ilah. tuhaf bir şekilde objelerden yola çıkarak şarkılar -daha doğrusu klasikler- yazması ile tanınır. yazık ki genç sayılabilecek yaşta kanserden göçmüştür aramızdan. üzücüdür.
lennon/mccartney gölgesinde kalmış olduğu tamamen doğru değildir.
bir kere the beatles'ın en iyi 10 şarkısının çoğuna imzasını atmıştır, gerçi söz konusu the beatles olunca bir liste yapmak pek mümkün değildir ama something, while my guitar gently weeps ve daha nice 10/10 şarkı yazmıştır.
the beatles'ta beste yapmayı sağlayan kişi asıl olarak george martin'di. kendisiyle yapılan bir röportajda "john ve paul bir beste yapma yarışına girmişti - ki bu yarışta da açık ara galip olan paul'du-- ancak onlar o kadar çok iyi beste yapıyorlardı ki ben george'u hiç cesaretlendirmek için uğraşmadım. bundan dolayı pişman olduğumu söyleyebilirim" gibi birşey demişti.
sadece şarkı yazmakla da kalmamıştır. bir ringo starr bestesi olan octopus's garden'ın da yazılmasına yardımcı olmuştur, ve gitarist olarak beatles'ı kurtarmıştır. bilenler bilir, o yıllarda paul gitari hiç çalamıyordu, sanırım paul'un gitarcılıkta gelişmesi de solo kariyerinden sonra olmuştur.
iç huzuruyla aşmış insan.sakin,sessiz kişilik.çok iyi bir gitarist,en güzel şarkıların yazarı.çok yakışıklı bir adam olmasına rağmen fotojenik olmamasının kurbanı olmuştur.
25 haziran 1943 yılında doğmuştur.ilkokul yıllarında ikinci el bir gitar edinmiş fakat çalmayı becerememiştir.azmetmiş,parmakları kanayana dek çalışmıştır.paul mccartney'le ailelerinin tanıdık olmasıyla,hadi kardeş kardeş gitar çalın durumları sonucu tanışmışlardır.paul sayesinde john lennonla tanışmıştır ama lennon gitar çalışını beğenmemiş ve gruba almamıştır onu.harrisonda onları çaldıkları her yerde takip etmiş ve bir gün diğer gitaristin sızıp kalması sonucu sahneye çıkmıştır onun yerine.böylece o zaman henüz the beatles adını almamış gruba katılmıştır.the silver beatles'la turnelere çıkmış,almanyada yaşı küçük oldugu için sınır dışı edilmiş,grubun diğer üyeleriyle alkolün uyuşturucunun dibine vurmuştur.
64 yılında a hard days night film setinde patty boydla tanışır,66 yılında ise evlenir.çok yakın arkadaşı eric claptonda aşıktır patty boyda,içine atmaktadır,ama 70lerde bir parti sırasında ikiside sarhoşken clapton harrison'a yaklaşır ve itiraf eder "ben karına aşıgım" diye.zaten çok sarhoş olan harrison sallamaz "al o zaman senin olsun" der,"ama bende kız kardeşini istiyorum o zaman.".sonuçta 77 yılında boşanırlar patty boydla.hatun claptonla evlenir.harrisonda 78 yılında bir başka mankenle,olivia ariasla evlenir.clapton'ın layla'sı gibi,harrison'ın something'i de patty'e yazılmıştır.
the beatles dağıldıktan sonra solo çalışmalarına devam eder.all things must pass albümü çok başarılıdır.
99 yılında evinde bıçaklanmış,bir süre yoğun bakımda kaldıktan sonra iyileşmiştir.ama 2001 yılında kanserden hayatını kaybetmiştir.
(bkz: i me mine)
(bkz: norwegian wood)
(bkz: for you blue)
(bkz: piggies) ..
lennon/mccartney in gölgesinde kaldığı asılsızdır ancak grup içinde diğer 2sine nazaran daha çok çalışmak zorunda kalmış kişidir, zira mccartney zaman zaman okadarda iyi olmayan birşarkısını albüme sokmuştur ancak harrisona geldiğinde illaki reddedilemeyecek kadar iyi birşeyle gelmek durumunda kalmıştır, george martin yıllar sonra bir röportajda harrison diğer 2sine göre hep daha çok çalışmak zorunda kaldı lennon mccartney işi daha azçalışıp yetenekle götürürdü gibi bir cümlede sarfetmiştir.
anısına 2002 deconcert for george isimli efsane bir konser verilmiş bidısın mistik elemanı, üstad. kendisinin en güzel şarkıları kendisinin en yakın dostları tarafından en güzel şekilde seslendirilmiştir.insan dinlerken tam anlamıyla kendinden geçer bir yandan şarkıları dinleyip bir yandan ustaların enstruman çalışını izlerken ağzında harika sesleriyle..gönül isterdi ki daha çok beste yapsın da devamlı while my guitar gently weeps, wah wah, my sweet lord gibi şarkıları defalarca dinlemek zorunda kalmasaydık.
efsanevi ingiliz beatles grubunun üyelerinden george harrison 25 şubat 1943’te bir otobüs şoförünün oğlu olarak liverpool’da doğdu. haylaz bir çocukluk dönemi geçiriyordu, ta ki paul mccartney ile tanışana kadar. ergenlik dönemlerinde tanışan iki genç, daha iyi bir hayat için birbirlerine söz verdiler. tüm yaşıtları gibi rock ‘n’ roll fırtınasına kapılan harrison, 14 yaşında 3 sterline bir gitar alarak müzik aşkını ilerletmeye başladı. 1962’de yıllarca müzik dünyasını sarsacak beatles grubuna katıldı.
harrison herzaman en isteksiz beatles üyesi olarak anılırdı, zaten grubun sıradışı başarısı hakkında da herzaman karmaşık duygular içerisinde olduğunu itiraf etmişti. harrison 1979 yılında yazdığı kitabı «ı, me, mine»da bu serüvenin ve deneyimin verdiği yorgunluğa ve bu ünün verdiği hisse yönelik düşüncelerini anlatmıştı. kötü kaderin sebebini çok önemli bulduğu kişiselliği koruyamamalarına bağlıyordu ve «hayvanat bahçesindeki maymunlar gibiydik» benzetmesini yapıyordu. grubu eleştirmesine rağmen onlarla birlikteydi ama kendini geri planda hissediyordu ve «john ve paul grubun starlarıydı» diyordu. zaten grup dağıldıktan sonra da paul mccartney ile yıldızı pek barışamadı ama john lennon ile çok yakındılar. onu çok severdi.
ama 1992 yılında the daily telegraph’a verdiği röpörtajda daha iyimser bir yaklaşımla «hızlı bir yaşam deneyimi edindik sonra da yıllarca buna güldük» açıklamasını yaptı
ateist bir genç iken, gerek uyuşturucular *** olsun, gerekse hindistan'daki yaşam tarzıyla, zamanla dine yönelmiş, budist olmuş, öldükten sonra yakılmış, inanılmaz bir değişim geçirmiş, hayatta huzurlu yaşayıp, huzurlu ölmüş iyi insan.
tanrı arayışına fazla takmıştır ama, örneğin long long long'da tanrıyı aradığını öğrenince çok şaşırabilirsiniz (sözleri sevgiliye yazılmış gibi duruyor) röportajlarında falan da hep referanslar yapmıştır, bu öbür dünya mevzusunda örneğin, "john tanrıya ve huzura kavuştu" gibi bir laf etmiştir, işin komiğiyse, john lennon'un ateistlerin allahı olmasıdır.
george harrison, şarkı yazma** işinde paul mccartney ve john lennon'dan geri kalmıştı, hamburg'da barlarda çalarken john ve paul aynı zamanda besteler yapıyor, hatta okul zamanlarından bile birtakım klasiklere imza atıyorlardı.
falan filan, daha vardır da (şimdi aklıma geldi, blackbird) boşverin, olay şu ki, george harrison böyle yetenekli adamların yanında bir beatles* albümüne şarkı sokmakta fazlasıyla zorlanıyordu, o da bundan dolayı, grubun gitaristi oluvermişti, yıllar sonra yapacağı (en basitinden) while my guitar gently weeps gibi şarkılarla ne kadar ziyan edildiği görülecek olsa da, paul ve john zaten yeterince iş yaptıkları için, ne grup üyeler, ne de george martin ona bu konuda destek vermemişti, en azından teşvik etmemişti. bu yüzdendir ki, adamın ilk işi, tee 1963 (grubun faal hâle geçmesinden 3-4 yıl sonra) yılında with the beatles albümünden, don't bother me olmuştur.
(bkz: george harrisona aşık olmak)
günışığı parlak ve gözalıcı..
işte george orada.durgun esmer bir yüzü,esmer yüzüne dökülen siyah saçları,siyah saçlarının altından parlayan siyah gözleri var,her şeyi olağan kılan güzel bir ifadesi ve alaylı dudakları da..
sonsuzluğun içinde yürüyor sanki şimdi..