1. yolculukları daha zevkli ve katlanılabilir kılan eylemdir. özellikle geceleri geç yatmaya alışmış veya araç içinde rahat uyuyamayan bir tipseniz, müzik derhal imdadınıza yetişebilir. gece yolculuğu otobüste ,arabada,uçakta olabilir.deniz otobüsünde de olabilir,mümkündür. hiç olmadı, geceleyin eve doğru yürümek bile ufak çapta bir yolculuktur. gece yolculukları için bunalım modundan uzak parçaların dinlenmesi daha sağlıklıdır. çünkü zaten yolculuk yapmanın verdiği fiziksel yorgunluk mutlaka olacaktır;buna ek olarak, karanlık saatler* içinde yalnız bir yolcuysanız müziğin üzerinizdeki etkileri kötü olabilir.sevilen-dinlenen türe göre değişiklik gösterebilir ama-, genellikle insanı ayakta tutabilen;günlük hadiselerden uzaklaştırma kabiliyetine, kanın akışını hızlandırma kapasitesine* sahip parçalar seçilmesi uygun olacaktır.
    tales from the twilight world veya as the palaces burn albümleri misal.*
  2. yolculuk yapılan aracın penceresinden dışarı bakıldığında hem dinlenilen şarkı hem de izlenilen manzara,geriye doğru giden yol çizgileri, ışıklar daha bir anlamlı olur. hayatı güzel yapan şeylerden biridir. özellikle mola yerlerinde katmerlenir mevcut duygular. hele o sabah serinliği ve nemliliği yok mu...
  3. otobüslerde telefonun açık olması yasak olduğundan, telefonunuzun uçuş modunu açarak müzik dinlemeye çalışmanızdır. ama o görev aşkıyla yanıp tutuşan muavinlerin yanınıza gelip, sizi omzunuzdan nazik bir el hareketiyle dürtmesi suretiyle kulaklığınızı çıkartmanızı sağlaması ve "lütfen telefonunuzu kapatır mısınız?" diyerek sizi uyarmasıyla bütün keyfinizin içine sıçılır. siz ona telefonun açık olmadığını yalnızca uçuş modunda çalıştığını söylersiniz, o özür dileyerek yanınızdan uzaklaşır ama bir süre sonra öbür muavin yanınıza gelir ve aynı hareketlerle ve aynı ses tonuyla size yine aynı soruyu sorar, siz yine ya sabır çeker ve durumu anlatırsınız ama bi kere daha keyfinize sıçılmıştır. bu da yetmez, her gelip geçişlerinde telefonunuza doğru meraklı bakışlar atarlar. ya ben hep böyle tiplere denk geliyorum ya da hepsi böyle bu arkadaşların, anlamadım gitti.
  4. yolculukta müzik dinlemek insanı bir yerlere götürür zaten. olmak istediğimiz, giderken hayal ettiğimiz yerlere gitmemizi sağlar. şarkılar bize hayatımızı sunar. hani film şeridi gibi geçen hayat vardır ya işte onun gibi bir şeydir yol, geçip gider, biz izleriz. izlediğimiz şeyden her zaman hoşlanmayız ama, bazen acıtır bile. her hayat güzel olmaz, her yol bizi mutlu anılara taşımaz. engebeler, "an"ların değerini bilmeyi sağlarken hatırladığımız şeylerden olurlar. unutursak aynı hataları yaparız zaten, aptalı oynar, oluruz hatta; suçluyuzdur her zaman eğer ki unutmuşsak...

    gündüz yolculuklarında hikayeler biriktiririz. insanları görür, merak ederiz. gece ise durum değişir, seçemeyiz doğru dürüst. silüetler bize korkularımız olarak gelir, dost olmayan anılara "bakınız"lar çıkarır; belirgin olmayan yüzler, yüzleşmemiz gerekenlere dönüşür. bazense hatırlamaya ihtiyacımız olan kişiler olur o gölgeler, lazım anılara doğru rehberlik ederler.

    hangi şarkı dinlenir, ne güzel olur, burada yazmak o kadar anlamlı gelmiyor. her insan şarkılarını içinde taşır çünkü, anlatan şarkılar aynı olmaz bazen; uyumsuzluk kırar içten içe, küstürür karşımızdakine. o yüzden şarkılarımızı dinler yolumuza devam ederiz. beraber dinleriz şarkıları, beraber farklı şeyler hatırlarız. ama hatırlamak paydasında buluştukça, yeteri kadar şey paylaşırız. anlatırız, hatta -çok şanslıysak- susarız...
  5. garip duygular ve tutkular arasına sıkışmış bir ayvalık tatili dönüşü bursa eteklerinde zirveye bakarken levent yüksel'den medcezirler'i dinlemek bu hazzı kişisel olarak en iyi tarif edebileceğim andır. sözle de müzikle de alır götürür bu şarkı, genç kalbi gelgitler içerisinde sarhoş eder.