siz kabul etmesenizde hayatın size bir şekilde kabul ettirdiği, gerektiği durumlarda da kıçınızın üzerine gayet güzel oturmanızı sağlayıp uzunca bir süre kendinize gelememenize bile yol açabilen hakikatlere verilen isim.
ne kadar acı olursa olsun hep duymak istediğim,
ne kadar iğrençlik, pislik içerse de değer verdiğim,
ne kadar tokat gibi çarpsa da karşımdakinin hoşgörüsüne tercih ettiğim,
ne kadar basit, kötü olsa da dudaklardan döküldüğünde endişe etmediğim,
ne kadar zor ve karmaşık olursa olsun öğrenmek istediğim...
aramayı bıraktığım şeydir. hep arayıp da sonunda bulunca, genelde tahmin ettiğimiz gibi kötü olandır. yalanlarla kandırılmak çoğu zaman gerçekle büyümekten iyidir; gerçekle karşılaşınca yaşanan afallamayı geçin, gerçekle yaşayıp da masalda yaşamak isteyenlerin ki trajedidir kanımca. benim gibi.
ya ne kadar ucuzlaştırmışız en özel kelimleri. başına "gerçek" eklemeden hiç bir mana içermez hale sokmuşuz. peki bu "gerçek" ile tamlama yapılmış hallerini de tüketince ne olacak?
farkına varmadan manevi kavramları ifade etmekte ne büyük bir çıkmaz içine giriyoruz?
"gerçek kendisini zor teslim eder çünkü canlıdır.canlı ve değişken olduğu için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz.bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur.bu savaşın zaferi sürekliliğindendir."
edebiyattaki realizm akımının ilk ve en önemli örneklerinden biri olarak gösterilen emile zola romanı, kesinlikle okunması gereken başyapıt.(bkz: la verité)
ilk okuduğumda, fransa daki laiklik karşıtı yobazlara karşı mücadele veren o cesur öğretmeni ne kadar takdir etmiştim, bu uğurda karısının kendisini terketmesine bile aldırmadan mücadelesine inançla devam etmesine hayran olmuştum. sonra o yoksul fakat bir o kadar inançlı, ilerici ve mağrur taşra öğretmeninin tükenerek etrafını aydınlatan bir mum gibi kayboluşuna.
keşke şimdiki öğretmenler de okusalar, ve öğrenseler gericiliğe karşı nasıl, ne zorluklarla ve yılmadan mücadele ediliyor diye.
gerçek bir başyapıttır, okunması şiddetle tavsiye edilir.
bu kavramı somutlamak gerekirse gerçek; insanların ihtiyaçları doğrultusunda kendi beyinlerinde kurgulayıp inandıkları olgulardır. tek bir gerçek yoktur lafı her insanın beyinlerinde farklı yönde gerçekleri olduğudur.
örneğin matematik gerçek bişiy değildir ama somutlaştırılmıştır. matematik 0 sayısının başlangıç olarak kabul görülmesinden ileri gelen insan hayatını kolaylaştırmak için sayısal anlamda geliştirilen tekniklerin tümüdür.yani insanoğlu matematiği kabul olarak görmüş ve geliştirmiştir.
inançta böyle bir şeydir. çeşitli aydın insanların genelde felsefecilerin inanç sorgulamasına girdiği nedenlerden biridir gerçeğin kabullenilmesi ve felsefeciler şöyle der(ateist olanlar genelde) :inanç bir kabullenmedir şeklinde görürler fakat unuttukları bir şey var... inanç asla sorgulanamaz.