tuna kiremitçi'nin kitabının adı.
"bir hızla,
yavaşlayan bir hızla toparlarsın ne varsa içinde esen fırtınanın savurduklarından..
bir an sorunudur senin için artık kalkıp gitmek,her şeye hazır olmak.." önsözüyle insanı daha okumaya başlamadan paramparça yapan kitap..
(doaaa, 14.05.2004 23:40)
maksimum iki günde biten akıcı üslup,başarılı kitap
(jamal, 14.05.2004 23:59)
çok populer olan herşeye karşı olan önyargımla okudum bu tuna kiremitçinin ilk romanını. bundan önce ikinci romanını okumuştum. genel olarak bakılırsa edebiyat açısından bu kitap ikincisine nazaran daha tatmin edici. yazarın kurgusuna ve hikayelerin sürükleyiciliğine denecek birşey yok, bu konuda gerçekten çok başarılı ama kullandığı dil ve üslubu genelde zayıf, romanların bazı yerlerinde ise gerçekten çok amatörce ve komik bir hale dönüşüyor.sonuçta bir yazarın ilk romanı olarak düşünülürse git kendini çok sevdirmeden dikkate değer okunması gereken bir roman.
niye gideyim, sev. cevabını önceleyen, okunmasını tavsiye ettiğim bir tuna kiremitçi romanı. sevgiden korkan insanlar tarafından da söylenebilir.
çoğu kez bir ilişkiye başlanmadan söylenen sözdür. nedense kaale alınmaz, gitme işi kendini sevdirdikten sonra gerçekleşir.
(esdora, 14.01.2005 17:14 ~ 17:20)
eskişehiri görmeden tanımama vesile olan kitap
pembe dizinin romanlaşmış hali. popüler kültürün edebiyat içine nasıl sızdığına, bir romanı nasıl şişirdiğine güzel bir örnek. hem konu hem üslup olarak oldukça basit ve bayağıdır. sırf betimleme olsun diye boş bir sürü detay vardır ki zoraki olarak yerleştirildiği hissini vermektedir. bu kadar kötü bir romanda -nasıl olduysa- yer alan arda karakterinin ölmüş babasıyla bir diyaloğu vardır ki insanın tüylerini diken diken eder. bu 5-6 satırlık diyalog 'iyi ki okumuşum' dedirtir.
adı kadar etkileyici olmayan bir kitap.
kitaptaki kahramanlardan hiç birisi diğerine git demiyor, herkes kendince gideceğinin daha iyi olduğuna karar veriyor ve gidiyor.
gençlik aşkıyla yıllar sonra bir araya gelen arda halen evlidir ve bir süreliğine eşini bırakıp anne evine geri döner. bir akşam eşi telefon açıp artık işi fazla uzatmayacağını söyler ve tamam ayrılalım der. arda ise:
-içeriye geç, dinlen. yarın akşam oradayım, der.
15 yaşındaki kızların duygularını sömüren bir tuna kiremitçi klasiği.
(ya moor, 20.05.2006 19:57 ~ 19.10.2006 10:48)
kavafis'in en sevdiğim "
şehir" şiirine yapılan sürekli atıftan başka hiçbir çekiciliği olmayan roman. üslup bile o kadar karmaşık ki kitabın yarısına gelmeden bugün ve geçmiş arasındaki ilişkiyi kurulamayıp, karakterler kitabın sonuna doğru ancak yarım yamalak çözülebiliyor.
lise sondayken, bir gün teneffüslerde okumak suretiyle bitirdiğim gena olmayan bir kitap; vasat.
okurken sizi sürükler, sürekli olayların nasıl gelişeceğini merak edersiniz ve bu merakla kısacık bir zamanda bitiriverirsiniz kitabı.fakat sonu hüsrandır, merak ettiğiniz herşey havada asılı kalır.e noldu şimdi diye şaşırıp kalırsınız.
çok güzel bir kurguya ve çok güzel bir isme sahip, etkileyici bir kitap. aynı ortam ve benzer olaylar görmüş insanlar için sahiplenmesi çok kolay bir kitap, üstelik bunu ben de yazabilirdim dercesine, bana ne kadar benziyor dercesine hem de. eskişehir, porsuk, adalar, gar, kadıköy, moda, bostancı, harbiye, fayton, tren yolculuğu, teknik üniversite, mühendis genç, yargıç bey, kadıköy vapuru, kısaca bir eskişehirsever ve istanbulsever için eşsiz bir şölen bu kitap.
kitabı okuduktan sonra benim için
artık git kendine çok sövdürmeden olmuştur . iflah olmadım bir kitabını daha okudum yazarın. bu sefer de
git kendini çok dövdürmeden oldu . velhasıl-ı kelam yazın şezlongda uzanırken okuyunuz başka da bir şey beklemeyiniz bu kitaptan.
beyaz hüzün tücarının genç bünyelerin damarları için hazırladığı son şırıngalardandır. melankolinin dibine vuran ergen dimağları kurtarmak gereklidir.
belki yazarı ilk defa okuyor olmamdan dolayı bazı beklentilerle okuduğum ama bittikten sonra "ee ne oldu şimdi, bu muydu yani" diye bir tepki vermemi sağlayan tek okumluk kitap. ben edebi bir şeyler okuyup kendimi geliştireyim vs..vs.. amacında iseniz uzak durulması gerekir ama yok ben metroda otobüste böyle vakit geçsin diye elimde bir şeylerin olmasını istiyorum diyorsanız sizin için idealdir.
kitabı kapattığım anda 3 sayfa önce ne anlattığına dair hiç bir iz bırakmayan, hele hele bitirdikten 1 hafta sonra kitap hakkında hiç bir şeyin akılda kalmaması ile sonuçlanan bir zaman kaybı.tamamen boşa verilmiş para ve boşa harcanmış zamandır.insan kendini internette okey oynayarak daha çok eğlendirebileceği gibi,illa bişey okuması gerekiyorsa leman okuyarak bile daha çok bilgilendirebilir.
bilmem farkındamısınız ama kitabı sattıran ismi oldu. ve bu da bir dönemim başlangıcı oldu.alıp bakıp "ne ulan bu" diyen bütün eli kalem tutanlar, sonrasında, birkaç baskı yapmak adına öyle kitap isimleri buldular ki..şöyle bir dönüp bakmak yeterli..zaten insanlar da kitabı değil, sadece adını hatırlıyor. "git kendini çok sevdirmeden" tam bir tespittir,kitaptan bir beklentidir, ama maalesef ki pazarlamacı metin yazarının kendisi tarafınca heba edilmiştir...
yazık...
tüy dökme dönemindeki pisiyi savuşturma cümlesi.
(zoser, 19.09.2007 12:01)
tuna kiremitçi'ninyazdığı, konusunu , karakterlerin yansıtılmasını ve sonunu basit bulduğum,
yazarın antipatikliğini yağlı katmer tadında destekleyen kitap.