türk tabipleri birliği (ttb) merkez konseyi başkanı gençay gürsoy'un,
ankara tabip odasının genel kurul toplantısı için ankara’da bulunduğu sırada sabah erken saatlerde kaldığı otele gelen emniyet güçleri tarafından gözaltına alınması olayıdır.
gözaltı gerekçesi olarak da 2004 yılında basın kanunu'na muhalefetten hakkında soruşturma başlatılmış olması gösterilmiştir. hakkında her soruşturma başlatılan için gözaltı kararı verilmesi zaten düşünülemez. ifade vermek üzere bulunamayan kişiler için verilebilecek bir karardır bu. oysa gençay gürsoy'un yeri-yurdu bellidir zaten. daha geçen gün tv'de siyaset meydanı programındaydı. ondan ötesi zaten yaptığı görev itibariyle bakanlar ve diğer bürokratlarla sürekli ilişki içinde olan biridir kendisi. bu adamın kaçak-göçek yaşamadığı malum. en azından ev adresine tebligat yapmak zahmetine katlanılmamışsa, ttb'nin hizmet binasının yeri belli değil mi? evine-köyüne, ttb'ye uğramayan biri midir de, gözaltına alınıyor?
bu kadar gözönünde olan bir adamın, 2004 yılından bu yana ifadesinin alınması amacıyla bulunamamış olması ve 1 mayıs’ta şişli etfal hastanesi’nde emniyet kuvvetlerinin gaz bombası kullanması üzerine istanbul valisi ve emniyet müdürü hakkında ttb'nce yapılan suç duyurusunu takiben böyle bir olayın yaşanmış olması oldukça düşündürücüdür.
1 mayıs'ta bayramını kutlamak isteyen işçi ve emekçilere yapılan eziyet yetmiyormuş gibi (buna orantılı güç diyorlar üstelik), işçiden ve emekçiden yana olan emek ve meslek örgütleri başkanlarını gözaltına almaya kadar vardırdılar işi.."1 mayıs hiçbir sendikanın tekelinde değil" söylemlerini kullananlara sözüm; emeğe karşı sindirme politikaları uygulanıyorsa, elbette ki bu sindirme politikalarına karşı yiğitçe mücadele eden emek ve meslek örgütlerinindir 1 mayıs. yoksa 1 mayıs gibi emek konulu bir günün eksenine türban yasağını oturtmaya çalışan sendikaların değildir.
edit:neyse ki serbest bırakılmış.
aglaures' e teşekkürler.