gerçekten seven bünyenin farkında olmadan aklından dökülenler.
oturduğunuz yerde eşyaları sağa sola saçan, anıları, mekanları ve zamanı eğip büken bir duygunun kasırgası.
sizin gözünüzden bakmayan biri için boş... gereksiz... hiç...
durumunuzu paylaşan için özet, konsantre film şeridi, bir yükseliş ve çöküşün tek perdelik dramı.
tüm buhranı görebileceğiniz bir örneği için;
"
sen gittin ya...
kolamın asidi kaçtı.
"
bir boşvermişlik, bir kabullenememe.
(atropos, 08.01.2006 20:40 ~ 11.01.2006 16:44)
yürü sevdiğim,
yürü de endamını göreyim,
sensiz geçen günlerin ta ecdadını skeyim..
ben mecnun muyum bir am için çöllere düşeyim,
mecnunu da skeyim, seni de skeyim..
sana şiir yazdım, hani benim için yazılmış bir şiirin bile yok derdin ya. derdindi bu, hani ben hep başkalarına yazıyordum şiirlerimi, şiirlerimde esmerler olurdu. sen sarışındın oysa, küserdin. bak şimdi sana şiir yazdım, bu boş sayfada. görünmez harflerle işledim mısra mısra. boş bir sayfa bu evet, adınla doldurdum ben adımın üstünü. bir biçimde hayatımın romanı aslında. yani biyografinin oto olanı. son model bir şiir yazdım sana.
bir hayat nasıl oto anlatılır bilemeden bu boş kağıdı uzatıyorum sana. al , senin için yazdığım hayatımın en güzel şiiri.
sana şiir yazdım, dergilere yollamadım, hiç bir antolojide geçemeyecek yani , uyduruktan da olsa, yalan ödüller almayacak, sevdiğim arkadaşlarım şımartmayacak , aa bu ne güzel şiir diye, sana yazdım bu şiiri, sadece sana. sana şiir yazdım ama aslında başkaları da okusun istiyorum içten içe.. ama yapamam, anlayacağın, anlayacakları bir dil değil çünkü bu.
sana şiir yazdım, nedense gittiğin güne denk düştü tarihi, ben geç kaldım, sen çok yanıldın.
kendine iyi bak adlı bir şiir vardı, en iyi örnek o olsa gerek.
edit: işte buradaki (bkz:
kendine iyi bak/@987653)
sonunda bitti galiba
görüyorum
içimde can çekişlerini
duyuyorum
sözlerin çok acıtıyor
ölüyorum
keşke baştan söyleseydin
gidiyorum
nasılsa koymaz sana
biliyorum
kalbime gömerim o zaman
unutupta silerim o zaman
alt tarafı aşk bu da işte
vazgeçilmez misin aman...
sanane ki ağlıyorsam
deli gibi istiyorsam
hala seni seviyorsam
sanane anlamıyorsan...
diye devam eden bir şiir olabilir. daha sonra bu şiir şarkı da olabilir.
dokunuşlarındaki gerçekliği kaybettim önce
sonra da dokunuşlarını toptan
seyrekleşen düşlerimde sen de yoksun artık
sensiz geçen yalnız geceler var bir de küçülen ben...
gibilerinden düz yazı bozması saçmalamalardır genelde...
duygusal olmanın edebiyata dönüşmesi sonucu çıkan eserler
sevgilim
gün ışığı gibi parlak saçların
güneş gibi sıcak gülüşün
en çok sevdiğim
küskün gülüşünü bir de saçlarınından bir tel bıraktın
gittin
sorular düğüm düğüm bağladı
gözyaşlarımı
cevaplar çözemedi
keskin bir ayrılık kokusu sardı
dört bir yanımı
içerisinde bol bol "gittin", "beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın" serzenişleri vardır.
gidince mi bitti
bitince mi gittin
anlamadım.
edit: yazım hatası
(closer, 20.02.2008 12:07 ~ 21:43)
eflatun gökyüzü
savrulan yapraklar
ve savrulan biz
hüzünlü bir sonbahar akşamıydı
gittin...
...
lan?
...
ben senin ta!
bana yar olmayan devr-i devranın,
izzet-i ikramını sikeyim.
yansın bu ibneler
su veren itfayenin hortumunu sikeyim,
ben deli miyim?
mecnun gibi bir am için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leyla'yı da sikeyim
neyzen tefik
yar saçların lüle lüle
x sana güle güle
mevlana beni görse sen gelme derdi
ne şiiri lan giden sevgiliye manyak mısınız..!? hayır kralını yazarım yazacak olsam ama neyse..
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
`günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı`oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
(bkz:
hasan hüseyin korkmazgil)
(bkz:
akarsuya bırakılan mektup)
başka bir örnek için de
(bkz:
cemal süreya)
(bkz:
aşk)
akan aşkın kanlarıydı
ölen bizim ruhlarımız...
izlerin var cesedimde
unutturmazlar bizi bana
iki cesedin aşkı dirilir mi izlerden?
mahkum muyuz yaşamaya onlarla
yoksa,
silinirler mi toprağın altı ayak altında?
edit: kendisine de kısa mesaj ile iletilmiştir. evet, cevapsız...
(memento, 20.02.2008 16:11 ~ 17:33)
yara da sendin, bıçak da..
ve de tütün.
....güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi
cümlelerim öznesiz
umursuyan yok kanlıca'da ki yogurdu
ve eşikteki öpücük
tarih boyunca olmayan bir aşkın mührüdür
artık
(bkz:
yılmaz erdogan)
yıllar sonra
bir gece yarısı özlersin beni
soğuktur sokaklar, arayamazsın.
elin kolun bağlı, yalnız kalırsın,
pişman olsan bile ağlayamazsın...
tutup ellerimi sıkasın gelir,
o durmaz dilini yakasın gelir,
kapıda karşıma çıkasın gelir;
gururunu elden bırakamazsın...
yumruğunu sıkıp vurursun taşa,
dönmeyi istersin, geri en başa,
bakınca yerdeki bir damla yaşa,
benim gözlerimi unutamazsın!!!
*
çoğu zaman hiçlikler, yokluklar, hüzünler, gözyaşları barındıran, bazen yüzüne karşı söylemediklerimizi son pişmanlıkla yazıya döktüğümüz duygu sağnaklarıdır.
soner arıcanın
ayrılık şarkısı içinde
okan bayülgenin seslendiği şiir buna güzel bir örnektir.
in sahneden
bir senaryo yazar bu sayfada,
başrolünü sana verdiğim...
çekelim bu filmin sonunu,
bitirelim yaşamayı acının her tonunu.
işte sahnedesin, replik senin,
kameralar, ışık...
hepsini sana çevirdim,
ve motor!
söyle hadi son repliğini,
bu oyuna bir son ver
çevir ardından sayfayı,
sanmıyorum ki sesin titrer...
bir başka senaryonun yalancı yıldızı,
tükendi bu senaryodaki aşk replikleri,
sana ithafen söylenen...
in artık sahnemden!
edit: bu şiiri yazdığım sırada her şey henüz bitmedi diye düşünüyorduysam da artık eminim, her şey bitti...
(memento, 26.03.2008 13:40 ~ 16:28)
yar şaçların lüle lüle
x sana güle güle
bir gün...
gözyaşlarımı biriktirdim
yillar yili ceplerimde,
bir gün, belki bir gün
mutluluğumun şahitleri olurlar diye...
çığlıklarımı biriktirdim
yıllar yılı dudaklarımda,
bir gün, belki bir gün
şeytana satılık, fahişe gönüllerden kurtulurum diye...
sabırla doldurdum
yillar yili damarlarımı,
kader gibi istemeden
seni beklerken...
bir gün, belki bir gün
(...)
uzağında kaldım herşeyin,
senin sevginin uzağında.
direnemedim sensizliğe,
kahırla isyanla geçti her günüm.
alıkoydu herşeyimi sensizlik nöbetleri.
bakma öyle birşey olmamış gibi,
sen gittin ben bittim...!
sen gitmeyi bilirsin...!
ben sevmeyi...!
örnek olarak gösterilebilir ( ceyhun yılmaz - sen gitmeyi bilirsin, ben sevmeyi)