çocukken çok şanslıydım ben..
bisiklet almışlardı bana..daha ilk günden lastiği patlatmıştım..o andaki üzüntüm; oturduğumuz evin hemen bir arka sokağındaki bisikletçi tonton amcayı keşfetmem ile son bulmuştu..eve ilk bilgisayar gelmişti (6 aralık 1996) (çocukluk zamanımın mihenk taşı), daha bir ay bile geçmeden karşımızdaki kuaförü bilgisayarcı yapmışlardı (hani hatırlarsınız ya, disket disket oyunların böyle dükkanlardan alındığı dönemlerde)..
benzer bir durum da aşağımıza bir oyuncakçının açılmasıyla yaşanmıştı..zaten bünye gi joe'ya açken yaşanmış böyle bir gelişme; semt veletlerini pek bir memnun ederken, ebeveynlerin yüzlerinin asılmasına neden olmuş on kusurlu hareketten birini meydana getirmişti..en azından bizimkileri hatırlıyorum, ne zaman oyuncak desem yüzleri ekşiyordu..eskiden krizi "ineriz yavrum izmire, alırız, tamam" diye geçiştirebilirken şimdi böyle bir diyalog yaşanmıyordu bile..oyuncak dediğim anda yeni (daha keskin) bahaneler ile karşıma çıkmaya çalışıyorlardı..öte yandan artık benim için manava, bakkala, markete gitmek çok zevkli bir uğraş olmuştu..anne, her seferinde oğlunun "gideyim mi ekmek almaya?!" derken suratında beliren çakal ifadeyi farkedebiliyordu..oğlu olacak bendeniz de, ekmek almaya koşa koşa gidiyor, beni kan ter içinde bırakmış deparımın yarattığı ekstra zamanı ise elimde ucu yenmiş bir ekmek ile dükkanda hayran hayran gezerek, soluklanarak harcıyordum..evet, evet..bu ay bunu alacağım diye tekrar tekrar bakıyordum duvarda asılı gi joe serilerine..hafızaya kazıyordum adeta..haftasonuna kalmaz diye oyuncakçı abiye tembih ediyordum, satma bunu diye..ben alacağım diye!
hey gidi günler..şimdi bir tanesi kaldı benimle beraber..naylon poşetli paraşütler ile 3. kattan sokağa indirme yaptıkları gün çoğunu kaybettik..nitekim zor bir görevdi..anılarımızda yaşıyorlar artık..kalanın da kolu yok zaten, zavallım, gazi rütbeli..silahı halen duruyor, duvara çiviledim, simsiyah ucu ısırılmış bir m4a1..çok iyi yaaaa..
(bkz:
http://img146.imageshack.us/...)