berlinale'deki başarısından çok başrol oyuncuyla* medyamızda yer bulan fatih akın filmi. yine aynı medyaya göre kadınlar aşk filmi, erkekler ise porno film* olduğundan izlemeye gidiyorlarmış.
fatih akın'ın im juli gibi sade anlatımlı bir filmden sonra, bu kadar sağlam ve anlaşılması, bi kerede hazmedilmesi çok zor olan filmi.
özellikle güven kıraç'ın oyunculuğu ve filme kattıkları akıllara im juli'deki leo yu getiriyor hemen.
sinematografik açıdan en iyi türk filmleri arasına girmesi gereken, tüm sahneleri gibi sevişme sahneleri görsel anlatım yönünden çok iyi olan, çoğu yönetmenin sahip olmadığı bir estetik anlayışla çekilmiş, konusu mükemmelce işlenmiş, karakterleri gerçekte olabilecekleri** gibi yansıtılmış, hikayesi çok etkileyici, baştan sona izlendiğinde insanı en az bir gün depresyona sokup kafasını "abi naapıyorum, niye yapıyorum" sorularıyla dolduran, hamburg ve istanbulda çekilen, süper türk filmi.
bu film insanın kafasını bir yandan da "abi niye hala türk sineması: aşırı depresif umutsuz filmler?" "türk halkının derdi çok az da kendilerini kötü hissetmeleri için depresif film izlemeleri mi gerekiyor?" sorularıyla doldurmuyor değil...
türklerin almanyadaki ikilemini en iyi yansıtan film, ek olarak meltem cumbulun çok kötü oynadığı film, ve de birol ünel isimli şahıs kapımdaki düşman filminde oynamıştı.
bugün seyretme şansını bulduğum mükemmel fatih akın filmi. gerçekten ödülü sonuna kadar hakediyor. sevişme sahnelerine gelince, evet gerçekten hatırı sayılacak uzunluktalar ama asla göze çirkin gelmiyorlar. sonuç: mutlaka gidilmeli..
resmen çarpıcı sahneleri olan, requiem for a dream kadar insanın içine oturan, insanlar kendi seçimleriyle yaşar, sonuç ne olursa olsun iyi de eder dedirten film.
anlatılmaz yaşanır şeylerin anlatılabildiğini gördüğüm film; birol ünelin arabayı duvara bilinçaltının etkisiyle ama ölmeyeceğini bilerek sürmesi, sırf belki de hayatı renklensin diye yaptığı, acayip küçük ama son derece hayattan bi ayrıntıydı mesela..
güven kıraç'ın en az laleli'de bir azize'deki kadar küfrettiği, yardımcı rollerdeki birçok oyuncunun (örneğin sibel'in annesi, hatta meltem cumbul) rol yapmak yerine ezber okur havasında olduğu, kan gösterilen sahnelerin çok olduğu bir film olmasıyla beraber birol ünel'in ve sibel kekilli'nin sanki kendi hayatlarını sergilemiş, rol yapmamış gibi olmaları çok etkileyici. ödülleri ve övgüleri hak eden film.
‘duvara karşı’ zirveden inmek bilmiyor
fatih akın’ın bol ödüllü filmi ‘duvara karşı’, newsweek dergisinin ardından bu kez de abd’nin en popüler dergilerinden time out ny tarafından yılın en iyi filmi seçildi.
(bkz: http://www.ntvmsnbc.com/...)
konusu itibariyle oldukça güzel, oyunculuk adına da beklentilerimden fazlasını veren bir film. güven kıraç yine arada bir görünüp filmin durma noktasına geldiği yerlerde sizin filmden kopmamanızı sağlıyor. birol güven gerçekten sarhoşken mi oynadı, yoksa bu adamın ayık gezdiği bir allahın günü yok mudur diye halen soruyorum kendime. sibel kekilli deliyle nasıl deli olunur şeklinde güzel bir ders veriyor. meltem cumbul dahil geriye kalan oyuncular konu mankenliği için ne kadar yetkin olduklarını gözümüze sokarak gösteriyorlar. yalnız film bazı yerlerde konulu pornoya dönüyor hafiften, bilmem anlatabildim mi. ha bi de kolombiyalı kapı komşum gelip de "aaa gegen die wand bu!" deyince anladım ki bayağı bir geç kalmışım bu filmi izlemek için.