az önce başıma gelmiş olaydır. bu siyah uçan farelerden 3 tanesi gece gece sıcaktan bunalmış tenemenet funster'ın evinin hepsi açık olan cam ve kapılarının birinden girmiş ve ordan oraya fıtır fıtır dolanmışlardır. (bkz: fıtır fıtır dolanmak) bir tanesi dış kapıdan apartmanın içine, bir tanesi hadi canım hadi kardeşim edasıyla camdan dışarıya, sonuncusu da havluyla avuçlanarak mutfak balkonundan kışkışlanmıştır.
eğer evde kediniz varsa zavallı hayvancığı sabah yerde ölü bulmanızla sonuçlanacak hadisedir.ayrıca neden eve girerler,nasıl girerler anlamış değilim.bizim eve girmek için eceline susamış olmak gerekir.
geçen sene başıma gelmiş -uçan bütün hayvanlara karşı- fobim olması sebebiyle çıldırmaya az kalmama sebep olmuş bir olaydır ki yarasanın evden çıktığını sanıp uyumam ve gecenin bi yarısında odamda o kanadın duvara çarpış sesini duymamla yorganı kafama geçirip gecenin kalan yarısını günün ağarmasını bekleyerek geçirmeme malolmuştur.bununla da kalmayıp sabah tekrar bir cesaretle odaya girip yarasa arama öldürme çabalarına girişmek macera aramaktan başka birşey değildir.yarasayla göz göze gelmek ve onu havluyla öldürmekle son bulmuş bir maceradır.
(bkz: korkunun ecele faydası yoktur.)
geceleri kendi uyumadığı gibi başkalarını da uyutmak istemeyen bu hayvan girdiği gibi içerde kalır.ne yapsanız etseniz bi türlü çıkmaz.odanızda duvara yapışmış bulunan,her an üzerinize uçacak konumunda olan yarasaya baka baka uykuya dalamıyacağınızdan sabaha kadar beklemek zorundasınızdır.
kırsal yerleşimlerde çokça görülen hadise.gerçi oralarda eve yarasa girmez çünkü yarasa zaten evde yaşamaktadır. gece oldu muydu "heytt alemlere akıcam savulunnn!!" nidaları atan yarasa, ev sahibi/sahibesi tarafından bi iki çalı süpürgesi darbesiyle savuşturulur ve yataklara geri dönülür. olağandır, paniğe gerek yoktur.
dün gece başıma gelen ,uçan,kaçan,börtü böcek tabiattaki tüm hayvanlara karşı bir huylanma durumum söz olduğu için çığlıklar eşliğinde çarşafı kafama geçirip bağırmaya başladığım bir hadise..benim sesime daha da çıldıran yarasalar sersemleşerek kapı duvar,monitör,dolap çarpıp durdular. eğer kabus dolu bir rüyanın ortasında uyanıp,odanın tavanında uçuşan yaratıklar görüyosanız durum çok daha korkunç bir hal alıyor.
artık hiç bir kuvvet bana geceleri pencereyi açtıramıcak!
genelde yazın, aşırı sıcaklarda, bir de gece gece müzikli akıyorsanız, kör kanatlı farelerin feleğini şaşırıp rotalarını ecellerine çevirmesiyle mümkün olan intihar eylemi.
geçen sene ömerlide, kız kardeşimin odasına gece gece girince çığlıkla uyandırılmış, akabinde ve detayında kutu kola vurmaktan başka işe yaramamış boncuk atan deagle çakması silahım ile hayvana şarjör boşaltmış, kanadında iki üç delik açtıktan sonra afallayarak aşağı düşmüştür. normalde hayvanları çok sevmeme rağmen benim sinirlerimin oynaması ile yaptığım bu aksiyondan, sabah hayvanın ölüsünü bulunca çok pişman oldum, ve ondan sonra kendimi tibete, yarasalarla dolu bir mağaraya gerekli elektrik ve elektronik devreyi kurduktan sonra, onlarla yaşamaya gittim.
havlunun çok işe yaradığı zamandır zira evde kalın kumaş yoksa tek seçenektir hayvanı dışarı atmak için. uyuyan kişinin odasından çıkan yarasa ise, insanda "acaba ısırdı mı lan vampir lan bu" düşüncesini uyandırır.
vakt i zamanında yeni almış olduğumuz yazlığa ilk gidişimizde yaşadığım olay..havalandırmak amacıyla açtığımız pencereden içeri büyük bir hızla girip, yatak odasına geçmişti..sapıtan hayvancık bir süre odanın içinde daire çizerek uçarken gardıropa çarpıp yere düşmüştü..sersemleyen hayvanı, annem, gazetenin üstüne koyup camdan dışarı bırakmıştı..o günden sonra kendisiyle karşılaşmadık..sonra arka balkonu araştırdığımzda, yukarda, köşede ters biçimde oluşturulmuş yuvalar bulmuştuk..çok şaşırmıştım nasıl yaptıklarına..yuvaları bozmuştuk mecburen..
sıcaktan bunalıp evde don kilot dolaşan bünyenin son çare olarak ceyran dediğimiz o serinletici hava kuşağına maruz kalmak amacıyla kapı pencere açık yatması neticesinde başına gelebilecek bir olaydır. normaldir.
güzel sanatlar sınavlarına girmeden önceki gece, ısrarları üzerine arkadaşımda kaldığımda başıma gelmiş hadisedir.
çok eski bir zaman olmalı ki; arkadaşımda kaldığımda üzerinde yattığım yer yatağı, ranzanın üst katında yatan arkadaşımın ulaşamayacağı mesafede olduğundan, -alt katta uyuyan kardeşini uyandırmamak için- kısık sesle bağırması(!) beni uyandırmaya yetmemişti. yavaşça üzerime atlayarak(!) sarstı ve "-bişiler var balkonda, tıkırtılar duyuyorum!" dedi. ışığı yaktık, perdeyi hafifçe aralayıp balkona baktık ama kimsecikler yoktu. binlerce kez özür dileyip tekrar ranzaya tırmanma hamlesi yapmıştı ki bahsettiği tıkırtının tekrar ettiğini onunla aynı anda ben de duydum. içeri koşup anne-baba uyandırıldı. bu kadar gürültüye alt katta yatan kardeşin derin uykusu bile dayanamadı. bütün aile ve misafir ben küçücük ranzalı odada bizden utanmadan ritimsiz tıkırdayan ve parmak boyutunda olması gereken meçhul hırsız yüzünden gerim gerim gerilmiş bekliyorduk. perdeyi sonuna kadar çekmeyi akıl ettim her nasılsa ani bir hareketle ve birden uçan tüylü bir fare yastığıma kondu. yaratığı kendi içinde gizlenmiş ve alışık olunmayan bir şekilde gördüğüm için tanımlayamadım ve refleks olarak çığlık atamadım. herkesten çok evin babası korktu ve panikle "-kaçın kelebek!" diye bağırdı.
bunu henüz bilmiyorduk ama "-kaçın kelebek!" repliğini bir daha hiç unutmayacaktık.
oysa ki hayvan kendiliğinden çıksın diye, bütün camları açılıp içerideki tüm değerli mallar ve kişiler çıkarılıp kitlenen oda yüzünden; iki kişilik kanepelerde iki büklüm yarım kalmış uykuyu devam ettirmeye çalıştığımı tüm bu olayları anlatırken şimdi hatırladım.
özellikle neden 'gecenin köründe girmesi' dendiğine şaşırdığım olay. hayvanın zaten öğle namazını takiben eve girmesi gibi bir şey yok.öğle vakti güneş çarpması gibi bir şey. ha gece çarpılanınız varsa o da ilginç.