abbas güçlünün hazırlayıp sunduğu, iş dünyasına yeni girmiş ya da girecek olan üniversitelilerin merak ettikleri soru ve sorunlara yanıt arayan interkatif tartışma programı.
bu haftaki program
iaeste'nin organizasyonuyla
ikkg kapsamında 23 martta
süleyman demirel kültür merkezinde olucakmış. 23.30 sularında başlayacağı söylenegelmekte.
programın içeriğiyle ilgili ayrıntılı bilgi -->
http://www.kanald.com.tr/tv/gencbakis/
her yıl bi kez süleyman demirele gelmezse içi rahat etmeyen program.
an itibariyle izleyici sayısı konusunda sıkıntı çekmekte olan program. salonu doldurmaları için yurtta kalan öğrencilere haber salmışlardır.
katılan öğrencilerin, ertesi gün okula gitmek için hiçbir vesait kullanmalarını gerektirmeyen program. sabaha karşı en güzel yerinde de bitirilir, sanki arkasından çok önemli bir program yayınlanacakmış gibi hemen son verilir ve katılan gençler okulun başlamasına en işkence birkaç saat kala okullarıyla başbaşa kalırlar, ne yaparlar hiç bilmem. eve de dönülmez ki o saatten sonra, zaten sen gidip dönene kadar dersler başlayacak.
(sidar, 24.03.2005 00:57)
an itibarı ile evren paşa'nın kendi yarattığı nesle masallar anlatıp, alkışları topladığı son dönemlerin en "her şeyi anlatan programı".
mugla universitesinden kimsenin evren paşaya "darbecilerin yargılanması konu dahi edilemez" adlı geçici anayasa maddesini sormaması üzerine abbas güçlü'nün programın sonunda sorup "şunun şurasında ölmeme ne kaldı hem halk beni "hala" seviyor" cevabını aldığı programdır da aynı zamanda.
kenan evren'i, çok sık denk gelmemiş bir fırsat olarak kendisinden dinleme imkanının yanı sıra her şeyi alkışlayan gerizekalılar tarafından beynimin sikildiği bir program olmuştur dün geceki.
şakşakçılığın abartıldığı program.her şey de alkışlanmaz ki be arkadaşım.sanki gaza getirmeye çalışıyorlar sidik yarıştıranları zira vücutlarını sarsa sarsa tüm güçleriyle tezat bir şekilde her iki tartışan tarafı da alkışlayan baya geniş bi kitle göze çarpıyor genelde bu programda.bir de tribünlere oynayıp atıp tutan, saçmalayanlar var ki sormayın gitsin. tabi bu ülke böyle kişileri sever, sırtını pohpohlar, derdimize tercümansın be aslanım tribine girer.dün bunun bir örneğine gülmekten yerlerde kıvranarak şahit oldum.
söylenen sözler sonrası gözlerime ve kulaklarıma inanamadığım tartışma programı. öyle ki bir çocuk kalkıp kredi kartı borcu yüzünden çocuklarıma bakamıyorum diye intihar eden bir türk subayına
sinan aygünün "şerefli subaylarımızı böyle kaybediyıruz" demesi üzerine, "alma mazlumun ahını demişler, bunlar katil paşa
kenan evrenin subaylarıdır. dolayısıyla da dediğiniz gibi şerefli değillerdir." gibi dehşet verici bir söz söylemiştir. bunun üzerine yorum bile yapılmaz ama bu ülkede nefes alan bir canlının türk subayına şerefsiz demeye asla ama asla hakkı yoktur. şerefsizlik kişiye özel bir sıfattır. her kurumda, her alanda şerefsiz insanlar olabilir. ama bir insan hiç tanımadığı, üstelik hayatını kaybetmiş, ve bu ülkeye sonuna kadar sadık kalmış (tanıyorum çünkü kendisini öyle uzaktan üfürmüyorum) bir türk subayının arkasından bu lafı asla kullanamaz. ordu içindeki şerefsizleri, hainleri tarih boyunca cezalandırmıştır. ama böyle laflarla tüm orduyu kötülemek kesinlikle kabul edilemez. kimse unutmamalıdır ki, şu an nerede her ne yapılıyorsa, buna odtünün kampüsünde iyi eğitim alan arkadaşlar da dahil, bunu türk askerlerine borçludurlar. bu ordu hiç olmazsa bu kadar saygıyı hakediyor.
bugün itibariyle
erciyes üniversitesine
süleyman demirel konuk olduğu program. harıl harıl laiklik tartışması yapılıyor, haydi hayırlısı diyelim.
an itibariyle
abdüllatif şener'in ayar aldığı programdır. fakat bu öğrencilerde de ne alkış ne temaşa be kardeşim?
herşeye alkışlayan öğrenci modelini görmenin mümkün olduğu program. birirsinin ağzından bir söz çıkmaya görsün o an alkış kıyameti kopuyor. abbas güçlü beyefendi de sorduğu sorular ve muhteşem türkçesiyle insanı kahrediyor. sinirlenmek ve hayrete düşmek için çok rahat izlenebilecek program.
(sahra, 02.11.2006 01:48)
çoğu bölümünde bu kadar moron bir araya nasıl getirilir sorusu akabinde aziz nesin teorisini kategorisinde neredeyse kanıtlama durumuna gelmiş program.
yıllardır hep televizyondan izlediğim geçtimiz aylarda da eskişehire gelmesi münasebetiyle dur bi de ben gideyim olayı yerinde göreyim deyip gittiğim programdır..
televizyonda izlerken hep öğrencilerin yanında gözüken
abbas güçlü yayında olunmadığı zamanlarda bir ayarmatöre dönüşüyor ve salondaki öğrencilere yayında ayağa kalkmayın dışarı çıkmayın çiçek olun alkışlayın yok şöyle yapın yok böyle yapın bik bik bik vs vs vs tembihler zinciriyle pata küte dalıyor..
bi türlü anlam veremediğim ulan bu salondakileri para veripte mi tutuyorlar acaba diye düşündürten alkışlama olayıysa bambaşka bişey.çekim ekibinden bi kaç kişinin haydiiiii yayına giriyoruz bir iki üç demesiyle bir alkıştır kopuyor ki hemde nası ağzım açık kaldı vallahi şaşkınlıktan..kimseyi zorlayan yok tamamen kendi rızalarıyla alkışlıyor gibi geldi gençler bana..ama nası olur, neden alkışlıyorlar hiç mi dur lan biz neyi alkışlıyoruz diye soran yok çünkü reklamdan yayına girerken alkış kopuyor, o anda reklamda görülen bebek bezi reklamımı hoşlarına gitti anlamak zor..
ve ayrıca programa gitmeyi düşünenler 3 4 saat önceden gitmelerinde fayda var çünkü acayip kalabalık oluyor kapıdaki izdiham yardım dağıtım kamyonlarını aratmayan cinsten..
(brayton, 15.01.2007 09:10 ~ 09:10)
lise 3te katıldığım program.
sırf kalabalık olsun diye lise öğrencilerini toplayıp arkaya dizen, mikrofon göndermekte uzun süre direnince reklam arasında çıkan isyan sonucunda mikrofonu liselilere göndermek mecburiyetinde kalan, gece 4te eve ancak ulaştığım program. arka fondaki genç bakış yazısının bir kısmı yere düşmüş ve program devam ederken takan arkadaşların kameraya yakalanmamak için verdiği büyük uğraşlar sonucunda yerine takılmıştı.
programın amacı ve yayın saatinin çelişkisi tartışılır tabii.
hala devam eden bilim yarışması sayesinde jeolojik taşlar, gümüşün antibakteriel özelliği, istanbul depreminde ne olacağı, yangın çıkarsa sirkeyle karbonat karıştırarak söndürebileceğim gibi bir sürü şeyi hem de 3 dakika da bana öğreten bir sürü pırıl pırıl insanı ekrana taşıyan, benim gibi bir uykucuyu dahi bu saate kadar ayakta tutmayı başarmış programdır. jüri hakikaten biraz kel alaka ama olay o kadar güzel ki göze batmıyor. hatta cem davran'ın neşeli tavrı ve komik yorumları gayet iyi gidiyor. ne diyelim darısı diğer kanalların başına.
geçen yıl okan üniversitesi'ne de gelip türkiye ve avrupa birliği konu başlıklı bir program yapmış ve karşılaştıkları tepki nedeniyle rezil olmuş televizyon programı. yaşadıkları rezilliği ve gördükleri tepkiyi televizyonda yayınlamayarak (banttan yayın yapıldı o hafta) güvenimi yitirmiştir.
bu geceki yayınında (yarışma formatındaydı program) itü den
onur berk aslanoğlu nun tek başına aslanlar gibi okulumuzu temsil ettiği ve kanımca muhteşem bir performans sergilemesine rağmen jurinin saçma salak yönlendirmesiyle yıldızının söndüğü buna rağmen ilk 10 na girerek büyük bir başarı sergilediği program. gösterisinden sonra alkışlarla salon yıkıldı adeta ve bu durum karşısında cem davran kıskançlıktan nasıl bok atacağını şaşırdı. ilerleyen bölümlerde neşe erberk in kadın-erkek ayrımcılığı konusunda söyledikleri ve abbas güçlü ye ağzının payını vermesi taktire şayan bir konuşmaydı. program boyunca odtü nün reklamı yapılmasına karşın celal şengör hocanın itü hakkında hiç birşey söylememesi açıkcası bir itü lü olarak beni yaraladı. bir insan kendi okulundan bu kadar mı nefret eder, kendi okulunda yapılanlardan bu kadar mı bihaber olur. malesef olur. aslında sadece celal hoca değil bir çok hocamız bu durumda ve kendi kabuklarında sessizce yaşamaktadırlar. iş lafa gelince de mangalda kül bırakılmamaktadır tabi. taşın altına ise hep bildik üç beş insan eli girmektedir. işin acı tarafı onları yetiştiren başta atatürk olmak üzere bedri karafakioğlular, mustafa inanlar, ihsan ketinler iken bizleri şimdi onlar yetiştiriyor. bu insanlar hiç mi feyz almadılar hocalarından da bu duruma düştüler akıl sır erdiremiyorum. konu çok dağıldı ama toparlamak gerekirse duruşu, sunumu ve konuşmalarıyla itü yü gerçekten layıkıyla temsil eden
onur berk aslanoğlu na teşekkürü bir borç bilirim.
onur berk aslanoğlu finaldeki performansı ile üçünlüğü almış, göğsümüzü kabartmıştır. profesyonel ve zevkli sunuşuyla "acaba tiyatro ile de mi ilgileniyor?" sorusunu sordurmuş ve özgeçmişi ile evet cevabını vermiştir.
konuklarını mı üniversiteye göre seçiyor, yoksa üniversiteleri mi konuklara göre seçtiği merak konusu olan programdır. gelen konuk kendi taraftarlarının arasında yaptığı veya yapacağı icraatleri büyük bir gurur ve alkış gürültüsü içerisinde anlatmaktadır. nerde muhalif öğrenciler diye insanın merak edesi geliyor.
aydın menderes 'in
gazi üniversitesine recai kutan 'ın
uludağ üniversitesi'ne gitmesi bunu bir kez daha göstermiştir. dün akşamki programda görüldüğü üzere soru sormak için kalkan öğrenciler önce "başkanım" diyerek söz başlamış, sonra konuğun nabzına göre sorular sormuşlardır.
gazi deki bir kız öğrencinin soru sorulmasının engellenmesi ise hala hafızalardadır.
"ankara üniversitesi, atatürk'ün kurduğu üniversite, cumhuriyet'in kurduğu ilk üniversite, gerisi neydi lan, alkışlamanız için yeter zaten..."
şak şak şak şak...
abbas, tribünlere doğru koşuyor, evet sayın seyirciler, abbas hareket yapıyor. bir kız öğrenci üzerine alındı, saç baş dalacak gibi bakıyor kız. abbas, kendini şaşırdı. abbas, çiçek gibi olmak varken ayrıkotu gibi durmak da nesi?
***
dünkü program, mümtaz soysal, dengir mir mehmet fırat, barolar birliği başkanının (adamın adı bu) katılımıyla hayli eğlenceli geçmiştir. şahsen mümtaz soysal'ın nüktedar kişiliğine bayıldım. sayın fırat, oldukça soğukkanlı bir insanmış ama oldukça da yüzeyselmiş. barolar birliği abimde, oldukça bağırarak konuşan bir adammış. bir de tribünlere oynuyor abbas gibi. bir ara barolar birliği abimde el kol hareketi çekiyordu. abbas, indir o eli dedi. kenan evren girdi, röportaçmış. hayatımda bu kadar saçmalayan bir insan görmedim. topu süleyman demirel'e attı, sülo'nun aklıya darbe yapmış sayın evren. sülo ne demiş:
-bu anayasa bu ülkeye bolgeliyor. bu anayasa ile devlet yönetilmez.
valla sülo bu lafı bana söylese, üç beş arkadaşımı alır darbe yaparım! yani, ne kadar ehemmiyetsiz bir laftır öyle. bir de hukuk öğrencilerinin konuşma özürlü olması beni şaşırttı. ulan, başka ne işe yarıyorsunuz, konuşun işte!
magazin haberlerini dinlediniz.
sevgili abbas güçlü'nün ara sıra kilitlendiği eğlenceli programdır. türkiye'de üniversitelerin hangi konumda olduğunu, eğitimin ve öğretimin yerlerde süründüğünü, gençliğin pek azının kitap okuduğunu gözler önüne serer.
an itibariyle
abant izzet baysal üniversitesinde
mustafa sarıgül'ün konuk olduğu programdır. mustafa sarıgül
deniz baykal'dan pek de farkının olmadığını göstermektedir.
imf ile ilgili olsun
ab ile ilgili olsun deniz baykal'dan farklı bir görüşe sahip değildir kendisi.
(bkz:
al birini vur ötekine)
bugün dokuz eylül üniversitesinde
deniz baykal'ı ağırlayacak olan program.
lise son sınıf'tayken
ankara beşevler'de bulunan
öğretmen evi'nde, dönemin
milli eğitim bakanı erkan mumcu'nun katıldığı programa okul tarafından birkaç arkadaşla beraber gönderildiğim ve programın sabaha karşı bitmesi sebebiyle ertesi gün okula gitmememize müsade edilmesine vesile olan televizyon programı.