görseller
girl with a pearl earring 
  
belki ilginizi çeker
  1. · scarlett johansson
  2. · sözlük yazarlarının en sevdiği filmler
  3. · hüzünden bozma mutluluk
  4. · scarlett johansson
  5. · anand tucker
  6. · het meisje met de parel
  7. · girl with the pearl earring
  8. · dudak
  9. · kitabın yerini tutmayan filmler
  10. · johannes vermeer
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  2. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  5. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  6. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  7. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  8. · josephine
  9. · libra

girl with a pearl earring  

  1. jan vermeer'in aynı adlı tablosundan esinlenen "inci küpeli kız" romanının yazarı tracy chevalier'den mi kaynaklanıyor; yoksa bundan önceki çalışmaları arasında televizyon için yapılmış sanatçı biyografileri dikkat çeken webber'in kendisinden mi bilemem. ama sinema tarihinde ele aldığı dala ilişkin sanat duygusu bu kadar güçlü olan film sayısı bir elin parmaklarını geçmez ve çoğu da kıyıda köşede kalmış, geniş kitlelere ulaşamamıştır.ticaret gelişkin olduğu için sınıf ayrımının soydan çok paraya dayandığı, dinin ve püriten ahlakın kadınları pasifize ettiği 17'nci yüzyıl hollanda'sında, bir genç kızın öyküsünü anlatıyor "inci küpeli kız". akıllı, yetenekli ve kişilikli bir kız griet ama bu niteliklerini değerlendirebileceği bir alan yok. kadınlar ya köle gibi çalışır ya da bir adamın süs bebeği karısı olur... sıra dışı güzelliğinin de etkisiyle griet'teki cevheri fark eden elbette bir sanatçı olacaktır. kendini atölyesine kapatarak resim yapan ve bir tabloyu aylar süren bir çalışmadan sonra bitiren vermeer, bakmayı ve görmeyi bilen griet'i yetiştirmeye başlar. evli bir erkekle bir hizmetçi arasındaki bu tehlikeli ilişki hem evdeki hem küçük delft kentindeki dengeleri altüst etmek üzeredir. hele vermeer'in ailesini ona tablolar sipariş ederek "besleyen" hamisi griet'e göz koyunca. öte yandan birbirini anlayan ikili tutkularını resimle alevlendirdikten sonra ressam karısının, griet de kasabın oğlu sevgilisinin kollarında yatıştırır.
    webber'in hassas dengeleri kurmada ve ayrıntıların önemini vurgulamadaki başarısı şapka çıkartılır düzeyde.
    filmin görüntü ve sanat yönetimlerinin ne kadar iyi olduğunu söylemek kabalık olur, onların webber'in yaratmaya özen gösterdiği sanat duygusunu yansıtmaya nasıl hizmet ettiğini yazıya dökmek de öyle. griet ile vermeer ilişkisini, ressamın bugüne ulaşan az sayıdaki tablolarına aracı kılmadaki yaratıcılık; sonra o tabloların yapımına katılan görsel gizem ve lirizm; bir yandan da döneme ait bilgileri öykünün içine incelikle yedirerek iki ana karakterin sahip olduğu sanatçı ruhun bugüne gelip geleceğe uzanacak kadar zaman ve uzam ötesi bir düzeyde bulunduğunu izleyiciye hissettirebilmek webber'in hayran olunacak başarısı. bir türlü telaffuz edilemeyen aşk ise wong kar wai'nin "aşk zamanı"ndaki soyluluğa erişiyor.
    (athelas, 02.04.2004 02:01)
  2. bu sefer ilginç bir uyarlamayla karşı karşıyız. film tracy chevalier ın romanından uyarlanmış ama roman da rönesans ın ünlü ressamlarından johannes vermeer ın filmle (ve kitapla) aynı adlı tablosundan uyarlanmış. diyeceksiniz bir tablodan bir kitap nasıl uyarlanır. orası yazara kalmış. zaten konusunda da göreceğiniz gibi film ressamın tablodaki kızla ilişkisini anlatıyor. yani bu açıdan filmi shakespeare in love a benzetebiliriz. ama bence o filmden çok daha iyi bir film. bilhassa sanat yönetimi açısından bir doruk noktası.
    griet, ailesi zor duruma düşünce, bir hizmetçi olarak çalışmaya başlar. çalıştığı ev ünlü ressam johannes vermeer in evidir. onun atölyesini temizlerken resme duyduğu ilgiyle etrafı inceler. bu ilgisi onu ressamla karşılaşmasına yol açar...
    filmin konusu tüm kostümlü filmlerde olduğu gibi ağır ama sıkmıyor.rönesans ın o ilginç tutkularını da gözler önüne seriyor. senaryo ise bu kadar iyi bir konu karşısında hafif kalmış. bazı yan konular az irdelenmiş, mesela griet- pieter ilişkisi. oyunculuklar çok iyi. scarlet johansson ı ilk defa keşfediyorum. kostüm ve dekor dediğim gibi olağanüstü. bu kadar iyisi az bulunur herhalde. webber de filmi bir resim yapar gibi çekmiş.(ışık-gölgeye dikkat) müzikler de filme çok yakışıyor. kısaca bu aralar sinemalardaki en iyi filmle karşı karşıyıyız.
    (sindaannun, 13.04.2004 22:20)
  3. kendi adıma pek hazzetmediğim, ilkyarıda 3 defa uyuma tehlikesiyle karşılaşıp zor atlattığım, rönesans dönemini görmek adına iyi, tekdüze kurgusu ve hafif bazda sıkıcılığı adına vasat, balon film.
    (enip iqi, 14.04.2004 10:25)
  4. hizmetçi olan griet'in atölyeyi temizlerken, çalıştığı evin hanımına camları silip silmemesi konusunda yönelttiği soru karşısında, "iyi de bunu bana sormana gerek yok" diyen evin hanımına verdiği cevap ilginçtir:
    "it may change the light!". diyaloglar iyidir fakat filmin bitişi "acaba devamı var mı?" sorusunu sordurur insana...
    (wendy, 14.04.2004 18:33)
  5. griet'i canlandıran scarlett johansson'ın aynı isimli tablodaki kişiye benzemesi ayrı bir güzelliktir.
    (fixxxer, 14.04.2004 18:55)
  6. ince ayrıntıları olan, ingiliz yapımı bir film.film griet'in -ki çok fakir durumdadırlar- evdeki rengarenk sebze meyve ne varsa doğrayıp, büyük bir keyifle tabak düzenlemesi yapmasıyla başlar.griet görsel kompozisyonu gelişmiş bir gençtir.ayrıca babasının tek elinin kesik olması,ve sürekli yanından ayırmadığı, üzeri bezemeli seramik, babasının bu işle uğraştığını fakat artık eliyle birlikte bu işini yapamaz hale geldiğini göstermektedir.
    filmde heycanla beklenen mutluluğun gelemiyişi üzücü ama güzeldir.çünkü 17.yy aşkı, ve özgürlüğü düşünmeye bile izin vermeyecek kadar acımasızdır.
    (black coffee, 14.04.2004 19:13)
  7. tam anlamıyla sanatsal değerlerle süslenmiş bir film. izledikten sonra muhtemelen ya "nasıl yani bitti mi" diyeceksiniz ya da anlamlı bir baş sallama hareketiyle yolunuza devam edeceksiniz.
    (kerrigan, 27.06.2004 00:59)
  8. okunması gereken 100 çağdaş kitapta ilk sıralarda bulunan kitap.
    (bettyboop, 27.06.2004 15:10)
  9. kitabı çok güzel olmasına rağmen filmini vasat bulduğum yapıt.
    (the weakest link, 28.06.2004 10:09)
  10. inci küpeli kız cevirisiyle sinemalarda gösterilmiş olan, kitabı da bulunan, özgün temalı bir film..duygusal ve yavaş bir film fakat filmde asıl dikkat edilmesi gereken unsur ise scarlett johansson'dır..kendisi şuan hollywood'un en çok aranan, en meraklı gözlerin bakışları altında kalan yıldızdır..ki öyle de olması gerekmektedir..zaten filmden de anlaşılcağı üzere, saf bir güzelliği olan, kibar ve biraz buruk bir yaşantısı olan bir temizlikçi kızın, hizmet yaptığı evdeki ressama sanat amaçlı poz vermesi ve bunun akabinde gelişen trajik olayları konu almaktadır ve 84 doğumlu scarlett ablamızda üstüne düşen rolü bir güzel başarıyla yerine getirmektedir..izlenilmesi, arşiv edilmesi gereken güzellikte bir filmdir..

    (bkz. scarlett johansson)
    (zeus, 07.07.2004 23:29 ~ 23:30)
  11. scarlett johansson'ın kendini aştığı film.

    vermeer'in griet'in kulağını delmesi sembolik olarak önemli bir sahnedir. ayrıca griet'e aşık olan kasap rolünde cillian murphy oynamaktadır ve rolü kısa da olsa oyunculuğu etkileyicidir.
    (drenchrome, 16.07.2005 18:48)
  12. tracy chevalier'in kitabı ve aynı isimle uyarlanan,zaman kısıtlaması dolayısıyla bazı şeylerin öneminin yeterince anlatılmadığını düşündüğüm ama yine de çok beğendiğim,bi tarafımı yırtmama rağmen anca izleyebildiğim film.kitapta anlatılan duygular ve önemli olaylar pek iyi yansıtılamamış,bazı şeyler havada kalmış örneğin filmin en önemli sahnelerinden biri olan griet'in saçının mahremiyeti ve görünmesi,cornelia-griet ilişkisi,büyükhanım ve griet'in ilginç konuşmaları ve griet'in akıbeti gibi.kitabın kısa ve ince olmasına rağmen içinde ne kadar çok duygu barındırdığını görünce şaşırıyor insan.film de kitap kadar etkileyici olmasa da gayet güzel.
    (bettyboop, 01.08.2005 02:03)
  13. sinemalarda çıktığında ilk önce afişi etkilemişti beni,filme gidemedim,tvlerde gösterildiğinde şans eseri izledim,daha sonra kitabını buldum okudum.film kitaba birebir sadık kalmış.özellikle scarlett johansson.oyuncuların performansları ise muhteşem.kitap yaratıcılıkta aşmış durumda.tracey chavelier, olmayan ya da olana yakın bir durumu bu kadar güzel tasvir edebilirdi, ve bir ressamın ruhunu bu kadar iyi anlayabilir, aktarabilirdi.
    günlerce kendime gelemememe neden oldu bu kitap.grietın yerinde olmak için herşeyimi verebilirdim.
    kitabın bana göre en dikkat çekici kısmı ise, bulutların rengiydi...
    (possible dreams, 18.11.2005 18:02 ~ 18:04)
  14. kitaptan bahseden hocamızın-ki kendisi çevirisini de yapmıştır- müthiş ingiliz aksanıyla söyleyerek akıllarımıza kazıdığı eser.
    (bkz: gökçen ezber)
    (emma, 18.11.2005 18:34 ~ 18:38)
  15. trt 2'de gecenin bir yarısı izleyip bitirdiğimde, o ne ya, nasıl yani deyip kalmama neden olmuş hoş film. sebebi ise -büyük ihtimal anlatamayacağım üzere- şöyledir: film ilk bakışta gayet bayık geçmektedir, doğru düzgün olay bile yoktur. bilmem kaçıncı yüzyılın kasabaları, soylu-zengin-köle ayrımları filan göze çarpıyor ilk başta, ama oturup bunlar üzerine de kasılmamış, he tamam deyip geçiliyor. filmdeki esas karakterler, karısıyla arası pek iyi olmayan ve son zamanlarda istediği güzellikte resimler yapamayan bir ressam ve bu ressamın evinde hizmetçi olan güzel, sessiz sakin bir kız.*. bir tablo siparişi yetiştirmesi gereken ressamımız, hizmetçi kızın resmini yapmaya başlıyor herkeslerden gizli, giderek de kızın güzelliğine hayran oluyor. kızımız da bir yandan utanıyor, bir yandan ilgiden memnun, bir yandan da boyaymış, ışıkmış, gölgeymiş gibi konulara merak sarıyor. arada ressamın karısıyla, karısının hizmetçiyle olan ilişkileri vs derken ressam kızın kulağında ince küpelerle muhteşem bir tablosunu yapıyor ve film bitiyor.
    film garip bir şekilde insanı kendine bağlıyor, şömine karşısında şarap yudumlamak gibi, öyle sakin, öyle sedasız, öyle bulutları pembeleştirici bir şekilde akıp gidiyor. bittiğindeyse dudağınızda hafif bir tebessüm...

    ben sevdim, çok sevdim. hatta iki kere izledim. her yurdum insanına değil belki ama, sinemayı seven, farklı tarzlardan zevk alan kişilere kesinlikle öneriyorum.
    (selenosistein, 23.08.2008 03:07)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil