ilk olarak
büyük ismail* döneminden sonra hortlamış kavramdır. büyük ismail, bütün insanları mutlu edecek ve tüm hepsini bir arada tutacak ve böylece tüm insaların barış içinde yaşamasını sağlayacak, "tüm dinlerin ve din dışılıkların en güzel yanlarından müteşekkil" oluşumu ortaya attığında saraydaki bazı generallar buna karşı çıkmıştı. "olur mu böyle şey, biz ne yapacağız o zaman, kimle savaşacağız", "yok böyle bir şey mümkün değil" gibisinden laflar etmiştiler, fazla ütopik ve gereksiz buldukları bu düşünceden dolayı
engerekon diye de bir örgüt kurmuşlar, daha sonra da herkesin bildiği gibi büyük ismail'e ilk suikast girişimi yapmışlardı.
suikast girişimi sonrası büyük ismail generallerine hak vermiş, bu işin o kadar da kolay olmadığını fark etmiş ve hepsinin birer
ronin olmasından tırstığı generalleri ile bir toplantı yapmıştı ve sonuçta "dinler bulamacı ütopik fikir"den vazgeçmiş(ler)di. [bu, büyük ismail'in hayatındaki tek geri adımı idi. (hammer tarihi, cilt5, s678)] onlar daha sonra "dinlerin en güzel yanlarından oluşan bu fikir işe yaramadı bari insanlar birbirine kötü davranmasın" diyerek bu kez ortaya başka bir fikir atıldı; lakchılık. daha sonra bu, dilimize laikçilik olarak geçmiştir. laikçilik yapanlara da laikçi denmiştir.
büyük ismail'in ölümünden sonra bu durumu suyu çıkmış, toplumu birleştirici bu kavram sündürülümüş ve ortaya bir çok farklı barışçıl kavram ve tabi ki laikçilik tanımları ortaya atılmıştır. [bazı yerlerde hâlâ nasıl tanımlandığına dair kesin bir şey yoktur.
frenkler buna "devletin farklı düşünenler karşısında tarafsız davranması" şeklinde yaklaşırken,
kraldan çok kralcılar meseleye "bizim gibi düşünenler laiktir gerisi boşluktur" şeklinde yaklaşmışlardır.
hülasa; laikçilik etrafında bir çok tartışma yaşanmışsa da geriye tek bir şey kalmıştır; büyük ismail öz, hakiki, halis, tatışmasız, "gerçek laikçi" idi.