altıncı nesil yazar. alt noktası mı üst noktası mı bilemedim.
kaç noktası var diye de sorulabilir kendisine, rumuz seçimindeki sayısal belirsizlikten ötürü..
sözlüğe müzik konusunda çok güzel şeyler katacağı aşikar yazar. üstelik sade tematikler yerine dolu dolu yorumlarla kendini gösteriyor. ayrıca nickiyle bile şöyle bi durup düşündürüyor. umarım uzunca bi süre aramızda olur, hemen basıp gitmez buralardan...
siz bizli olduğumuz, açık ve net yazılarının muhakkak okunması gereken yazar.
müzik konusundaki yeterliliği ile bana epey bir ışık tutmuş yazardır.sayesinde daha doğru düzgün işlere imzamı atacağımı düşünüyorum.
not:ilk tavsiyesini yerine getirdim abicim...''sağlam basscı,sağlam grupta bulunur.'' diyerekten,hem mesajını onaylıyor hemde hadim olmayarak saygılarımı sunuyorum.
edebiyatı sever.dili, yazmayı, okumayı, düşünmeyi -ki düşünmekte bir dil eylemi değil midir? (witgeinstein'in birinci hayatına değer verir çünkü düşüncenin dilden geldiğine inanır onun ilk yaşamı gibi)
en büyük hayali; egedeki evinin, denizin uçsuz bucaksızlığına bakan verandasında, sallanan sandalyesinde kitap okuyup, yıllanmış viskisinden içerken(bu çok klasik biliyorum), yıllanmış ve yıllandıkça göz altlarında torbalar oluşmuş olsa da, o inanılmaz güzelliğinden birşey kaybetmemiş hayat arkadaşıyla; anın, yaşadıklarının ve daha ne kadar yaşayacaklarsa o zamanın farkında olmak ve tadını çıkarmak. biliyor, bunlar yaşlılık planı gibi ama o hayal demeyi sever çünkü hayallerini gerçekleştiriyor olmanın verdiği güven var onda.hem de çok...
yani kısaca anı sonsuzluk için yaşamak...
o, hala; kararan kıtada beyaz kalan yerleri yaşamaya çalışmanın derdinde.kurtarmak mı? hak getire! halbuki umutsuzluk da değil ama neyse! neyseden nefret eden birinin neyse demesi ne kadar garip değil mi?
16 26 yaş arası.kafasında çizdiği rotada ilerlerken,erken denebilecek yaşta ayakları üzerinde durma zorunluluğu; onu, sevdiği işi, hayallerini gerçekleştirirken, gençliğinden uzaklaştırdığı gerçeğinden de uzaklaştrıyordu belki.
en son ortaokulda bisiklete binmişti.son maçını(futbol oynamayı çok sevmesine rağmen) yıllar önce yapmıştı.eskrim hocasının daha ilkouldayken söylediği;'mücadele aşkı doğurur' lafından gün geçtikçe nefret ediyordu, aynı serhan amcasını hala yaşıyor olarak düşünmek gibi...plaklarını serhan amcasıyla o rakı sofrasına gömmek gibi, hiç çıkarmamacasına...
klasikleri, klasik olduğu için değil, onda ironik bir uçluk(marjinallik) bulduğu için sever. seks-çikolata-viski gibi...
doğa; onun içinde daima bitmek tükenmek bilmeyen bir 'özlem' olarak kalacaktır.bunu sosyal sorumluluk projelerie olan ciddi emeği, uludağın keles tarafındaki kırlarda resim yapıp rakı içmesi ve 'seni yaradana kurban olurum' haykırışlarından çıkarmak mümkün.
anı anlamlandırmak dedik ya baştan beri.mesela itü sözlüğün bir kaç anlamı var benim için.ve umarım daha da anlam kazanır çünkü buraya nihayetinde sosyal paylaşım birimi gözüyle bakmak gerekir diye düşünüyorum.beni itü sözlükte birşeyler yazarken gören arkadaşlarımın anlam verememesi de burda devreye giriyor.çünkü birçoğu gibi benimde dışarda yoğun ve kalabalık bir sosyal birlikteliğim var ve başkasını sözlüğe çeken; hatun kaldırma, ego tatmini, arkadaş edinme ya da bilgilenmek bilgi paylaşmak gibi etkenler değil; yazma merakı! dedik ya edebiyatı sever...
sözlükler yıllardır takip ettiğimiz yerler.şahsen benim ekşide de yazarlığım sözkonusu, kapatılan bir kaç sözlükte de, lafmacunda felan da... hatta bir sözlük demememiz olmuştu başlarken sıçtığımız! ama görülmesi gereken şu ki; sözlükler miyadını doldurdu ve kalite olarak cepten yiyorlar artık.biz lisede iken counter strike çıkmıştı geçen bi internet cafenin önünden geçerken gördüm counter strike var felan yazıyordu.yani conter strike'ı yapanlar parasını kazanmaya devam eder, onlar için sıkıntı yok. ama olay daha çekici bir oyun konsepti bulabilmekte.anlamayanlar için; yeni sosyal paylaşım birimleri!
tekrar görüşmek dileğiyle,umarım en kısa zamanda...
koltuğunda gözüm olan yazardır.
* *
bazı doğu alman ve güney kore mahallelerinde kısaca
g noktası olarak adlandırılır.
(sikko, 30.03.2009 10:56)
iki tür nokta var
biri önüne ve ardına bakar,
biri ardına bakmaz,
ardını noktalar.
özdemir asaf
verdiği haberle güne güzel başlamama neden olmuş yazardır. sağolsundur
*