çoğu insanın uyuduğu saatlerde gün ışığında yapılamayan alışkanlıkların/eğlencelerin, belki de bastırılmış bazı duyguların, kısaca insanın diğer yüzüne dair herşeyin gecenin günahları örten karanlığı işbirliğiyle ortaya çıkmasıdır..
hey maşallah be, gören de adam öldürülüyor, çok büyük kötülükler yapılıyor zanneder..korkmayın, nitekim hepimiz cehennemliğiz, eğlenmenize bakın..
"gece hayatı" diye ortaya atılan kavram aslında genel tabiri ile "gece yapılan eğlenceleri" kapsar..bu, doğal olarak kişiden kişiye değişecek bir eğlence anlayışının temelinde kurulacak hayattır..bazıları arkadaşları ile dışarı çıkmayı, biraz alkol almayı, günlük sorunlarından kısmen arınmaya çalışır, bazıları dilediğince dans ederek içlerinde kalan enerjiyi son damlasına kadar kullanmak ister (kudurur), bazıları riski sever, kumar oynar, bazıları da sabaha kadar..neyse..anlayan anladı, çok da uzatmamak gerekir örnekleri..
eğlencenin temelinde yer alan alkol alma ritueli de zaten toplumumuzun ahlak anlayışına ters düşen bir durumu teşkil ettiği içindir ki gece hayatlarına olumlu gözle bakamayız..abartılan eğlence anlayışı, balon gibi şişirilip söndürülen sonra tekrar şişirilen arada bir patlayan medyamızda öyle bir lanse edilir ki aklımız almaz..nasıl bir eğlence anlayışıdır bu der duruz..yuva yıktığını dile getiririz ki gerçekten abartıldığı takdirde aile hayatına da yüksek ölçüde zarar verdiği bilinir, kimse inkar edemez..
evet, gündüz hayatı ve gece hayatı arasında uçurumlar olduğu aşikardır..kişinin hem karakteri, hem de maddi durumuna göre de değişiklikler göz önündedir..belki gece hayatını bir kaçış olarak görenlerin sayısı yüksektir..sonuçta bir günü gündüz ve gece olarak ayırabiliriz ama birbirinden koparamayız..hiçbir zaman "örnek insanın gece hayatı kesinlikle olmamalıdır" diye saçma bir iddaa ile ortaya atılmamalıyız..öte yandan da her akşam alemlere akan, bunu garip bir meditasyon olarak lanse eden bir dengesiz de olmamalıyız..
yaşamayanın çok özendiği, yaşayanın ise içinden çıkmak istediği bir "hayat".
sık yaşamayanlar için gece hayatı ışıktır, danstır, flörttür, şıkır şıkır giyinmektir, içmektir, gülmektir, çılgınlıktır, kaynaşmaktır, resimdir, gün ağarırken çorbacıya veya sahile gitmektir, zevktir.
sık yaşayanlar için kalabalıklar içinde yalnızlıktır, daha çok içmektir, bunalıma sürükleyen anlamsız ilişkilerdir, bir gram et için rol yapan onlarca sahte insandır, sahte gülücüklerdir, boyalı sahte suratlardır, gürültüdür, sabahında baş ağrısıdır, kalpte boşluk hissidir, düzensizliktir.
demek oluyor ki, haftada bir gecelere akmak kafi. neden özellikle haftada bir? e kişiye göre değişir, benim için haftada bir kafi.
iyi, kötü insanda bir şekilde bağımlılık yapan alışkanlıktır. 3-4 hafta üstüste dışarı çıkılması durumunda, beşinci hafta cuma akşamına doğru insanın kalp atışlarını hızlandıran silsiledir. hafta içi işte, okulda, sağda solda biriktirilen stresin bir anda dışarı bırakılmasıdır. güzel müziktir, sağlam bir eküridir, buzlu jacktir, güneş doğduğunda sürmeli teras'ta dansetmektir.
bir süre sonra insanı bıktırır mı? istanbul gibi ağzına kadar .m budalası heriflerle, mafyaların veya sonradan görme kıro işletmecilerin elinde olan mekanlarla, kadehi 20-25 milyon olan absolute şişesine boşaltılmış tekel vodkalarla, 5-10 liraya dolapdere'den şişip gelen ve gözlüklerle danseden modern hırlarla ve mallarla dolu bir şehirdeyseniz, kısa süre içerisinde gayet güzel gece hayatından bıkabilirsiniz.
mekanların bu durumu önlemek için kapıya içeridekilerden beter 2-3 kaslı hır koyması, hiçbirşeyi düzeltmez. zira bu kaslılar, mekan sahibinin arkadaşları olan paralı kekoları gayet güzel içeri alırlar.
kısacası bir şehrin gece hayatı sadece seks ve uyuşturucu üzerinden dönerse, o gece hayatından bi bok çıkmaz. bi süre sonra da insanlar, bunaldım yoruldum bu hayattan diyerek pılını pırtısını toplar çekilir.
bu tip durumlarda yapılabilecek en iyi şey ev partilerine yönelmek, istenilen kişilerle, istenilen atmosferi yaratmaktır.