muhteşem bir şarkıdır son yıllarda niran ünsal'da sıkça seslendirmektedir. ilk olarak ahmet kaya'nın ölümünden sonra çıkarılan albümde seslendirmişti ondan sonra heryerde söylemeye başladı fenada söylemiyor ama ahmet kaya gibi olmuyor yaaaa...sözleri ise şöyledir:
kafama sıkar giderim
artık seninle duramam
bu akşam çıkar giderim
hesabım kalsın mahşere
elimi yıkar giderim
sen zahmet etme yerinden
gürültü yapmam derinden
parmaklarımın üzerinden
su gibi akar giderim
artık sürersin bir sefa
ne cismim kaldı ne cefa
şikayet etmem bu defa
dişimi sıkar giderim
bozar mı sandın acılar
belaya atlar giderim
kurşun gibi mavzer gibi
dağ gibi patlar giderim
kaybetsem bile herşeyi
bu aşkı yırtar giderim
sinsice olmaz gidişim
kapıyı çarpar giderim
sana yazdığım bu şarkıyı
sazımdan söker giderim
ben ağlayamam bilirsin
yüzümü döker giderim
köpeklerimden kuşumdan
yavrumdan cayar giderim
senden aldığım ne varsa
yerine koyar giderim
ahmet kaya dinlemeyenlerin bile bildiği eser.
parçada çok ilginç bir durumda vardır.eser boyunca söyleyen kişi,sevdiğine yukardan bakmaktadır.gitmenin onun için çok kolay olabileceği,gururu gerektiriyorsa oğlundan bile vazgeçebileceğini söyler.herşeyi kaybetmenin,sorun olmadığını açıklar.
ancak sonunda "evet bunların hepsini yaparım,giderim ama giderken kafamada sıkarım" der.işte burada şöyle düşünür insan.herşeyi bırakıp gitmek,sevdiğinden ayrılmak çok kolaydır.ancak onsuz yaşamak imkansızdır.
ahmet kaya'nın en güzel şarkılarından biridir. kimse kusura bakmasın ama niran ünsal şarkının anasını bellemiştir. resmen şarkının en önemli yerinde yukarılara çıkmaya cesaret edememiş, önce aynı notada kalmış sonra bir nota aşağı inmiştir. nakarattaki "kurşun gibi, mavzer gibi.." kısmından bahsediyorum. niran ünsal orada resmen şarkının içine etmiştir. tamam bir parça kendine has olarak yorumlanabilir ama parçanın geri kalanı da ahmet kaya'nın tarzına hiç uymamıştır. ahmet kaya fazla nağme yapmadan düz ama sert ve vurucu söyler. niran hanımsa "bende gırtlak var, o halde neden titretmiyorum" diyerek gerekli gereksiz nağme yapmıştır. tü allah cezasını vermesin!
insanın içini titreten şarkı. hani hem duygulu, hem sert. hem acı var hem umut.. hem korku hem baş kaldırış..
artık seninle duramam derken bile bi hüzün var ama birde isyan, gerçekle yüzyüze geliş..
biraz da sitem var..
sen zahmet etme yerinden gürültü yapmam derinden..
artık sürersin bir sefa ne cismim kaldı ne cefa..
bozar mı sandın acılar der şair, gücünü hayata karşı isyanını cesaretini savunur sanki..ama bir yandan da sevgiliye karşı duyulan o özlem, ona karşı çıkarılan zırh ama en çok da sitem..
ve içten içe aslında sana ihtiyacım yok derken bile ihtiyacını anlatıyor şair..
ilginç bir klibi vardı. '98 çıkışlı. o dönemin klipleri hep ilginçti gerçi ama bunda daha başka bir şeyler vardı. yağmurlu bir gecede üç beş araba ahmet kaya'yı sıkıştırıyordu sokak lambalarının ışığı altında. etrafında dönüyordu arabalar. (duyguyu aldınız sanırım burada) ahmet kaya da bir o arabaya bir bu arabaya koşar gibi yapıyordu. "höst" hareketi gibi düşünün. koşmuyordu da aslında. "gidin yav, yeter" hareketi gibiydi. çok ilginç bir mizansendi. "ulan neden kaçmıyor? dal ara sokağın birine, git işte ordan." diye düşünürdüm şu şarkının klibi her döndüğünde. meğer savaşıyormuş. iki sene sonra gitmek istemediği halde götürüldü, öyle anladık. (anladık derken yanlış anlaşılmasın. çoğul konuşunca daha duygulu oluyor diye öyle dedim.)
dediğim gibi, ilginç bir klibi vardı bu şarkının. klibini sevmiyorum ama şarkı güzel. şarkının başındaki o domdom davulları da pek sevmiyorum, ama sazlar güzel. üçüncü kıt'anın birinci ve ikinci mısrasını da fazla gerçekçi ve sitemkâr bulduğumu ama totalde şarkı ile aramda ciddi şeylerin olduğunu da itiraf etmem gerek. b12 vitaminini sevmiyorum ama balığın tadı güzel. ilginç valla.
orhan gencebay'ın en güzel şarkılarından bir tanesidir. sözlerini cemal safi'nin yazdığı bu şarkı da orhan baba'nın seslendirdiği her cemal safi eserinde olduğu gibi çok etkileyici, güzel ve estetik sözler içermektedir.