görseller
generationsgenerations
  
belki ilginizi çeker
  1. · sam whitmore
  2. · kyle masters
  3. · çocukluk yılları dizileri
  4. · harbour of tears
  5. · marshall dondurmaları
  6. · hayat ağacı
  7. · geyik kafası
  8. · aşık olunan dizi karakterleri
  9. · 80 lerde çocuk olmak
  10. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · boylumlama
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  4. · geniş aile
  5. · marjinal isim meraklısı aile
  6. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  7. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  8. · yılmaz baylavlı
  9. · mühendislik etiği

generations  

  1. bir zamanlar yayımlanmış , şahsi kanaatimce ilk kaliteli görüntülü yabancı arkası yarın dizisi.
    (skuba, 25.05.2004 03:42 ~ 03:42)
  2. amerika'da ırkçılık yaptığı gerekçesi ile yasaklanan dizi.
    (rout, 25.05.2004 04:09)
  3. çocukluğum boyunca bir kaç kez yayınlananyalan rüzgarı gibi suyu çıkarılmadan biten pembe dizi
    (hobbitt, 25.05.2004 12:10)
  4. sam whitmore'un aklımın daha yeni ermeye başladığı tarihlerde kaşarlıklarını görerek bir anlam vermeye çalışırken aynı zamanda sırıtırdım. sayesinde banyo fantazilerimin temelleri atılmıştır. teşekkürler sam.
    (azwepsa, 22.03.2005 15:35)
  5. 80'li yıllarda türkiyeyi yıkıp geçiren (bkz: hayat ağacı) dizisi.akşam hayat durur herkes onu seyrederdi.
    daha mı güzel günlerdi o gunler
    (bkz: zayıflamak istiyorum)'lara katlanmak
    (bkz: sam)
    (bkz: kyle masters)
    (terakime, 23.10.2005 16:40)
  6. dedektif karl diye karizmatik bir adam vardı başrolde.uzun saçlı bir insandı.sanırım sam'le de bir aşk yaşamıştı.
    (suspect, 29.10.2005 06:46)
  7. beyaz fon üzerinde büyüyen yeşil bi ağaç mı vardı ne bu dizinin başında.
    (böcek, 29.10.2005 13:28)
  8. dedektifin adı kyle masters'dı. ağır abiydi. yakışıklıydı. sam'ide lüleden iyi götürdü valla.
    (terakime, 29.10.2005 14:08)
  9. taş devri star'da ilk yayınlanmaya başlandığında hemen bu dizinin arkasından başlardı. dizinin ağaçlı jeneriğini görünce pavlov'un köpeği hesabı televizyon başına geçerdik.

    sonra körfez savaşı çıktı, taş devrini ortadan kesip hayatımın ilk simültane çeviri tecrübelerini de içeren cnn yayını koymaya başladılar. o zamandan beri antimilitaristim, kahrolsun savaş.
    (wondrous, 16.03.2006 21:44)
  10. bi adamvardı zenci genç çocuk, sam'la iyi arkadaştılar galiba. orda bu dizide çok enrika yoktu sanki. bi sam, çevirmediği dolap kalmamıştı.
    (viola, 05.05.2006 23:42)
  11. komiser kyle diye biri vardı, ilk aşkımdı. garip bir küpesi vardı. o zaman bir erkeğin küpe takması çok garip karşılansa da adama çok yakışıyordu. galiba küpesi hapishane hücresi şeklindeydi. bir de fotoğrafçı jason vardı. zenci bir aile vardı. bir kere evlerine girlimiş ve zarar verilmişti. güzel de bir müziği vardı galiba. şimdi yayınlasalar oturur gene izlerim.
    (chrystal, 06.05.2006 09:25)
  12. ne generations'ı. hayat ağacı bildiğin. the young and hödöles da olmaz. o da bildiğin yalan rüzgarı.

    bu iki dizi sürekli kıyaslansa da ikisini de çok seviyordum, ayırmam. ikisini de bir potada eritip kucaklıyorum gamzeli bir şekilde.

    bugün dizinin bahsi açıldığında ve girileri okuduğumda sevinç duysam da ağır düşkırıklıklarına da uğradım.

    ne yazık ki bazı şeyler unutturulmuş, özellikle istenmiş belli ki. bir psikopat mary hala'yı hatırlayan var mı aranıza? unutulmayan, yıllarca doğum günü pastam geldiğinde bile iki kere düşünmemi sağlayan mary hala. halalar, bizim halalarımız. annelerimizin halaları.

    meri hala'nın en unutulmaz vukuatlarından biri zehirli pasta işidir mesela. monik'in doğum gününde cesınla(torunuydu) ikisini temizlemek amacıyla çok sevimli görünen bi pasta yapmıştır. bölüm bitmeden o pastaya yapılan zoomu ve meri hala'nın korkunç bakışlarını hala unutamadığımı bugün gene anladım.

    kendisinin vukuatları bununla bitmiyor tabii, "hayat ağacı" denildiğinde gözümün önüne şimşek gibi çakan beyaz eldivenli el fotoğrafı var mesela. gene acuze meri'nin cesın için yaptığı bir başka cinayet girişiminde. çok feci polisiyeydi o foto ve devamında cinayetin ortaya çıkışı. "elin kopsun" diye ağlamıştım türkçe ödevimin üzerine.

    ve ve ve meri hala'nın top 3 vukuatında en zekice bulduğuma gelirsek, buna biz kısaca geyik kafası komplosu diyoruz. (dört kafadarlar romanı adı gibi oldu bu)

    bu canavar kadın gene cesın'ın elmaslarını yürütüyordu sonra bunları geyik kafasına koyuyordu bir tane kocaman. herkes deli gibi arıyordu elmasları. tıpkı pastaya olduğu gibi kritik anlarda kafaya zoom yapılması heyecanı perçinlerdi. işin zekice kısmı ise geyik kafası arayışı sırasında iş havaalanlarına kıstırmaya varınca geyik kafasının önce bulunması sonra da tüm hava alanlarında aynı geyik kafasından bulunmasıydı. masumiyetimi elimden alan sahnelerden biri de budur. o gün baba şirin oyuncağımı yaktım, kedimin kuyruğuna teneke bağladım, sonra kediyi kestim. gerisini anlatmak istemiyorum.

    canavar hala geri geldi 4'ten sonra çok sevgili insan kyle masters'a dönmek istiyorum. uzun saçları, küpesi, kutudan süt içmesi, itfaiye direğinden kayarak aşağı inmesi, serinin karizmatik ve jön kişisi olmasıyla bir çok genç kızımızın (çocuğumuzun) hayallerini süslemişti kendisi. "ridç mi kayl" mı sorusu o günlerde sorulsa da geometri maketi suratlı ridge* değil elbette kayl gönüllerin prensiydi.

    http://www.roberttorti.com/...

    bu resmi gördükten sonra gençlik heyecanımın solgun bir anı olduğunu anladım. neticede kayl eski kayl değil, keza ben de öyle. kendisinde bir yaşar alptekin hatta zaman zaman engin koç saçı görmemden ötürü belki. beni affedeceğini umuyorum kyle.

    unutamadığım sahnelere geri dönersek sam'in, otelin patronuna (cordın) kesik ama aynı anda parlak ve piç adamla iş pişiren cesika (gerçek kötüler ekibi) tarafından kurulan komplo sonucu "mink çin(k) vazosu"nu eli değmedi halde kırması geliyor aklıma. o vazonun kırmızı kadifede dururken sallanıp düşmesi, teknolojinin o devirde ilerlemesi, düşme öncesi yanıp sönen kırmızı düğme. ve niceleri. uzun süre vazolara değmek istemedim. içime işlemiş resmen o sahne.

    ve son olarak dizideki romantik öğelere dönelim. kyle'ın şeyh giysileriyle sam'in oteline gelmesi, sonra şeyhmiş gibi onu kandırması, sonra ey türk çocuklarına duş sahnesiyle yeni ufuklar açması. utanıp mutfağa su almaya gidenler, oyuncaklarıyla ilgilenenler ve daha niceleri. seyirci de hep haliyle ikilinin kavuşmasını dört gözle bekliyordu.

    bir de rosa vardı ki rosalinda ile kesinlikle karışmasın. o da çok önemli bir diziydi. "rosaa saberee hebe höbe" diye şarkısı vardı. bu tabii başka bir yazı konusu. tabii cenin pozisyonuna geçip eski halime döndükten sonra.

    ve son olarak "bende fil hafızası var, ayrıntı manyağıyım, etkilenmişim ki ortaya döküyorum" diye uzun uzun yazı yazanların % 85.3'ünün cehenneme gideceğini biliyor muydunuz?

    bunu öğrendiğimden ötürü cehennemde gelecekte koğuş arkadaşım olacak olan şu an vatani görevini yapmakta olan zinnur gülşah dinçer'e de sevgilerimi ve kyle ideasının çökmesinden ötürü hayata tutunabilmemiz için "the show must go on"u yolluyorum.

    "another heartache, another failed romance."
    (iao, 22.12.2006 19:16)
  13. okul çıkışı eve koşarak gitmeme, annemin o saatte hazıladığı ikindi kahvaltısını tıkınırken gözümü ekrandan ayıramama neden olan 80lerin sonu 90 ların başında yayınlanan en iyi dizi..
    diziyle ilgili akılda kalanlar:

    marshall dondurmaları ve kış günü bile tıklım tıklım olması bu dondurma dükkanının,
    adam ın ,atletik ya, evde hep yarı çıplak dolaşması,
    kyle ın evindeki demir çubuktan kayarak inmesi,
    marshalların evinin beyaz, charles adlı ırkçı komsuları tarafından kundaklanması,fakat adamın karısının son derece naif ve iyi kalpli olması,
    ruth un ve annesinin samin annesinin ailesinde hizmetçilik yapmış olmasından dolay ruthun onlarla aşamadığı sorunlarının olması,
    sam in biyoloji sorularını çalması,rob la ateşli sahneleri,
    diziye sonradan giren bi zenci, şarkıcı hatunun adı doreen di sanırım işadamı görünümlü eşi martin jackson ı adam la aldatması ve karı koca arasında sürüp giden bitmez tükenmez entrikalar,
    sam ve kyle ın bi dağ evinin önünde kartopu oynamaları ve kyle ın onu öpüşü,
    jason ın vurulma sahnesi,karanlık odası,
    bi adet dillere destan eldiven marry hala nın jasonu vurmak isterken kullandığı,
    sonlara doğru işin içine giren bi otel patronu jordon dı sanki bi de sam in kırdığını sandığı bi vazo vukuatı,
    marry halanın bi geyik kafasına sokup kaçırmaya çalıştığı elmaslar,
    monique in ahlaki tavırları,
    3 nesli temsilen 3 farklı renk tonunda 3 ağaç...
    ve dizinin akıllardan hala silinmeyen kısa kesip reklam soktuklarında küfrettiğimiz mükemmel jeneriği...
    (eva, 27.08.2007 20:52)
  14. kyle ın evindeki demir çubuktan kayarak inmesinin sebebi evinin eski bir itfaiye merkezi olmasından kaynaklanıyordu. birde sanırım bir geyik kafasının içinde elmaslar vardı. 17-18 sene onceydi ama hala bakıyorumda bir takım sahneler herkesin aklında. bu açıdan gayet başarılıdır denilebilinir.
    (poppy, 07.09.2007 14:57)
  15. akşam üzeri yayınlanırdı yanlış hatırlamıyorsam, manyak gibi izlerdik.
    (bayermuhen, 08.11.2008 03:29)
  16. çocukluğumda hiç kaçırmadan izlediğim dizi. tekerlemesi bile vardı bu dizinin. şimdi aklıma gelince heyt be eski günler dedim. tekerleme de şöyle bişeydi hatırladığım kadarıyla ;

    menekşe mor sam witmor
    evde hırsız kyle masters
    dalda erik adam ile monic
    (karmakarışık, 02.12.2008 21:46 ~ 21:56)
  17. çocukluğumu heder eden dizi.

    olay tam olarak şöyle oluyür;

    ben 6-7 yaşındayken yayınlanan bu dizide sam isimli bayana aşık oldum efendim. şimdi sam'in sevgisi teğmen masters da böyle karizma bir adamdı. adamın evinde alt kata inebilmeyi sağlayan bir itfaiye direği vardı mesela. gel de çatlama kıskançlıktan. o direğe tutunup aşağı kayıp artizlik yapardı. neyse efendim. dedim ki bu iş böyle olmayacak acilen teğmen masters olmam lazım. saçları uzatıp masters gibi kes dedim berbere. sağolsun yaptı bir şeyler (bkz: antakya) (bkz: sevecen kuaför). neyse bana verdiler de teğmen masters'a benzedin gazını.

    anaokuluna gidiyorum o zamanlar. çocuklar arasında sevilen de biriyim (at yalanını...) oyunlarda liderlik vasıflarım olsa da etrafta futbol oynayan erkek yok ondan dolayı çok da oyunlarına giremiyorum. haftasonu teğmen masters gibi kestirince saçları, dedim ki, pazartesi okula bir gidecem millet beni boyut değiştirdim falan sanacak. o derece gaz verdiler bana. neyse pazartesi oldu gittik okula. lan 1 kişi bile fark etmedi be. 1 kişi fark etsin. yok. ne mümkün. yine çocukların bana bakışı aynı. kime benzemiş diyorum saçlarım. mal mal bakıyorlar. sinirleniyorum. 2 tanesine çemkiriyorum. "masters ulan aynı masters oldum ben" diyorum. korkudan he he oldun aynı valla diyorlar.

    neyse uzun bir süre teğmen masters diye gezdim ortalıkta. dizideki masters böyle bir karizma soda içerdi. öyle olmaya çalıştım hep. ama ayranla falan olmuyor tabii karizma. annemin (annem öğretmen) okuluna gidince, arkadaşları beni ooo masters geldi diye karşılıyorlardı o dönemde. annem bahsetmiş olacak ki onlar görür görmez masters'a benzettiler beni. tabii ben o zamanlarda annemin bahsetmiş olabileceğini hiç düşünmüyordum.

    neyse efendim yıllaaar yıllar geçti büyüdüm serpildim. lisedeyken eski fotoğraflara bakalım dedik abimle. hay bakmaz olaydım. o teğmen masters halimi gördüm. galatasaray'a gelmeden önce bursaspor'da top oynayan hakan şükür'ün saç stilinin aynısıymış lan meğer benim saçım. küçüğüm diye kaktırmışlar bana. hatta koyun kuyruğuna benziyor. önler ve yanlar hatta üstler kısa sadece ense uzun. olacak iş değil. o an anladım anaokulundaki o malların neden beni masters'a benzetemediğini. neyseki futbolla ilgilenmiyorlarmış da hakan şükür'e benziyorsun dememişler. psikolojik travma geçirebilirdim.
    (fakespeare, 13.05.2009 00:25)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil