gesi bağlarında dolanıyorum
yitirdim yarimi aman aranıyorum
bir tek selamına güveniyorum
gel otur yanıma hallarımı söyleyeyim
derdimden anlamaz ben o yari neyleyim
gesi bağlarında üç top gülüm var
hey allah'tan korkmaz
sana bana ölüm var
ölüm varsa bu dünyada zulüm var
atma garip anam beni dağlar ardına
kimseler yanmasın anam yansın derdime
besim akkuş'un yazdığı klasik gitar metodunda ilk sayfalarda yer alan, çalması kolay bir düzenlemesi de bulunan türkü. gitar çalan insanların çoğu en az bir kez çalmıştır bu şarkıyı.
eskisi kadar fazla olmasa da hala üzüm bağlarına sahip olan hatta belli miktarda şarap da üretildiğini öğrendiğim kayseri'nin gesi beldesinde geçen gerçek bir olaya dayanır.
o kadar şarkı yazılmıştır ama kayseri'de gesi'den daha güzel bağları olan yerler vardır ancak işin içine isim girmiştir. ama bisikletle de gezilmeye doyulmayan mekandır. mevcut piknik yapmak için gelen topluluk göz önünde bulundurulursa gesi bağlarında artık nazlı yariniz yerine daha çok çizgili pijamalı amcaları bulma ihtimaliniz daha yüksetir. demedi demeyin.
bir de fuat saka yorumu dinlenesi klasikleşmiş türkü. fuat saka'nın horon söylerkenki bildik sesinin aksine buğulu, iç gıdıklayan sesiyle karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın.
çoğu sanatçı güzel seslendirmiş olsa da gökyüzüne bir nida şeklinde okuğu için kubat yorumu daha bir alıp götürür gece yarıları, dağ yamaçlarında gece vakti yürüyen rüzgarın kulağı okşaması kadar ıssızlaştırır, üşütür, özlettirir birşeyleri..
'derdimden anlamaz ben o yari neyleyim' dizesiyle oturup düşündürten,'hakikaten en kötü zamanında durup bu bunu niye yapıyor acaba diye sormayan birinin yanınızda olmasının size ne gibi faydası olur'u sordurtan ve belki de acı gerçeği yüzünüze vuran, şükriye tutkun'un sade yorumuyla çok güzel olan türküdür
rakının ikinci kadehinde çalındığında sizi direk başka dünyalara götüren özellikle 'ölüm varsa bu dünyada zulüm var' kısmı insanı bitiren dehşet türkü. o esnada kafanızda sevdiklerinizin ölümü, hayatınız falan film şeridi oluyor ama akıp gitmiyor boğazınıza takılıp kalıyor.
gitar çalanlar için akdeniz akşamları neyse bağlama çalanlar için de gesi bağları odur. mükemmel bir türkü olmasının yanında amiyane tabirle en piyasa olanlardan biridir. sevenlere lafım yok ama türkü bilmeyen birçok insan bağlama çalan birini gördüğünde gesi bağları'nı sorar. emin olun "bilmiyorum" ya da "çalamıyorum" derse yalandır, artık bıkmıştır. bir de şu var tabii bu bıkkınlığıun altında. thm ile çok ilgili olmayanlar anlamayabilir bunu. yine akdeniz akşamları'ndan gideyim. onca güzel parça varken bu parçaya bu kadar ilgi gösterilmesi üzmez mi sizi. e karşındaki o müzik türünü sadece yüzeysel olarak dinleyen bir insan. ne bilsin daha ne güzel parçalar var. ne zaman gitar görse o parçayı ister tabii. gesi bağları da böyledir. tabii ki görecelidir ama bence bundan daha güzel yüzlerce türkü vardır. thm yi sadece rast geldiğinde dinleyen insanlar bilemez tabii bunları, suçlu da değildir kimse. istediği müziği ne kadar dinlerse dinler herkes. fakat benden "yaa gesi bağlarını biliyo musun?" diyen olursa, "ben sevmiyorum o türküyü" lafını duyunca bu sebepten olduğunu bilsin. seviyorum aslında.