-
germinalde ne mi istedim? bunu mutlaka öğrenmek mi istiyorsunuz? söyleyeyim: öyle bir adalet çığlığı istedim ki fransa kendini kemirtmekten vazgeçsin artık, paraya kemirtmekten.
e. zola
fransız maden içilerinin 19. yüzyıl sonundaki romanıdır.
zola der ki "bir tek istek duydum; onları toplumun kendilerini soktukları halleri ile göstermek!"
kitap daha yazılır yazılmaz adam gibi yayınlamamışken bile henüz, figaro gibi yavşak burjuvazi gazetelerinde yerden yere vurulmaya başlanır; kitapta ogüne kadar görülmemiş olan gerçekçi anlatım herkesin canını sıkacak düzeydedir çünkü.
ben bile, bir dilim ekmek bulamadıkları için açlık ve sefaletin kucağında grev yaparken ölen işçilerin son nefeslerinin iğrenç kokusunu alır gibi oldum .
dan dan dan bir roman.
öyle iki satır yazı yazmak için kırk dereden su getirmiyor, neyse o.
beşyüz küsür sayfalık bu roman toplamda on ayda yazılmış desem yeterli olur sanırım.
zola devrimi, kapitalizmi, anarşizmi, insan ruhunun kaypaklığını, lümpen solculuğu pek çok yerinde "vay anasını" dedirten bir cesaret ve tarafsızlıkla yazmış; zaten bir kısım eleştirmenler zolanın germinali yazdığı zamanlarda tam bir sosyalist olmadığını söylerler; sanırım insan ruhunu tastamam bütün sefaleti ile fotorafladığı için böyle diyorlar.
kitap inanılmaz bir gözlem gücüne dayanıyor, zaten kitabın yazımı sırasında zolanın elinde not defteri nerede bir madenci grevi varsa orada olduğunu da oda yayınlarının önsözünde görüyoruz.
aşırı yoksul madenci mahallelerindeki yoksul ahlaksızlık, açlığın dünyadaki her şeyden daha önemli olduğunun izahı, hem nalına hem mıhına bir uslüp ve tabi ki hiçkimsenin unutulmadığı , yazarın kitapta bahsi geçen herkesle birebir hesağlaştığı nefis final.
konuya ilgi duymayıp kitabı okumak istemezseniz bu durum anlaşılabilir, ancak iyi bir kitap okuyayım ve edebiyat zevki alayım isterseniz, beş yüz küsür sayfalık bir lezzet sığınağı sizi beklemekte.