hayatın ve buna bağlı olarak duvarların üstünüze üstünüze gelmesiyle oluşacak durum. yalnızlıktır geceler, herkes uyumuştur, sokaklarda kimse yoktur, sadece siz ve sessizlik kalır ayakta. kendinizle başbaşa kalırsınız, anılar canlanır, kalp atışı hızlanır, düşündükçe canınız yanar. bundandır geceleri ağlamak.
ukteci:
ev yapımı domates sosu
buda konuyu pekiştirmemizi sağlayacak güzel bir şiir. ıhlamurlar altında dizisini izleyenler bilir.
daha kaç gece geçer yar hasretinle
söyle kaç gece gözyaşım yağmur olur üzerime
hiç gitmediğin düşler kurmak ölümse her gece
varsin ölüm senden gelsin
hüznüm sürgün,sevdam bir ömür esir bende.
zaten aklınızda olan ama gece gelince iyce bunalıma sokan düşüncelerle hüngür bazında ağlamaktır.
aşık olduğunuz kişiyle birlikte olamamak,ve olamıycak olmak gibi.
onsuz geçirdiğiniz her dakikanın, günün hesabını yapmak.
ilerde bir gün birlikte olursanız bu boş geçen günlerin telafisinin olmaması ama karşıdaki angutun bunu anlamaması
toplam kaç yıl daha genç olarak yaşayabilceğinizi düşünmek ve sayının 5 i geçmemesi neticesinde iyice kafayı yemek.
tuhaf bi pişmanlık.. ayak parmaklarından birini sert bir cisme çarpmak gibi acı verici..
sanki yerin bilmem kaç metre dibinde bir tabuttaymışsın gibi hissediyorsan, artık sesin çıkmıyor ve hıçkırıkların sana sıradan gelmeye başlamışsa ve ne kadar bağırırsan bağır seni kimse duymuyorsa ve hala kabullenemiyorsan olanları..
evet o zaman kurban'dan gelsin,
ağlaaa
öncesinde sözlük yazarlarından
ağlatan şarkılar istenir.
*oysa hiç gerek yoktur hatıralar,düşünceler,kuruntular hayaller tarafından 4 bir yanınız kuşatılmıştır 1 kere.sadece yardımcı olur hafif dokunurlar yüreğe.
yalnızlığın tavan yaptığı gecenin gelmesiyle asla yatağa girmek istemezsiniz.düşünmek istemeyipte canınızı yakan bütün acılar,hatıralar saplanan bıçaklar gibi yaralar sizi tekrar tekrar....gözlerinizden akan yaşlar rahatlatamaz sizi.kalbinizden akar gider sıcacık birşeyler anlayamazsınız...hıçkıra hıçkıra ağlarken "neden ben?"sorusunu defalarca sorarsınız kendinize.aslında aklınızda her daim olan düşünceler gece daha bir yakıcı olur,boğar sizi.
gün içinde bir koşuşturmadır yaşar gideriz ve bazen gerçeklerin farkına güneşin batışıyla birlikte varır insan,
yanlız olanların yanlızlığı daha da artar.. sevdiği varsa akla gelen saatlardir o saatler ve sevdiği uzaklardaysa içini hüzün kaplar gitgide .. sevdiğinin yanındaki başkasıysa üstelik bu yanlızlık gitgide daha da acıtır insanı.. gece iyice bastırır sokaklar boşalır herkes evine çekilir hayat birçokları için devam ediyordur ama terkedilenler için yada ölümün aldıkları için aradan ne kadar zaman geçerse geçsin unutturmaz geceler bu acıları .. tek bir umut vardır güneşin doğuşunu beklemek..
melankolide tavan yapmaktır. baymayın içimizi hayat güzel.
dün gece başıma gelen olay..kurtulamazsınız sabaha kadar bu duygudan.en sonunda yataktan kalkıp tv açılır uykun gelipte orda uyuyakalırsan şanslısın demektir.
alışmaya çalıştım. hep, herzaman... ama olmadı be güzelim. sensizlik zehri sarmışken vücudumu, dayanamadım.
insanım işte. anla beni. zaaflarım var, tutkularım var, hırsım var. istemesemde bağlandım sana. beni bile bile kendine bağlarken farketseydim bunu keşke. keşke sensizliğin tadını daha önce hissetseydim damağımda. unutmanın zorluğunu bilseydim önceden.
"hayır" dediğin o an beynime kazıdın kendini. "neden?" sorusunu soktun aklıma. çok mu aptaldım? çok mu çirkindim? elimi tutan, bana sarılan tek hayat bağım neden kopmuştu? neden? neden?
şimdi kafamı koyduğum yastığımda yine aklımdasın. keşke sadece burda özlesem, burda hatırlasam seni. ama değil işte... yaptığım her işte, yaşadığım her saniyede, attığım her kahkahada ve içime çektiğim her nefeste özlüyorum seni...
işin kötüsü, gözlerimden akması gereken gözyaşlarım; kalbimin en derin yerlerinden akıyor. evet, göz yaşlarına boğuluyorum ama bu gözlerimde değil. ruhumun ve kalbimin tam birleştiği noktada...
gündüz gelen düşüncelerle gözyaşına boğulmaktan iyi olduğunu düşündüğüm hadisedir. ulu orta yerde "ühühü düşünceler geliyor galiba ağlayacağım işte ağlıyorum..." dememek lazımdır, gece en azından kendi kendinesindir. o değil de
gece gelen düşünce nedir yahu. hay allah.
üzmeyin kendinizi yahu. olur öyle arada.
gece dinlenen şarkılar
* önemli tetikleyicilerindendir.
gece geç saatlerdir. kahvenizi eline almışsınızdır. odanın ışıklarını kapatıp, kalorifer yanına oturup, pencereden dışarıyı izlersiniz. arka fonda bir müzik vardır. tüm hayatınızı düşünürsünüz. nerelerden nerelere geldiğinizi düşünürsünüz. her gün, her an masumluğunuzun biraz daha kaybolduğunu görürsünüz. bir kaç sene evvel hayatınızda "asla" dediğiniz şeyler, şimdi birer vazgeçilmezinizdir belki. şaşırırsınız. yavaştan dolmaya başlamıştır gözleriniz.
sonra sevdiceği düşünürsünüz. beraber geçirilen anları. öptüğünüzü düşünürsünüz onu. sonra geleceğe yönelirsiniz. sadece ikinizin olduğu bir dünya kurarsınız kafanızda. belki çocuklarınızla geçirelen bir pazar, belki baş başa evde öpüşmeyi düşlersiniz. "gerçek olur mu?" diye sorarsınız kendinize. sonra sorunları görür gözleriniz. onun gitme ihtimalini görür. ürkersiniz. artık bütün gece sizindir. bol bol göz yaşı dökebilirsiniz.
tavana bakıp ağlamaktır. gözyaşları gözün geri içine kaçmak ister, ama dışarı çıkar. bir de kendini dışardan izleme durumu vardır, çok zevklidir o kısmı aslında. bir mazoşistlik var bu kısımda... hazır ağlıyorum diye düşünüp, sıkmak daha fazla ağlamak, olmadı en yakınını kaybettiğini düşünmek, öyle olsaydı neler hissedeceğini tartmak. bunlar manyakça, ama güzel şeyler.
belki, neden, niçin... gibi soruların kafanızı kurcalaması sonucu oluşan haldir. gece gece insanı uyutmayan en büyük neden ise kuvvetle ihtimal sevgilidir o hüzünlü geceler bitmek bilmez bir şekilde ağlarken uyuya kalırsın sonra uyandığında tanrım ben hala ölmedim mi, hala yaşıyor muyum gibi sözler sarfedilir.bu durum geçicidir hayat güzeldir unutursun gider hatta bir süre sonra insan kaşarlanır artık hiçbir şey eskisi gibi üzmez
iki fifa atın geçer. haybeye tribe girmenin alemi yok. manchester'ı seçin.
müzik çalardaki
* rastgele modu seçildikten sonra arka arkaya "haluk levent-gariban","sezen aksu-vazgeçtim", "sertap erener-rüya", "edip akbayram- aldırma gönül" çaldıktan sonra olabilecek durum. maksus mu yapıyorsun lan winamp?! 4085 şarkı var arkadaş, 4085. gidip onları mı buldun, vicdansız!?
gecenin ıssız koynuna serdim düşlerimi...
sessizliğin yardığı kulaklarımda çınlayan,
ateş gibi yakan, soğuk yorganın altında,
yalnızlık giriyor koynuma usulca,
bastırıp göğsüme en sert yalanlarını,
boğazımdan içeri gerçek kırıntıları yuvarlıyor...
karabasanın karanlığı gibi doluyor gözlerime,
yanan zıvananın acı dumanı...
belki bu yüzden ıslak gözlerim...
ne kadar düşünmemeye yeminliysem,
o kadar çok düşünüyorum,
karanlık tanrıçanın cezası belki de bu...
düşünmemeye her and içişimde...
seriliyorum,
hayallerimin yanına...
o gözyaşları saatlerce akar,hiç durmayacak galiba derim ve yatağa girerim ,ağlaya ağlaya uyuyakaldığımı sabah kötü bir rüyayla uyandığımda anlarım...durur düşünürüm ama o gözyaşlarının sebeplerini bile hatırlayamam.belki de hep aynı şeye gözyaşı döker olmuşumdur...
gece gelmeye hevesli olanlar düşünceler değildir. gece için hazırlık yapıp, gözyaşlarını davet eden sizsiniz. içinizde boğamadıklarınız yüzünden gözyaşlarıyla geceyi boğmaya çalışırsınız. gün aydınlandığında, gözler sokaklara, düşünceler zihnin derinliklerine geri döner. günü kutsayıp, geceyi lanetleyenler gündüzün getirdikleriyle yüzleşmekten korktuklarını, gece karanlığının saklayıcılığına sığındıklarını fark ettiklerinde dost ve düşman yer değiştirecektir. gece, yalnızlığın en iyi dostu, yalnızlık kendini dinlemenin en iyi yoludur. ağabey ve kardeş gibidir gece ve gündüz. birisiyle dertleşir ve nasihat dinlersiniz, birisine hep kızar ama yine de onunla oynayıp keyif alırısınız.
gecenin bir vakti uykunuz kaçar. dışarıyı izlersiniz. sigara dumanınızı dışarda yağan bembeyaz kara inat camdan üflersiniz.aklınıza eski günler gelir.
tunalı'dan aşağıya.. inanılmaz şekilde yağan karda birlikte yürüşünüz sizi kızdırma adına caddeden geçen onca insana rağmen seni seviyorum diye bağırışını ..susturma çabalarınızı.. oysa şimdi hepten susmuştur. gözleriniz dolar yatağını şaşırmış dere gibi yanaklarınızdan süzülür.anılar içinizi yakar. kabuk bağladığını sandığınız yaranızdan ince ince kanar.
(nettle, 20.02.2009 10:05 ~ 18.03.2009 13:50)
yanlızlığın en çok hissedildiği an gecelerdir çünkü. gün içinde kendini hayatın, insanların telaşına bırakırsın ama geceleri kendinle başbaşa kalmaya mahkumsundur.
her taraf sessiz her taraf karanlık...işte o zaman düşüncelerin konuşmaya başlar. gün içinde binbir zorlukla seslerini bastırdığın düşüncelerin gecenin sessizliğinden faydalanıp bağırmaya başlarlar. çünkü geceleri savunmasız olduğunu bilirler.geceleri onlara karşı çıkamayacağını bilirler. bağırırlar avazları çıktığı kadar.
kafanı yastıklara gömersin o sesleri duymamak için.fayda etmez hepsi üşüşürler bianda beynine.
dayanamazsın baskılarına yenerler seni.onlara boyun eğmek zorunda kalırsın.pes edip ağlarsın.ağladıkça daha çok gelirler üstüne.acımazlar, derman kalmayana kadar ağlatırlar seni.yorgun düşüp uyursun.ama artık geceler kabusun olmuştur senin..
delirten düşünceler, çıldırma eşeğine gelmek ve arkasından hüngür hüngür ağlamak.. sabah kalkıldığı zaman belki gözler sismiş ve acıdan batabilir ama o karmaşık duygu boşalmasında dayanılmaz rahatlığı hiç bir şey değiştiremez. üzerine bir kadeh kırmızı şarap yudumlanır ee daha da deymeyin keyfime..
savmak istediğin düşünceler gelir yerleşir beyninin de kalbinin de en derin yerine. anlatmak isteyip de anlatamadığın, ya da anlamak istemediği gelir, deler geçer kalbini. akmaya başlar gözlerinden yavaş yavaş, sonra hıçkırıklarla hızlanır yaşlar da. susmak istersin " sus aptal" dersin kendine de dedikçe daha çok ağlarsın. isyan edersin hayata, kendine en çok da sevdiğine yanında olmadığı için. onu kendinden çok severken uzak kalıp umursamadığı için. oysa ondan başka kimsen yoktur hayatta ve bunu bile bile yalnızlığınla baş başa bırakır seni. bu düşünceler gecenin ilerleyen saatlerde iyice yakmaya başlar seni zifiri karanlıkla beraber. sabaha kadar boğulursun o yaşlarla, hüznün en dibine vurursun. bir umut sabah olunca her şey düzelecek diye umut edersin de umutların suya düşünce üzerine çöken o gecenin hüznü gündüz de yapışır yakana. sen farkında olmadan yaşlar akar tüm gün yine akmasını istemesen de.