|
|
- 'teferruata takılıp ana hatları kaçırmak' diye bir söz var ya; ha işte odur. ama bazen de ana fikirden ziyade bu ayrıntı o kişi için daha ilgi çekicidir. gıcık eder. bir şey anlattığınıza anlatacağınıza pişman ettirir. dallanıp budaklandırmadan örneklendirmek istiyorum:
uykusuz'da yiğit özgür'ün yakın zamanda tarihteki ünlü ayarlarla ilgili hazırladığı bir köşesi vardı. orada okumuşsunuzdur; mustafa kemal'in cumhuriyet ilanından sonraki resepsiyonda ingiliz binbaşının kendisine ters ters bakması neticesinde yaverini onun yanına göndermesini ve sonrasında gelişen olayları. şöyle ki;
binbaşı yavere şunları söyler:
- mustafa kemal çanakkale'de babamı öldürdü.
bunun üzerine atatürk şöyle der:
-git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?
sonrasında yiğit özgür'ün "ben orada olsaydım şunu derdim" diyip kopadığını da hatırlarsınız. arkadaşlarınıza bu olayı anlatmak istersiniz. mustafa kemal'in cevabından sonra "iyimiş" gibisinden bakışlar beklerken sessizliği bir dingil bozar:
- sormuş mu?
- neyi sormuş mu?
- yaveri gidip binbaşına atatürk'ün dediğini demiş mi?
- ne bileyim lan! alla allaa!!!
diyip fıkra anlatıp sonrasında kimsenin gülmemesi üzerine açıklama yapmak zorunda kalan zavallı durumuna düşersiniz. her şey iyi güzel de, kafama takıldı iyi mi! sormuş mudur acaba? neyse...
|