başarılı ama kullandığı dil ve üslubu genelde zayıf, romanların bazı yerlerinde ise gerçekten çok amatörce ve komik bir hale dönüşüyor.sonuçta bir yazarın ilk romanı olarak düşünülürse git kendini çok sevdirmeden dikkate değer okunması gereken bir roman.
ayrıntılara ve tasvirlere çok önem verilerek yazılmış, tuna kiremitçinin ilk romanı. arda adlı kişinin bugün yaşadıkları, 23 yıl önce yaşadıklarıyla paralel olarak anlatılmaktadır.bir bölümde geçmişi, bir bölümde şimdisi anlatılan bu karakter sizi kitaba esir edip, çok kısa sürede kendini sevdirip, neden gittin, oysa ben seni çok sevmiştim dedirtmektedir
pembe dizinin romanlaşmış hali. popüler kültürün edebiyat içine nasıl sızdığına, bir romanı nasıl şişirdiğine güzel bir örnek. hem konu hem üslup olarak oldukça basit ve bayağıdır. sırf betimleme olsun diye boş bir sürü detay vardır ki zoraki olarak yerleştirildiği hissini vermektedir. bu kadar kötü bir romanda -nasıl olduysa- yer alan arda karakterinin ölmüş babasıyla bir diyaloğu vardır ki insanın tüylerini diken diken eder. bu 5-6 satırlık diyalog 'iyi ki okumuşum' dedirtir.
adı kadar etkileyici olmayan bir kitap.
kitaptaki kahramanlardan hiç birisi diğerine git demiyor, herkes kendince gideceğinin daha iyi olduğuna karar veriyor ve gidiyor.
gençlik aşkıyla yıllar sonra bir araya gelen arda halen evlidir ve bir süreliğine eşini bırakıp anne evine geri döner. bir akşam eşi telefon açıp artık işi fazla uzatmayacağını söyler ve tamam ayrılalım der. arda ise:
-içeriye geç, dinlen. yarın akşam oradayım, der.
kavafis'in en sevdiğim "şehir" şiirine yapılan sürekli atıftan başka hiçbir çekiciliği olmayan roman. üslup bile o kadar karmaşık ki kitabın yarısına gelmeden bugün ve geçmiş arasındaki ilişkiyi kurulamayıp, karakterler kitabın sonuna doğru ancak yarım yamalak çözülebiliyor.
okurken sizi sürükler, sürekli olayların nasıl gelişeceğini merak edersiniz ve bu merakla kısacık bir zamanda bitiriverirsiniz kitabı.fakat sonu hüsrandır, merak ettiğiniz herşey havada asılı kalır.e noldu şimdi diye şaşırıp kalırsınız.
çok güzel bir kurguya ve çok güzel bir isme sahip, etkileyici bir kitap. aynı ortam ve benzer olaylar görmüş insanlar için sahiplenmesi çok kolay bir kitap, üstelik bunu ben de yazabilirdim dercesine, bana ne kadar benziyor dercesine hem de. eskişehir, porsuk, adalar, gar, kadıköy, moda, bostancı, harbiye, fayton, tren yolculuğu, teknik üniversite, mühendis genç, yargıç bey, kadıköy vapuru, kısaca bir eskişehirsever ve istanbulsever için eşsiz bir şölen bu kitap.
kitabın kahramanı 17 yaşında olduğu için, çoğu kişi okullarda okutulmalı demiş bir dönem. tuna kiremitçi daha sonra zorla kitabını okuyan öğrencilerle karşılaştığında onlar da şikayet etmişler bu kitap bizi sarmadı ki diye. kiremitçi de hiç gecikmeden yanıtını vermiş, zorla kitap okutturan eğitimcilere:
"sırf içinde 17 yaşında birinin hayatından kesit var diye, bir kadının ilkgençliğini tekrar yaşaması, karşısına tekrar çıkan ilk ve büyük aşkını evli olduğu için hayatından çıkarması 17 yaşında bir gence elflerin ok atmasının verdiği hazzı veremez."
kitabı okuduktan sonra benim için artık git kendine çok sövdürmeden olmuştur . iflah olmadım bir kitabını daha okudum yazarın. bu sefer de git kendini çok dövdürmeden oldu . velhasıl-ı kelam yazın şezlongda uzanırken okuyunuz başka da bir şey beklemeyiniz bu kitaptan.
belki yazarı ilk defa okuyor olmamdan dolayı bazı beklentilerle okuduğum ama bittikten sonra "ee ne oldu şimdi, bu muydu yani" diye bir tepki vermemi sağlayan tek okumluk kitap. ben edebi bir şeyler okuyup kendimi geliştireyim vs..vs.. amacında iseniz uzak durulması gerekir ama yok ben metroda otobüste böyle vakit geçsin diye elimde bir şeylerin olmasını istiyorum diyorsanız sizin için idealdir.
kitabı kapattığım anda 3 sayfa önce ne anlattığına dair hiç bir iz bırakmayan, hele hele bitirdikten 1 hafta sonra kitap hakkında hiç bir şeyin akılda kalmaması ile sonuçlanan bir zaman kaybı.tamamen boşa verilmiş para ve boşa harcanmış zamandır.insan kendini internette okey oynayarak daha çok eğlendirebileceği gibi,illa bişey okuması gerekiyorsa leman okuyarak bile daha çok bilgilendirebilir.
bilmem farkındamısınız ama kitabı sattıran ismi oldu. ve bu da bir dönemim başlangıcı oldu.alıp bakıp "ne ulan bu" diyen bütün eli kalem tutanlar, sonrasında, birkaç baskı yapmak adına öyle kitap isimleri buldular ki..şöyle bir dönüp bakmak yeterli..zaten insanlar da kitabı değil, sadece adını hatırlıyor. "git kendini çok sevdirmeden" tam bir tespittir,kitaptan bir beklentidir, ama maalesef ki pazarlamacı metin yazarının kendisi tarafınca heba edilmiştir...