cyberpunk bilimkurgunun mihenk taşlarından. 80 küsür dakika sürmesine rağmen diyalogları insanı saatlerce düşünmeye itiyor. matrix denen özgün senaryo yoksunu film de bu şaheserdeki pek çok yaratıcı fikri fütursuzca çalıp çırpıp sömürmüştür.
ayrıca;
vücut --> shell (kabuk)
ghost --> ruh
ayrıca burdaki "ghost" kelimesiyle asimov'un ghost in the machine sözüne bariz bir gönderme yapılmıştır.
başlangıcındaki termokamuflaj sahnesi ile hayranlığınızı kazanıp, diyaloglardaki düşüncelerle bir kez daha dumur olmanıza yol açan manga. özellikle ilk filmin sonundaki değişim insanın kanını dondurur cinstendir.
2029 yılında insanlık,cyborglar,robotlar, yapay zeka sistemleri vs. birbirine engin bir ağla bağlanmıştır. gelelim ghost ve shell olaylarına. ghost bir nevi ruhtur, ve bulunduğu sistem/organizmaya insanların yaralandığı tüm haklardan yararlanma hakkını verir ve öyle kabul görür. shell ise haliyle ghost'un bulunduğu yapıdır (insan,cyborg vs.). bir insanın ghost'u software gibidir ve de hacklenebilir. böylece o kişinin anıları, belleği, düşünce yapısı değiştirilebilir. hikayemiz ise bahsi geçen hacker grubuna ve de kuklacı denen elebaşına karşı mücadele eden japon kamu güvenliğini anlatır. batou da bu yarı özerk devlet kuruluşunda çalışan karizmatik bir cyborgtur. fazla artislik yapmaması gerekir çünkü parçalarının çoğu devlete aittir ve geri alınabilir.
izlerken gerçeği, bilgiyi ve yaşamı çok güzel bir şekilde sorguluyor.
entelektüel kaygılı filmlerin çok daha ötesinde bir anime ki içerisinde bulunan alıntılar cuk diye oturmuştur.
aslında hayatın ne kadar basit olduğunu çok iyi bir dille anlatmaktadır.
filmde geçen şu replik beni benden almıştır : 'kötü şansta hep 3 işaret vardır : göremedin çünkü istemedin. farketsen bile kabul etmezsin. eğer biri anlatacak olsa dinlemezsin'
kaybetmenin bu kabul etmek istemediğimiz üç şeklini kabak gibi ortaya sermiştir..
candır, tadından yenmeyendir.