gerçek hayat, hayatın ta kendisidir.
insan hayatın o çirkin, mide bulandırıcı yönüyle bir kez tanışsın, (aslında gerçek yönü hoşumuza gitmediği için çoğu zaman bu tip negatif kelimeler kullanırız), her şey bitiyor. çocukluğunda gezip oynarsın, her insanı tüm yakınlarını gülerken görürsün, yani onlar sana gülen yüzleriyle bakar, sen de kendi komşularınla arkadaşlarınla susam sokağında yaşıyor sanırsın. bakkal amcaya gider 3-5 jelibon alır gülerek sevimli sevimli yersin. zaman geçer, büyürsün. büyüdükçe hayatla daha bir sıkı fıkı olursun, ki olmak zorundasındır. yeni insanlarla tanışır, onlara annen baban kardeşin gibi güvenirsin. evine davet edersin.. hala bakkal amcadan jelibon alarak, iyi işler şener amca diyerek dükkandan çıkarken şener amcanın yüzünün eskisi kadar gülmediğini tontonluğunu kaybettiğini düşünürsün. aslında şener amca tontonluğunu kaybetmemiştir, sen büyümüşsündür. büyüdükçe gerçek hayatla tanışmış, şener amcanın hayattaki sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunun farkına varmışsındır. üzülürsün, elinden bir şey gelmez diye, zaten jelibonun da eski tadı yoktur artık. daha da büyüdüğünde, o çok güvendiğin arkadaşlarının, diğer insanların maskesiz halini görürsün. erkeklerin nasıl tüyler ürpertici senaryolar yazdığını, kızlarınsa nasıl kıskanç, senin değerlerine ters gelen şeyler düşündüklerini anlayınca, şüpheye düşersin “onlar insansa, ben neyim?”. ve artık pişmişsindir zaman daha da ilerledikçe. kimseye gram güvenin kalmamıştır hayattan tek beklentin üniversiteyi süper deli bir notla bitirmektir. kasım kasım kasılırsın ortalıkta, kimseye ihtiyacım yok, kimse benim sevgilim olamaz benim için en önemli şey derslerdir diye. oysa senin birçok kişiye ihtiyacın vardır. bunu da evine gidip yatağına yattığında gözünden düşen ufak damlalar anlatır sana. lanet edersin, “hayat bu kadar mı zor be??”. o süper deli not uğruna her şeyi ertelersin, çünkü zamanında ertelememişsindir de ne olmuştur, sırtında onca hançer yaraları.. pehh.. arada kendine itiraf etmek istesen de sözlerle edemezsin ama yazarsın, yazdıkça üzülürsün, ama gene de gerçekleri bilmek güzel dersin kendi kendini teselli edersin. canın şener amcaya uğrayıp jelibon almak sevimli sevimli yemek ister, kendini dizginlersin çünkü hiçbir şey eskisi gibi değildir ama keşke olsa.. işte o an dilinde bir şarkı;
eskidendi çok eskiden..