görseller
gemilerin karadan gitmesigemilerin karadan gitmesi
gemilerin karadan gitmesi 
belki ilginizi çeker
  1. · istanbul un fethi
gündem
  1. · boylumlama
  2. · domuz gribi
  3. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  4. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  5. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  6. · ece gürsel
  7. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  8. · filmlerin giriş sahnelerinde ip atlayan kızlar
  9. · meyhane

gemilerin karadan gitmesi  

  1. süper bir dehanın zor hayalinin gerçekleşmesi.
    (where is my mind, 17.05.2004 19:59)
  2. (zoe, 17.05.2004 20:32)
  3. gemi sayılan howercraft için zor olmayan olay
    (16v, 15.04.2005 20:50 ~ 16.04.2005 11:42)
  4. kesinlikle süper bir fikirdir..eski devirlerin kapanmasına, çağların değişmesine neden olan bir olaydır..
    (zeus, 15.04.2005 20:50)
  5. fatih'in leman karikatüristlerine göre sıçarken bulduğu çözümdür..

    alaturka tuvaletinde hacetini gören sultanın kapısına bi yeniçeri yaklaşır ve...

    -sultanım..gemileri denizden geçirerek surları aşmamız imkansız,napalım?
    -ulan bi rahat ettirmediniz be..sıçarım böyle işe..karadan geçirin o zaman,ne biliim.
    -emredersiniz hünkarım.
    (tutkuyakar, 15.04.2005 21:11 ~ 16.04.2005 00:31)
  6. fatih’in gemileri karadan yürüdü mü? - iskender pala

    -aziz dost mustafa armağan’a-

    fatih, bilim ve sanata saygı duymak bakımdan harik-i âde bir yaratılışa sahipti. altı dil bilir, bilim adamlarıyla en derin uzmanlık konularında tartışır, kurdurduğu medresede türkçe bilim okutulabileceği günlerin hayalini kurar, onca meşgalenin, onca devlet işinin arasında bilim ve sanatla uğraşır, şiirler yazar, icatlar yapardı. topçuluk fenninde geliştirdiği teknikler elbette konstantinepolis’in istanbul oluşunda büyük önem arz eder. bu bakımdan onu bazı tarihçiler deha olarak gösterirler ki bence haklıdırlar. bana onun bir deha oluşunu fısıldayan şey de şimdi anlatacağım ihtimaldir. fatih’in gemileri karadan yürütmesi hadisesinde her tarihçi ayrı bir şey yazar. kimisi yerini, kimisi şeklini, kimisi gemilerin sayısını farklı anlatır. olayın çağdaşı olan tarihçilerin bile söylediklerinde birbirini tutmayan yanlar vardır. ama bizce en tutarsız bilgi, içlerinde 22 çifte kürekli çekdiri ve kalita cesametinde teknelerin de bulunduğu 40 veya 72 pare geminin, bir gecede, boğaz’dan haliç’e nakledilmesidir. tarihçilerin ittifakla söylediklerine göre gemiler için, şimdiki tramvay yolu gibi bir güzergâh kullanılmıştır. orman içinde açılan bu kızaklı yol, manda derileriyle kaplanmış, ziftlenmiş, iç yağıyla yağlanmış ve tekne çekmeye hazır hale getirilmiştir. şimdi ilkokul çocukları gibi bir hesaplama yapalım: güzergâh bir tek. çekilen tekne sayısı en az 40, en çok 72 ve olayın geçtiği sanılan 22 nisan’da gecenin uzunluğu 11 saat 8 dakika, yani toplam 668 dakika. her bir teknenin kabataş’tan (veya dolmabahçe) kasımpaşa’ya nakli için ayrılan süre 668:40=16 dakika 7 saniye veya 668:72=9 dakika 3 saniye eder. pes!.. bir tazı önünden tavşan koştursanız ancak bu kadar sürede tophane’den kasımpaşa’ya kapağı atar da dolmabahçe’den koşarsa yine de tazıya av olur. bir de siz münif fehim’in hayali tablosundaki gibi, yüzlerce adamın bir tekneyi, yokuştan ve inişten taşıyarak 16 veya 9 dakikada aynı mesafeden geçirdiğini düşünün. gemilerin karadan yürümesini inkar ediyor değiliz; hadise elbette gerçektir. olayın tanığı olan tursun bey’e göre cerr-i eskal sanatında usta mühendisler gözetimindeki gemiler, galata ensesinden haliç’e, havadan yürümüş, belki de uçurulmuştur. burdaki “cerr-i eskâl”, şimdi bizim cayraskal dediğimiz kaldıraç sistemidir ki gemiler denizden kızaklara böyle nakledilmişlerdir. galata ensesinde o dönemde sık sedir ve çam ağaçları olduğu bilinmektedir. demek ki güzergâh, ağaçların, hemen kesildikleri yerde tesviye ve kızak yapılması ile oluşturulmuştur. tarihçinin ifadesiyle gemiler “havadan yürüdü”ğüne göre, gemilerin yelken donanımları açılarak çekilmiş, böylece rüzgarın itme gücünden yararlanılmış yani hava ile yürümüştür. yine onun söylediği “uçurulma” meselesi de tepebaşı’ndan kasımpaşa’ya doğru inişlerinden kinaye olsa gerek. ancak bütün bunlar, eminiz ki, gemilerin bir gecede nakledildiğine sizi inandırmaya yetmemiştir. bize de yetmediği için başka türlü düşünmek zorunda kaldı ve şu sonuç çıktı: eğer bahsi geçen cayraskal sistemi bir kaldıraç değil de makara sistemi ise her şey kendiliğinden çözülür. yani fatih ve mühendisleri, sık ağaçlar arasından gemileri, muhtemelen mükemmel donatılmış bir makara sistemiyle nakletmişlerdi. böylece bir tek gemiyi yukarıya taşımakla işin ağır kısmını tamamlamış olursunuz. yukarıya çıkarılan gemi kasımpaşa’ya doğru inerken, pekala kendi ağırlığına denk bir gemiyi de tophane’den yukarıya doğru çekebilir. ilk gemiyi altı saatte bile tepeye çıkarmış olsanız, diğerlerini peş peşe bağlayarak bir kaç saatte 40 veya 72 gemiyi kendiliğinden taşıyabilirsiniz. aksi takdirde bir gemiyi yukarıya çıkarmaktan daha zor bir iş sizi beklemektedir: aynı gemiyi aşağıya indirmek... onca ağırlığı hangi güç aşağıya doğru akarken zaptedebilir?!.. bu bizim anlattığımız bir balondur; ancak patladığı zaman ne sonuç vereceğini bilemeyiz. yine de, imtisâl-i “câhidû fi’llâh” olupdur niyyetüm mülk-i islâm’ın mücerred gayretidür gayretüm dizelerini haykıran fatih gibi bir adama böyle bir deha yaraşır: demiş ya, “bütün niyetim ‘allah yolunda cihad ediniz!’ emrine uymaktan ibaret. çabam da zaten bir islam ülkesi için gösterilebilecek çabadan başka değildir.” o çabadır ki genç kahramanımızın adını tarihe bir deha diye yazdırmıştır.
    ruhu şâd olsun...
    (gölgeningücü, 19.05.2007 16:03)
  7. azmin elinden ne kurtulur? dedirten olay. istanbul'u almaya niyetlenmiş fatih, haliç'e çekilen ve kesilemeyen zincir üzerine gemileri karadan yürütmüş ve haliç'e indirmiştir.
    (gnarus, 19.05.2007 16:20)
  8. olmaz. gemi değil ki artık onlar. gemi başka şey. gemiliği kalmamış artık onların. gemi demem ben karadan gidene. gemi kimliğini bırakmak zorunda o. tekrar denize inince yine gemi olsun tamam. ya da olabilir gibi geldi şimdi bak. gemi sonuçta. gemi olarak yapılmış, gemi şeklinde bir şey. bir gemiden beklenecek her şey mevcut. ipler mipler, başlı başına bir gemi. onu havaya da kaldırsan, karaya da götürsen gemidir o yine. suya koysan yine yüzer mi? yüzer.

    gemi nedir? suda gitsin diye yapılmış vasıta. suda gitsin diye yapılmış bitmiş artık. gemi olmuş o bir kere. onu karaya götürende suç. o adam başka bir şey olmuş artık, gemi yine gemi. o adam incelenmeli. o adamın kafasında tam olarak gemi değil demek ki o. peki o adam bizim bilmediğimiz bir şey biliyor olabilir mi? asıl soru bu. gemi büyük oluyor bir de genelde. bize göre büyük. uçak gemisine göre küçük yoksa. baştan beri uçak gemisinden bahsediyor olma olasılığımızı yok saydım dikkat edersen. gemiden saymadım onu. karaktersiz.
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 16.08.2007 02:49 ~ 03:42)
  9. (bkz: gemi var gemicik var)
    ama koca gemi lan bu. vay be
    (dying brokenhearted, 16.08.2007 03:32)
  10. dönemin komutanı, 'ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim' diyen fatih sultan mehmed. asker, yağ ve tahta gani.
    daha ne duruyorsun? gemileri karadan götürsene.
    (bkz: ss)
    (flasher, 16.08.2007 04:17)
  11. hava yastıklı teknelerin* bulunmadığı dönemlerin uktesi.
    (desperation, 15.02.2008 01:29)
  12. bi karikatürde de şuna benzer anlatılmış idi olay (tam konuşma metinleri olmasa da):

    fatih: hımm.. ne yapın edin denizi şehrin bu tarafına geçirin.
    asker: gemileri o tarafa geçirsek!
    fatih: o da olur.
    (billie jean, 15.02.2008 01:35 ~ 01:36)
  13. sultan mehmed'in geçirdiği gemiler "kayık irisi" teknelerdi. esasında bu gemiciklerin karadan yürütülmesinin artistlik dışında zerre kadar faydası olmamıştır. o gemileri geçirmeye verdikleri emeğin üçte birine o gemilerin toplarını geçirirlerdi. gayet de işe yarardı. sadece artistlik oldu, sur içindekilere göz dağı oldu.

    bunun dışında haliç'in karşı kıyısında zaten toplar vardı. yüzer platformların üzerine toplar da oturtuldu ve ahşap seyyar köprüler de yapıldı. karadan geçen gemicikler de ancak jakabo koko'nun gemisini batırmada biraz işe yaradı.
    (azwepsa, 10.09.2008 23:37)
  14. bu gemilerin hatırı sayılır bir kısmı iki adet göğüs hizasına kadar siperlikli top tarafından vurulmuştur.
    (azwepsa, 18.09.2008 15:38)
  15. aceleye gelmiş bir karardır. istanbul'un fethi için kılıkırk yaran hazırlıklar yapan, çevresi 2,5 metre, güllelerinin ağırlığı 680 kg olan ve elli çift öküzle çekilen bunun yanı sıra dengesini sağlanması için her iki tarafında 200 kişi bulundurulan ve gülleleri 1,2 km uzağa fırlatabilen toplar* döktüren fatih sultan mehmet'in, haliç'i boydan boya kapatan kıçıkırık bir zincirden çekinerek gemileri karadan yürütmesi zannımca bizanslılara noluyo ya! deditmekten başka bir işe yaramamıştır.

    üzerinde ciddi şekilde kafa yorulmadan girişilmiş bir iştir ve bir noktadan sonra verilen karadan dönmek daha çok zaman kaybı olacağı için devamı getirilmiş bir olaydır. sanırım fatih böyle bir şeyi askerin moralini artırmak için bir mizansen olarak tasarlamış, istersek neler yapabilirizi bizanslılara göstermeye çalışmıştır. yoksa o kadar emek, insan gücü, çalışma, bilgi kullanımı ile eminim ki demir testeresi icat edilebilir ve o zincir basbayağı kesilebilirdi. olmadı gerekli hesaplamalar yapılarak zincir top atışları ile yıkılabilirdi, olmadı zincirin bağlantı noktaları zayıflatılarak çökertilebilirdi.

    ama fatih bunun yerine gemileri karadan yürütme kararını vermiş. padişah odur, asker onundur, ordunun başkomutanı odur diyecek lafımız yok, tarihi sorumluluk onun omuzlarındadır. ancak yine de iddiamda ısrarcıyım, gemileri karadan yürütmek için harcanan eforla çok daha verimli çözümler bulunabilirdi. gerçi bugün hala tam olarak bilmiyoruz gemilerin akıbetini, o kadar ağaç kesilmiş, kalaslardan yollar hazırlanmış, gemiler yürütülüp kasımpaşa'dan denize indirilmiş ama bugüne ulaşan tek bir iz yok! bu biraz bana fatih'in aklının da benim gibi çalıştığını gösteriyor. bence o da gemileri karadan yürütmenin zaman kaybı olduğunu biliyordu, demir testeresini buldular ama büyük bir icat olduğunun farkına varamadıkları için üzerinde durmadılar. testereler halicin sularında eridi gitti.

    ama kendisi için iyi oldu bu efsane, şimdi adı gemileri karadan yürüten komutan olarak geçiyor. ben olsaydım onun yerinde, adım "demir testeresini bulan adam" olurdu. ee sikeyim demir testeresini dimi ama, adam toprak üzerinde gemi kaydırmış kim sikler demir testeresini? işte böyle pragmatik yaklaşımlar tüketti beni.
    (diazepam, 07.04.2009 01:39 ~ 14:42)
  16. (bu yazı tüm beni sevenlere pardon tüm "zinciri niye kesmedi lan bu adam" diyenlere gelsin.)

    zaten o zincir kesilebilir olsaydı koskoca gemi onu koparır atardı. en azından bunu düşünün.

    he artı olarak asıl kaynak olarak g.tümüzü kullanmak yerine bizans tarihçilerine ve kendi tarihçilerimizin dediklerine bakmakta fayda görüyorum. 2 tarafta gemilerin karadan yürütüldüğünü kabul etmektedir. ancak 2 farklı görüş vardır bu konuda. 1- gemiler karada yapıldı. haliçten denize indirildi. 2-bir yakadan alınan gemiler taşındır.

    2 ihtimaldede gemilerin karadan yürütüldüğünü çürütecek bir olay yok.

    bu arada konu ile ilgili tarih'in arka odası programında tartışılmıştı. merak edenlerin bulup izlemelerini tavsiye ederim.
    (anlat dedi tanrı sen sadece anlat, 07.04.2009 01:54 ~ 01:55)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil