1. yürek isteyen iş değil mi? benim ardımdan seslenen olmadı hiç, oysaki hep gittim. şimdi yine gideceğim işte. hey sen candym! geldiğin gibi gideceksin işte. ne bir anı ne bir hatıra bırakacaksın ardında. yarınını bilmeden, önünü göremeden toplayıp tüm biriktirdiklerini gideceksin. kalbin ağrıyacak, için burkulacak. boş, bomboş yürüyeceksin. ankara'da bir kış günü tek başına saatlerce yürüdüğün zamanlar gelecek aklına. ince sızıların, mutsuzlukların, yalvarışların, el açtıkların, umdukların gelecek. şimdi her şey farklı olacak dediklerin. otobüs camına başını yasladığında dinlediklerin. arkadaşların, dostların , birlikte attığınız şen kahkahalar gelecek.

    acıtacak başta biliyorsun. daha önce de yaşamıştın. o zaman daha ağırdı yükün. bir tek o değildi çünkü. anne vardı, baban vardı, kardeşlerin vardı geride. "umut yolunda bıraktıklarımı geri topluyorum" demiştin şiirinde, hatırladın mı? yeniden toplamaya başlayacaksın bıraktıklarını. alıştın sen gitmelere, korkma. can kesiklerine, boğucu gözyaşlarına alıştın. bir yel gibi esip geçecek göreceksin. devirmeyecek bu kez seni. ah bilirim o ardı arkası kesilmeyen hayal kırıklıklarını. zordur yaşaması. her defasında farklı dersin bu kez ama aynıdır. gözlerin midir seni yanıltan yoksa yüreğin midir anlayamazsın. o sivri dilinle, asi başın da olmasa incinmiş bir papatyadan farkın yok biliyorsun. ben bile bu sensin demem asla!

    bir süre telefonundan gelen dostça seslere kulak vereceksin. bu kadar sevildiğine sen bile şaşıracaksın. tıpkı hiç sevilmediğine üzüldüğün gibi. keşkelerin olacak. istemeye istemeye yaşayacaksın yine pişmanlıkları. artık eskisine göre daha güçlüyüm desen de, değilsin biliyorsun. bu kırılgan ruh, bu incinmiş kalp neyin eseri ha? geçtiğin yollar, bıraktığın izler, onu hissettiğin zamanlar, takıldığın çakıl taşları, ah ne çok şeyler biriktirmişsin meğer. yazık mı, günah mı söyle. insanlara verdiğin pozitif enerji, o şirin tebessümler, sevgi dolu bakışların nerede? yazarken bile korkuyor elin terk edilmekten. hep giden sendin oysa. hem kaç kere vuruldun ki sen sırtından? saymadın biliyorum. her defasında ilkinin acısını yaşamaya korktuğun için korudun kendini dört duvarın içinde.

    takvim yaprakları bir bir eksilirken ağladın, güldün ; yeri geldi kalbini açtın, yeri geldi sustun. sözcüklerin gözyaşlarının içinde boğuldu çoğu zaman. söylemedin kimseye. neden söylemedin bilmiyorsun. güven önemli bir şey evet ama susmaya değer mi hiç? bıçak kesiklerine aldırmadın, yaralarını hep çabuk iyileştirdin. yüreğinin üzerindeki ağırlığın yanında onların canını yakmaları devede kulaktı nasılsa. yollar, yolculuklar da yormadı seni. hırslıydın, gözün karaydı. haklı olduğunda susmazdın asla. o zaman neden sessiz kaldın hayata? neden izin vermedin içindeki çocuğa, bırak koşsun. ama yok; bir kere düştü o değil mi? dizindeki yara da geçmedi hala.ah biliyorum seni. yine kapılacaksın kendini hapsettiğin o özlemlerin çarkına. yine lime lime edeceksin kalbini, gözlerini kanatacaksın. biliyorum yine çırpınıp duracak içindeki acı. ama duyuramayacak sesini. koca kız olduğun halde hala alışamadın bunlara, hala bırakıyorsun kendini uçurumdan aşağı. düşünmeden, arkana bakmadan, yanmadan, yanılmaktan korkmadan!

    evet, sen de haklısın. bir kere yolu düşünce insanın uzaklara, yakınlar dar gelmeye başlıyor. mesafeler ne kadar uzarsa içindeki yangın da o derece büyüyor. aldırma diyeceğim ama biliyorum senin umrunda bile olmayacak. o ardından bağırsa da bir şey değişmeyecek. bunu göze alamadığı için gidiyorsun zaten. belki de en doğrusu bu. hem yeni şehirler görmek, yeni insanlarla tanışmak sana iyi gelecek. en iyisi sen bildiğin gibi yap. bırak gözyaşların yine aksın. yine acısın kalbin. yine özle birilerini. geldiğin gibi git, bir daha da geri dönme!
  2. gitme dersin,avazın çıktığı kadar bağırırsın ama kimse duymaz.o ise duymazlıktan gelir.zaman durur ama o yinede gider.zaman sadece sana durmuştur.içinde bulunduğun çaresizlik zamanı yenmiştir.elin kolun bağlı gidişini izlersin.giden gitmiştir ve gittiği gün bitmiştir.ancak böyle olmaz.giden gitmiştir evet gittiğiyle kalmamıştır,kalbide yanında götürmüştür.gidenler daha mutlu olurlar..

    ben gitmeyi bilmem ama çoğu kişi benden gitmiştir.
    (bkz: acı)
  3. gidenin arkasından gitme diye bağırırsın ama bazen o giden kendinsindir, bırakılan bir başkası... ama yine de bağırırsın.

    gitmek zorundasındır, arkanda bir hayatı bırakırsın. yaşanılan ve yaşanılacak bir hayat. her şeyiyle planlanmış ve her şeyiyle adanmış bir hayat. bazen, bazı şeyleri istemesen de yaparsın. gidersin. gitme diye bağırır bir şeyler ama duyan yoktur. gitmek artık bir zorunluluktur. kapı kapanacaktır, kapının dışında kalan da içinde kalan da günlerce ağlayacaktır. ama ağlamak artık bir zorunluluktur.

    kapıyı tutarsın dışarı çıkmak üzere. bir hayatı sonuna kadar kapatıp, yeniden ve istemeden bir şeylere başlamaya kalkarsın. başlayamamaya kalkarsın. dönersin arkanı, sonra bir ses duymak istersin. gitme. gitme desin istersin ama demez. kelimeler midir söylenemeyenler yoksa dönüp de sımsıkı sarılamayış mıdır problem bilinmez ama hepsi zorunluluktandır. ve tekrar dönersin arkanı ve bağırırsın hıçkıra hıçkıra, "ne olursun gitme de."

    demez, diyemez. dese de bir şey değişmez. hıçkırıklarınla kalırsın. sonra kapatırsın kapıyı ve gördüğün son şey, yüzü göz yaşlarına boğulmuş bir kadındır. ne kadın istemiştir gitmeni ne de sen. ama gitmek zorunluluktur.

    sonra bütün dünya değişir. her şey kapanır. gittiğin falan yoktur. kalırsın orada. kurumaz gözyaşları. ama gitmek zorunluluktur, elden bir şey gelmez. iki kişi de istese bile, kimse gitme kal diyemez. yeni bir hayata gidersin, ne olduğunu bilmediğin boktan bir dünyaya.

    henüz yeni bir kapı açılmadı. biz kapandığımızla kaldık. kimseden ses çıkmadı, çıksa da farkeden bir şey olmaz. gidenin arkasından gitme diye bağırabilmek bile bazen hiçbir şey değildir. iki insan da hayalinde birbirine sarılıyor olsa bile, bazen birbirlerine asla sarılamayacaklardır.