sevgilinin gittiği yere göre insanın psikolojisi değişebilir. bakkala iki ekmek almaya gitmesiyle, başka bir erkeğin kollarına gitmesi arasında uçurum vardır.
iyiliği-kötülüğü, aşağılığı-üstünlüğü neden gittiğine bağlı olan kişi.
evet belki yalandır, kendini kandırmacadır "onun iyiliği için gidiyorum ben" demek. kendinizden daha çok sevdiğiniz biri olmasıyla da alakalı değildir çünkü bunu test edecek birşey yaşamadan emin olunamaz. "senin gözlerin için ölürüm ben beeaa... bööle coşkunum, aşığım işte yeeaaa..." demek değil.
gideceğiniz hiç bir yeriniz olmasa da, ona zarar vermemek, kandırmamak için gidiyorsanız ancak o zaman giden sevgili olursunuz. öbür türlü sadece giden olursunuz.**
giderken 'bana kal de, kalayım' diyebilitesi olan, ama imkansız aşklar için yaratılmış bünyenin en imkansız aşkının ortasında asla kal demediği, diyemediği sevgilidir.
bir de gittiğini söylemeyen sevgili vardır, bir gün öğrenirsiniz aniden, kilometreler girmiştir aranıza, coğrafi bölgeler, dağlar, açılmayı beklenen tüneller.. bu gidenin ardından susmak gelir, solmak gelir.
kısacası
insan n parçalı mekanizma gibidir, kaldırdığın bir elemanın yerine yenisi gelmelidir. eğer ana elemanlardan biriyse giden, yerini doldurmak için elinden gelirse keder, hüzün, acıdır gelen.
ruhu hasta sevgilidir. gitmesi evladır. zira, ruhu hasta sevgili hasta eder. meali: depresyonaki adamı, aman alayım ben bunu yaralarını sağaltayım, sarıp sarmalayayım, seveyim demeyin! o iyileşmez, seni hasta eder, sonra da gider. arkasından da giden sevgili diye başlık açtırır. (stev buraya bir küfür lütfen)
mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler... sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. hep suyu unutulur saksıların. sık sık boynunu büker "sarıkız"...o tek kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz. nerdesin? o gittiğinde ne çok kişi gider aslında;bir anne gider... bir dost... bir arkadaş... bir sevgili...ne çok kişi yok olur o gittiğinde. hep böyle olur. o gidiyor ya şimdi beşiktaşım, evim, yakınmalarım, dualarım yetim kalır...
hiç işe yaramamıştır şimdiye kadar ama bir umut var bu kelimenin içinde. gitme...
hasretler ayrılıkla başlar
yanar yürek sessizce ağlar
bütün anılar canlanı verir
sanki hiç bitmemişler gibi
yolu gözlenen giden sevgili
geri gelecekmiş gibi
için için har gibi
kaplar bütün benliğini
bir gerip olursun bunun ardından
bazı bir rüzgar gibi
eser ayrılık yeri
giden sevgilinin ardından
önceleri sessizdir ayrılanlar
mutluluğu başka yerde ararlar
oysa geçen günlere yakınırlar
ayrılıktır bu çeken anlar
için için har gibi
kaplar bütün benliğini
bir garip olursun bunun ardından
bazı bir rüzgar gibi
eser ayrılık yeli
giden sevgilinin ardından
ahh ayrılık ayrılık
şeklinde bir yorumla yaklaşmanın yanında
biiir gidene kal demem asla,
ikiii ezdirmem kendimi aşka
üççç düşman olup ayrılmak yakışmaz bana,
sana son sözüm iyi şanslaaar...
gibi bir yorum da yaptırabilecek eski svegili kişisi..