diyalektiğin babası.
(georg friedrich) 1770-1831 yılları arasında yaşamış alman kökenli, idealistik ünlü filozof. tez, antitez ve sentez üçlemesi de kendisinin önemli buluşları arasındadır. eserleri 1.aklın fenomenolijisi, 2.mantık bilimi, 3.tarih felsefesi
"varlık, özü gereği kendini aşar ve karşıtına dönüşür." sözünün sahibi filozof.
(sükun, 30.07.2006 23:56)
19. yüzyılda sanatın öldüğünü söylemiş, "artık sanat yapmaktan çok sanat üzerinde düşünüyoruz" demiş, böylece felsefenin
tinin ifadesi yolunda sanattan bir sonraki aşama olduğu yönündeki düşüncesini de desteklemiş. lan?
20. yüzyılın, modern sanatın bilim ve felsefe ile beraber coştuğu yılların reçetesini vermiş sanki önceden.
ben yine de seslenmek isterim kendisine (biliyorum yukarılarda bir yerlerde bizi izliyor...): hani? felsefe mi kaldı hegel efendi? sanat oldu bilim oldu her yer! nerde felsefe? göstergebilimci oldunuz hepiniz! bilişsel bilimci oldunuz! manifaturacı oldunuz son ütücü oldunuz!
oh be.
kendisi de idealist bir filozof olan
coplestondan okunması, kafa karışıklığı yaratan mevzuları aydınlatmada faydalı olabilir..
"ne ki gerçektir, aklidir; ne ki aklidir, gerçektir" diyerek doğru bilginin mutlak süretle akla uygun olması gerektiğini savunan
rasyonalist filozof.
(malamat, 22.07.2007 10:47 ~ 16.08.2007 00:45)
adının george değil georg olmasında, bir cemal süreya hikayesi mi yoksa dallama nüfus memuru hikayesi mi yaşanmış merak ediyorum.
edit: -spyder- (
@1862399) george anglosakson yazılışı, georg prusya vs ekolü
diyorlar.
'yüce kral'ına saygısı büyük olan, ölümünden yıllar sonra karl marx ın berlin e gelip onun düşünsel mirasını tam tersine çevirip, sosyalist felsefeyi yaratacağını ve dünya da devrim rüzgarların ilham kaynaklığı yapacağını bilememiş, vakt-ı zamanında faşistlikle de suçlanmış alman, idealist diyalektik in kurucusu.
1770-1831 yılları arasında yaşamış filozof. düşünce tarihinde rasyonalizmi doruğa ulaştıran ve tüm felsefesini üçlü kavramsal ayrımlara dayandıran hegel en başa tüm gerçeklik dediği ideyi yerleştirmiştir. diyalektik düşünme yöntemine göre kurduğu sisteminde her kavram gibi ide de üç kavramdan oluşur; mantıki ide, doğa ve ruh (geist). yabancılaşma kavramını da ilk kez felsefi açıdan tanımlayan hegel olmuştur. ona göre insanlık tarihi, insanoğlunun yabancılaşmasının tarihidir.
doğru bilgiye mantık yoluyla ulaşılabileceğini savunan hegel'in tüm kavramları idealist sistemindeki diyalektik süreçlerle anlam kazanır. doğru bilgiye bu diyalektik düşünceyle ulaşılır.
evrensel düşünce(ide) ilk aşamada kendi kendinedir, burada düşüncenin varoluşu bir imkandır. hegel bu evreyi mantıki ide kavramıyla adlandırır.
ikinci aşamada (antitez) evrensel düşünce kendi dışında, doğadadır. burada kendini tanımak, gerçekleştirmek için başkalaşır, amakendi biçiminde değildir; özüne ters düşerek yabancılaşır. işte kendinde ve kendi için ide ya da ruh(geist) kavramıyla belirlenenüçüncü aşama (sentez) de evrensel düşünce- birey yabancılaşmadan kurtulur.
hegel'in düşüncesinde,bir imkan olarak ortaya çıkan özgürlüğüngerçekleşmesi ve böylece deyabancılaşmadan kurtulma ancak tarih ve kültür dünyasında mümkündür,çünkü özgürlüge içeriğini verecek olan şey, öznel tinin, benin diğer benlerle karşılıklı etkileşimidir. diyalektiktir.
"beni bir tek sen anladın sen de yanlış anladın." diyen feylesof.
tez,
antitez ve
sentez kavramı ile hiç insancıl ve adaletli olmayan kavramları insanların dimağlarına sokmuş
idealist felsefeci. toplumda bir fikir doğduğunda bu fikirle mücadele eden başka bir fikrin doğacağını, bu düşüncelerin savaşacağını ve ortaya
sentez olarak bir sonucun çıkacağını savunur. bu proses sürekli bir döngü halidir. yani diyalektik ile hayatın savaş yeri olduğunu ve güçlülerin, güçsüzleri ezmesi gerektiğini ve hayatın anlamının bu olduğunu iddia eder. oysa ki bu çok yanlıştır. güçlü olsa dahi kötü fikir ve düşüncelerin en büyük kötülüğü yine kendilerinedir. kötü fikirler ve düşünceler sonsuz adaletin keskin kılıcından asla kaçamaz. örneğin filistinde ölen yüzbinlerce insanın öldürenlerden
hak dileyeceği günler çok yakındır. kötü insan güçlü dahi olsa, savunduğu fikirler sağlam temellere dayandırılmamışsa örnek teşkil edemez bir başka deyişle ''sui misal emsal olmaz''.
friedrich hegel belki birçok toplum tarafından mükemmel öğreti ve fikirlere zemin hazırladıysa bile diyalektik felsefesi kibir dolu ve adaletsizdir.
"her ruh kendi acısının taşıyıcısı olarak bizzat sanatkardır."
(mabel, 22.08.2008 01:31)
batı dünyasının fikir zirvesi diyebiliriz. bugunun filozofları onun açtığı yoldan ilerlemektedir.
hegel kendi devrinde pek anlaşılmayan bir filozoftu en iyi anlayalardan biri schopenhauerdur, işin ilginçi
ise aralarının ölene kadar kötü olması.
arthur schopenhauer'ın nefret ettiği filozof. sürekli laf kalabalığı yaparak 'anlaşılmaz görünen' şeyler söylemekle suçlar hegel'i.
schopenhauer'in
seçkinlik ve sıradanlık üzerine isimli kitabından bir alıntı:
".. eğer bir daha sıradan bir kimseyi büyük bir dahi diye ilan etmek isterlerse, bunun için hegel gibi, tabiatın, yüzüne en anlaşılır harflerle ve kolayca okunabilecek bir yazıyla 'sıradan kimse' damgasını bastığı birahaneci kılıklı birisini seçmemelerini öneririm."
bu nasıl bir yerin dibine sokmaktır, varın siz düşünün.
(arkhe, 26.10.2008 01:32)
schopenhauer'la beraber uyuz olduğumuz filozoftur, ya canımın içi dünyanın bu boktan, kaotik, ipe sapa gelmez halini görüpte sen nasıl bu dünya yok rasyoneldir, hoş ve güzel bir amacı vardır, yok kendini özgürleştiren tinin görünüşüdür, yok "gerçek olan ussaldır ussal ise gerçektir" dersin anlamıyorum. eğer ussallık bu dünyanın bugünkü haline sebepse lanet olsun bu usallığa derim tükürüm hegelin tininin içine geçerim. insanın idealist olmasını anlarım, ama dünyanın haline şahit olup da, her şey iyiye gidiyomuş, tin özgürleşiyomuş falan demesini anlayamam, kabul edemem. schopenhauer ne dediyse hakkında doğru demiştir, sonuna kadar onaylarım.
"minerva nın baykuşu ancak karanlık bastıktan sonra uçmaya başlar." der çelişik filozof.
"islam fanatizminin ilkesi terördür" değerlendirmesiyle, 11 eylül terör eylemlerinden sonra batı kamuoyunda müslümanlara yönelik kuşku ve önyargıların güncelleşmesi ve yaygınlaşmasına sebep olan alman kişilik.
çok şanssız adamdır, kimse anlayamamıştır kendisini. bir tek marx; ama o da yanlış anlamıştır.
devlet öğretilerinin yüceltildiği ve bireysel çıkarların toplumun bütünsel çıkarlarıyla bütünleştirildiği bir düşünce sisteminin feylozofu.
şöyle bir şey alıntılayalım:
"medenileşmiş uluslarda gerçek kahramanlık, kişinin kendisini tamamen devlet hizmetine vakfetmeye hazır olmasında gömülüdür. öyle ki, orada birey hesaba katılır; ancak kalabalığın arasında biri olarak. hiç bir şahsi yiğitlik ön plana çıkarılamaz; önemli olan evrensel olana kendini vakfetmektir."