görseller
germinalgerminal
germinalgerminal
belki ilginizi çeker
  1. · the condition of the working class in england
  2. · sözlükte siyaset yapmak
  3. · emile zola
  4. · unutulmayan kitaplar
  5. · karamazov kardeşler kebap salonu
  6. · ulus devlet
  7. · renaud
  8. · arşivlenmesi gereken filmler
  9. · anarşizm
  10. · yeni başlayanlar için ayrılık
  11. · otomatik ödeyin netbook'unuz olsun! (reklam)
gündem
  1. · facebookta 25 tane kardeşi olan insan
  2. · dekolteli giyinip toplum ahlakını düşünmeyen kız
  3. · hz muhammed yaşasaydı olabilecekler
  4. · başbakanın eşini askeri hastaneye almamak
  5. · hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlar
  6. · tuhaf isimli yabancı futbolcular
  7. · sözlük yazarlarının en sevmediği kelimeler
  8. · türkiye nin stratejik önemi
  9. · itü fen edebiyat fakültesi kantini

germinal  

  1. emile zola nın, maden işçilerinin yaşadığı zorlukları anlatan dünya klasiği.
    (wrathchild, 19.06.2004 04:41)
  2. ayrıca filminin de adıdır. 22 mart 2005 salı saat 15.00'da fen edebiyat binası a1 amfisinde ücretsiz gösterimi vardır. (bkz: itb 201e)
    (azwepsa, 16.03.2005 13:23)
  3. kelime anlamı "ürün, bereket" tir. fransa'da natüralizm akımının öncü yazarlarından emile zola tarafından yazılmıştır. zola bir mühendisin oğludur. romanda naturalizm'in kokusu, gerçekliği ve çıplaklığı tüm satırlara sindirilmiştir. en önemli özelliği çok güçlü bir "gözlem" ürünü olmasıdır. (bkz: gözlem)

    bir "kavga" romanıdır... toplum, insan,maden işçileri, emek, aşk, grev kelimeleri anahtar sözcüklerdir. biraz anarşi, biraz şiddet, acımasızlık ve haksızlık kokar. karamsarlık ve umutsuzluk da vardır romanda ama ilginç olan şu ki bu romanı okurken tüm bu negatif örtüyü kaldıran bir pozitiflik var: azmin ve inancın kokusu her satıra sindirilmiştir.

    yazıldığı dönemde -toplumun gözünü açan çoğu kitap gibi- birçok tartışmalara yol açmıştır. bu romanda ben yazarımızı "aaaaaa kral çıplak" diye bağıran çocuğa benzetiyorum. korkmadan,kaçmadan, inanarak,içten ve yalın bir dille toplumsal sorunlara ayna tutmuştur. en saygı duyduğum yönü savaşçı kimliğidir. işçilerin yaşamını sergileyen en ünlü eserlerden biridir. romanda "bilimselliğe" doğru atılan bir adımdır.

    yazarımızın cenazesinde işçiler "germinal! germinal!" diye bağırmışlardır.

    edit: 1- bu eseri son zamanlarda gazetelerde çıkan bir devrimci(!)olarak adlandırılan furyaya gerçek bir örnek olsun diye yazıyorum. çünkü bu roman işçilerin dünyasında devrim yolunda bir adımdır.
    edit: 2- okurken john steinbeck'in dünyasından geçtim sanki: gazap üzümleri...
    edit: 3- güleceksiniz belki ama ben bu yazarı bayan sanıyordum okuyana dek.
    edit: 4- nedense roman yazarlarının çoğunun babası mühendis. bu sözlük için bir anlam ifade ediyor mu bilemiyorum.
    (sunflower, 25.08.2006 00:00 ~ 16.06.2007 19:04)
  4. soluk soluğa okunacak müthiş bir eser. maden işçilerinin çileli yaşantısını anlatıyor. olaylar zinciri öylesine etkileyici ki okuyunca aylarca kendime gelemedim. oda yayınlarından çıkan "nesrin altınova" çevirisi adeta türkçede yeniden yaratılmıştır. yazar dünya edebiyatının bir doruğu olduğu gibi türkçeye çeviri inanılmaz başarılı. okuduğunuz zaman hayatı baştan sorgulayıp ona göre yeni bir yaşam tarzı benimsemeniz mümkündür. zira "dünyada neler varmış" dersiniz. "germinal" fransızcada "filize ait" anlamına gelir. sinemaya uyarlamasında "tohum yeşerince" denmiştir. "fransızca telaffuzu "jeğminâl"dir. türkçeye aktarısında "germinal" adının muhafaza edilmesi isabetlidir kanımca, hoş durmuş. filmi de fena değil, gerard de pardieu oynuyor baş rolde. kitabın arka kapağında yazan yorumlardan biri şöyledir: "germinal'i okumak zorundayız."
    (santimantal, 31.03.2007 23:59)
  5. emile zola'nın maden işçilerinin yaşadığı bir grevi anlattığı romanıdır. kitabı okurken,bu kadar gerçekçi olunur mu,sorusu sıkça tekrarlanır.madencilerin gündelik hayatını anlatıp da sıra grevin patlak vermesine gelince kitap düşmez insanın elinden,tadından yenmez.o dönemin fransa'sına da ışık tutar bir yönüyle.

    filmi de 1993 yılında claude berri tarafından çekilmiş olup başrolde gerard depardieu ve miou miou oynamıştır. kitaptaki tadı verip vermediği tartışmaya açıktır ama bir yanıyla da gayet etkileyicidir.eksik kalan yanın filmin çekimiyle alakalı değilde edebiyat uyarlamaların pek sevilmemesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. her şeye rağmen izlenesi filmler arasında yer almalıdır.
    (noluyoruz yahu, 29.06.2007 10:28)
  6. okuyup bitirdikten sonra halinize binlerce kez şükrettiğiniz, tüylerinizin diken diken olduğu, açlıktan kemer yiyen insanların varlığını öğrendiğiniz çok gerçekçi ve etkileyici bir kitaptır.
    (one more cup of coffee, 29.06.2007 10:44)
  7. ne zaman zola'dan ve germinal'den bahsedilse nedendir bilinmez ama şahsen benim aklıma hep friedrich engels ve onun muhteşem eseri the condition of the working class in england adlı kitabı gelir.

    vardır elbet bir nedeni, vardır...
    (yesilcuppelipenguen, 29.06.2007 11:13 ~ 16:31)
  8. emile zola romanından uyarlanan senaryosunu ve yapımcılığını fransız claude berri'nin yaptığı film. her zaman olduğu gibi kitap ve film arasındaki orantısızlılar olsa da, germinal konu ve işleniş açısından kitabı ile aynı güzellikte.
    (sarmalak, 17.07.2007 02:31)
  9. başrollerinde gerard depardieuvemiou miounun oynadığı devrim niteliğinde bir filmdir. maden işçilerinin hayatını kendinizi onların yerine koyarak olayları kavramak ve kapitalist düzenin baskıcılığına boyun eğmenin kendi içimizdeki zavallığını buram buram koklamak için izlenmelidir. 2.5 saat kadar bir parça ekmek parası uğruna ne gibi zorluklarla baş edebileceğimizi öğreniriz, bir kumaş parçası uğruna birinin altına yatan kızın dramını hayatın akışında canlandırabiliriz, işçileri örgütleyip sisteme karşı duruşun ne gibi hataları da beraberinde getirdiğini maalesef başlar önde izleriz. hedefe ulaşmanın -yine maalesef diyeceğim- silahlanma ve yok etme ile başarılabileceğini tanımlayabiliriz. savaş ve yok et. özgürlük ve hak arama gibi bireysel istekler bizim çıkarımıza değil de burjuvazinin çıkarına olduğunu tekrar gözümüzün önüne serdiğini, hiç bir işe yaramayan isyanımızla kısıtlı dünyamızda daha da acınacak halde olduğumuzu görebiliriz.
    (sadomasochistic, 03.03.2008 18:19)
  10. yoksul madencilerin karılarının ayaklanma sonrası kendilerini taciz eden simsarın cinsel organını kesmeleri en sarsıcı sahnelerden birini oluşturur... film bu anlamda politik metaforlarla da yüklü bir görsel bir şölene dönüşmektedir. zola'nın dehası öylesine kuşatıcıdır ki, modernizmin şekillenişine tanıklık etmek isteyen herkes, emek ve sömürü denklemini görünür kılan bu romanı okumalı ve sinemaya uyarlanan bu büyük yapıtı izlemelidir. ve tabii zola'nın politik kimliğini, ödünsüz bir entelektüelin duruşunu anlamak adına özyaşam öyküsünü de...
    (rafaello, 03.03.2008 18:57)
  11. olağanüstü bir romandır. filmini izlemeyin kardeşim, romanı okuyun. kendi hayalinizde canlanıyor sahneler zaten . ettienne nin sosyalistleşmesini ve mücadeleye katılışını sayfa sayfa okumak daha bir keyifli bence
    (eleanor, 26.04.2008 16:01)
  12. destansı bir sinema şöleni. *
    amedian entertainment
    (amedian, 14.08.2008 00:59)
  13. zolanın maden işçilerinin direnişini anlattığı bu kitap, 1993 yılında sinemaya da uyarlanmış ama çok merak etmeme rağmen henüz filmi izleyemedim. gerçekçilik akımının öncülerinden olan zola, germinal'le bu ünvanı hakettiğini kanıtlamış bana göre... kapitalizmin çarkını, komünizmin kısırdöngüsünü irdelerken, anarşizmin çekiciliğine ve vurgu yapmadan etmemiş... betimlemeleri o kadar berrak ki, filmi izlediğimde, kafamdaki sahnelerle uyuşmayacağından korkarım.
    (beterrbocek, 14.07.2009 18:51)
  14. - germinalde ne mi istedim? bunu mutlaka öğrenmek mi istiyorsunuz? söyleyeyim: öyle bir adalet çığlığı istedim ki fransa kendini kemirtmekten vazgeçsin artık, paraya kemirtmekten.
    e. zola

    fransız maden içilerinin 19. yüzyıl sonundaki romanıdır.
    zola der ki "bir tek istek duydum; onları toplumun kendilerini soktukları halleri ile göstermek!"

    kitap daha yazılır yazılmaz adam gibi yayınlamamışken bile henüz, figaro gibi yavşak burjuvazi gazetelerinde yerden yere vurulmaya başlanır; kitapta ogüne kadar görülmemiş olan gerçekçi anlatım herkesin canını sıkacak düzeydedir çünkü.
    ben bile, bir dilim ekmek bulamadıkları için açlık ve sefaletin kucağında grev yaparken ölen işçilerin son nefeslerinin iğrenç kokusunu alır gibi oldum .

    dan dan dan bir roman.
    öyle iki satır yazı yazmak için kırk dereden su getirmiyor, neyse o.
    beşyüz küsür sayfalık bu roman toplamda on ayda yazılmış desem yeterli olur sanırım.

    zola devrimi, kapitalizmi, anarşizmi, insan ruhunun kaypaklığını, lümpen solculuğu pek çok yerinde "vay anasını" dedirten bir cesaret ve tarafsızlıkla yazmış; zaten bir kısım eleştirmenler zolanın germinali yazdığı zamanlarda tam bir sosyalist olmadığını söylerler; sanırım insan ruhunu tastamam bütün sefaleti ile fotorafladığı için böyle diyorlar.

    kitap inanılmaz bir gözlem gücüne dayanıyor, zaten kitabın yazımı sırasında zolanın elinde not defteri nerede bir madenci grevi varsa orada olduğunu da oda yayınlarının önsözünde görüyoruz.
    aşırı yoksul madenci mahallelerindeki yoksul ahlaksızlık, açlığın dünyadaki her şeyden daha önemli olduğunun izahı, hem nalına hem mıhına bir uslüp ve tabi ki hiçkimsenin unutulmadığı , yazarın kitapta bahsi geçen herkesle birebir hesağlaştığı nefis final.


    konuya ilgi duymayıp kitabı okumak istemezseniz bu durum anlaşılabilir, ancak iyi bir kitap okuyayım ve edebiyat zevki alayım isterseniz, beş yüz küsür sayfalık bir lezzet sığınağı sizi beklemekte.
    (khaki, 03.09.2009 00:07 ~ 00:07)
  15. mükemmel kitap.
    bir yerinde şöyle bir diyalog geçer;

    maheude(evin hanımı),artık ihtiyardan gelen kırk meteliği ve belki de artık bunu getiremeyeceğini düşünüyordu.üzüntü ile haykırdı:
    "aman tanrım!bu gidişle yakında hepimiz öleceğiz."
    kocası maheu:
    "insan ölünce karnı acıkmaz" dedi.

    ölümü,açlığı,fakirilği,aşkı,kısacası diptekilerin yaşamını, dibine kadar anlatır.

    -edit:imla-
    (nealırsanbimilyon, 13.11.2009 19:37 ~ 19:37)
  16. 12 sene önce okuduğum ve o zamanlarda (orta 3) okumuş olduğum en uzun kitaplardan biri olan ve maden işçilerinin zor şartlarını anlatan kitap. fakirlikten sürekli patates yerlerdi o da doyacak kadar değil. bir de madende çalışanların ne kadar zor şartlarda çalıştıklarını sağlıklarının ne derece bozulduklarını harika tasvirlerle okuyabilirsiniz. fransada doğan özgürlük anlayışının 19.yüzyıl gelmesine rağmen halen yerleşemediğini de vurgu yapar.
    (eden blur, 12.01.2010 03:18)

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook