öyle bir türkü ki isminin tam hakkını veren her gidenin arkasından yakılan ve de yakanı kül eden. klibide vardı hatta feridun düzağaç oynardı ayrı bir şey...
hayatta pek giden adam ol(a)madım ben, beceremem gitmeyi döner bakarım geri.
gitmek dediğinse katılık gerektirir, dönmemelisin arkana, geriye bakmamalısın, bırak durmayı duraksamamalısın. en ufak bir tereddütde kalır gitmek, gidememek olur birden.
gidenleri izlemişliğim vardır, dönsünler geri diye bakmışlığım, acaba duraksar mı diye, duraksarsa gidemez bilirim. bu yüzden bir teeddüt beklerim, bir dönse bir baksa geri gitme diyeceğim halbuki, tek söz iki hece, zor çıkan o tek kelime "gitme"...
dedim ya zor, sessiz bir iştir gitmek. bu yüzden giderken türkü söyleyeni görmedim hiç, "gidenlerin türkü"sünü söylemekse kalana kalır. öyle ıslık eşliğinde falan da söyleyemezsin. işte böyledir giden(ler)in türküsü olsa olsa yalnızlıkla düet yapılabilir, acıdır ki tek kişinin sesi çıkar...