merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

gece dışarı çıkmak *

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. bazen enteresan durumlara sebebiyet verebilecek olaylar zincirinin başlangıcıdır. aşağıda anlatılanlar %100 doğruluk payı içermekle beraber aradaki gereksiz olaylar törpülenmiştir.

    ogbs– adımı saklamaya gerek görmüyorum diğer isimler uydurmadır- can yani ben işte, beren ve bahar isimli iki arkadaşımla bir şeyler içmek için alsancak’a gitmeye karar verdik. senelerce gülünecek enteresan olaylar sinsilesi yaşayacağımızı tahmin etmemekte, sadece kısa süreliğine geldiğim izmir’in tadını çıkarmak istemekteydim. alsancak’a girdikten sonra, istanbul’dan gelen kişiler olarak ben ve beren, izmir klasiği olarak yolda bir sürü insanla karşılaşmakta ve dolayısıyla yavaş yavaş ilerlemekteydik. akabinde üç kişi bir yere oturup içmeye başladık. daha sonra beren’in bir arkadaşı – ethem – ve onun tanımadığımız bir arkadaşı olan okan da aramıza katıldı. ethem’i her ne kadar daha önceden görmüş olsam da, gecemize renk katacak insanın okan olduğunu anlamamız biraz süre aldı tabi. biralar biraları, onlar tekilaları kovalarken muhabbet de koyulaştı. ne kadar şanslıyız ki, okan denilen arkadaşın babasıyla birlikte çalıştığını ve bundan çok memnun olduğunu yaklaşık 26 kere dinleme fırsatı yakaladık. aynı arkadaş tabi ki alkolün kendisine katiyen dokunmadığını da belirtmekten geri kalmadı bunları anlatırken. neyse eğlenceli kısımlar buralar değil tahmin edeceğiniz üzere:

    kafası hafiften güzelleşen ekiple ısrarlar üzerine başka bir gece klubüne gittik. orada da içilmeye devam edildi tabi, hatta bir ara kızlar başka kızlarla kavganın eşiğinden döndü vs. sonuçta olay tatlıya bağlandı. kızların ortadan kaybolduğu bir anda okan kişisinin obgs’ye dönüp kuracağı bu cümle gecenin nasıl ilerleyeceğine dair bir ipucuymuş. –tabi eğer adamın o kadar ileri gidebileceğini düşünebilseydik:

    o: abi bak kavga edilen kızlar geri geldi bakıyorlar, bunlar esasında nasıl s.kilir
    c: öyle diyorsan abi, ekeke mekeke

    böylelikle okan kişisi ortamdaki östörojen hormonu düşer düşmez bütün gece çizdiği “efendiyim aslında bulunmaz eşim” çizgisini kaybetmeye başladı tabi bu arada kafasının da güzelleştiği iyice belli olmuştu. kendisi ortalamanın üzerinde yakışıklı bir insan olduğundan hafiften sağa sola yazılmaya da başladı, startı da bizim beren’le verdi. beren bu arkadaşın düzgün olma ihtimalini göz önünde bulundurarak kendisiyle dans etti, kikirdedi vs. tabi arkadaşın içindeki canavarı bilmesinin o an için imkanı yoktu.

    gece beş gibi o mekanı da terk ettik ama bu sefer içki damarlarında dans etmeye başlayan okan “geceye bizde devam edelim” diye tutturmaya başladı… beren’le ben bir yere gidip sakin sakin takılmak niyetindeyken, okan’ın gözlerinden çıkan ateşten onun hiç öyle bir sakinlik aramadığı belliydi.

    okan’da alkol anlamında şalterin tamamen attığı ve gecenin gerisini tam hatırlamayacağı da gayet açıktı.

    diğer iki kişi ayrıldı ve biz (ben, beren, okan) aynı yönde oturduğumuz için aynı taksiye bindik. önde oturan okan’ın taksiciyle olan muhabbeti aşağı yukarı şu şekilde gerçekleşti. (anahtar nokta okan’ın sürekli zenginliğine atıfta bulunması bu arada.)

    o: abi bir sigara versene
    t: yok bıraktım ben iki paket içiyordum günde sonra bırakmak zorunda kaldım
    o: bırak abi ya bir dal da mı yok, bizim bir abi vardı beş paket içiyordu. abi beş paket içince hiç kalkar mı ya?

    bu arada sohbetin gittiği yön beren ve bizi dehşete düşürmeye başlamıştı.

    taksicinin konuyu kapatma çabalarına okan sorusunun cevabını alma aşkıyla yanıp tutuşarak kendi cevap verdi:

    o: abi söyle söyle beş pakete y....k kalkar mı?

    bundan yaklaşık 30 saniye sonra bu sohbeti tamamen unutan okan, saçmalamasının tavan yapmasıyla yeni bir sohbete başladı;

    o: arkada dünyanın en zarif en güzel bayanlarından biri var, ben hava atmak istesem arabamı alırdım, ama içince almıyorum arabayı. z4 parçaladım çünkü bir tane – bu arada arkadaki beren’in elini öpmektedir - 4 kere ehliyeti kaptırdım. 6 ay yok ehliyet.
    c: kaç dedin abi?
    o: dört
    c: öyle diyorsan... (oeeeh)
    o: benim araba sabancı’nın önünde duruyor, hava atmak istesem alırım kızı gezdiririm arabayla falan bir tur atarız di mi beren?
    b: ya ya tabi tabi – bu arada kurtar beni diyen gözlerle bana bakmaktadır.-

    dakikalar ilerledikçe niyeti daha da kötüleşen okan, bizim tüm şaşkınlığımız eşliğinde taksiyi durdurdu:

    o: hadi iniyoruz
    c: biz gitseydik abi bak beş oldu saat
    b: tabi tabi ailem kızar benim – beş olmuş ulan daha ne kızacak? – (iç ses: yüz veren kafama sıçayım)
    o: 10 lira var mı onu söyleyin iniyoruz burada! (asabileşti de herif)
    c: para sorun değil de gitseydik
    o: para verin geldik iniyoruz
    c&b: peki madem birer tane içelim.

    t: abi sizin işiniz zor
    c: ben bilmyorum muyum zor olduğunu?

    neyse arabadan indik bir tamam. okan bir hamle beren’in elini tuttu; beren telaşla benim elimi tuttu; üç kişi elele dolaşıyoruz önümüze gelene bin tekme durumu!

    apartmana girdik, asansörde;

    o: bu eve girip eğlenmeyen çıkmadı daha
    b: hı hı tabi ( bu arada adam görmeden yanımdan ayrılma sakın işareti yapıyor bana)
    c: haliyle, ehe ehe

    neyse girdik eve, güzel manzara iki oda bir salon bir ev. okan tutturdu evi gezdireceğim diye.

    b: (fısıldayarak) bırakma beni
    c: (fısıldayarak) e gel sen de. (yüksek sesle) hadi o zaman gezelim adettendir.

    okan yine beren’in eline yapıştı, beren yine benim elime ve bu halde ev gezildi tabi:

    o: burası mutfak banyo, burası da seks odamız!

    salona geçtik. beren koltuğun köşesine ilişirken, bana da “yanına oturma” işareti yaptı bu arada. okan’sa karşı koltuğa oturdu.

    arkadaş şirazesinden kaymıştı baya baya. sürekli anlattı, anlattıkça daha çok anlattı:

    o: çeşme’de iki tane ev sattı 755’er bin liraya, 300’er bin lira kâr ettik, parayı koyacak yer bulamıyoruz ama mutluluk getirmiyor işte. – bu arada defalarca babamın haftada bir gelip anamı s.kiyor muhabbeti devam –

    o: ben size bir içki hazırlayayım dünyanın en kral vodkası
    c: (fısıldayarak) ulan bir şey atmasın içine herif. (yüksek sesle) dur ben yardım edeyim. (fısıldayarak) bardakları değişelim.
    b: beni bırakma.

    mutfağa geçtik, eleman vodkaları uzattı, tabi biz el çabukluğuyla her ihtimale karşı bardakları değiştirdik.

    neyse bir iki yudum aldık içkiden:

    c: e hadi biz kalkalım artıık, beren’in babası kızar.
    o: sen git ben bırakırım onu. – hala sarıyor herif –
    c: yoook babası bana emanet etti, beren senin baban hala sabah namazına kalkıyor mu?
    b: evet evet sofu benim babam – bunu dedikten hemen sonra içkisinden bir yudum alır-
    c: o zaman o kalkmadan evde olalım, bak sonra fena oluyor.
    b: tabi tabi doğrudur
    o: ben bırakıcam onu sen git, sen bir yarım saat kal – emir de veriyor hayvan –
    c: abi beren kesin gidiyor da ben onu bırakayım döneyim içelim istersen?

    (bu arada sonradan öğrendik ki adam beren’e kaş göz işareti yapmaktaymış kal sen ben ayarlayacağım diye, artık benden korkuyor mu sandı ne sandıysa psiko. beren de ben evden önce çıkarsam kapıyı üstüme kitler bu herif diye korkmuş tabi bunu da sonradan öğreniyorum. )

    öyle korkunç bir şeydir işte bazen gece dışarı çıkmak. iffetimizi iyi koruduk.

    o değil de.. iki vodkada birden ilaç olma ihtimali hiç gelmedi aklımıza len!
  2. hayatın 20.00' da bittiği bir yerde daha da anlamlı. böyle açık olan tek tük yere doluşmuş insanlar oluyor falan. çoğunu da tanıyorsun ya da göz aşinalığın var. feysbuka gerek yok ertesi günü çarşıya çıktığında böyle parmakla gösterilir gibi oluyorsun, farklı farklı kafalar. yani müziğini dinleyip adam gibi geri geliyorsun, edebinle, cozutmak yok.

    (bkz: birtakım insanların öyle olması)
  3. özellikle kadıköy ve beyoğlu'nda oturanların yaşadığı ayrıcalık. insanın canı sıkıldığında saat 1'de iki bira içmeye kadife sokağa gidilebilir, daha erken bir saatte üşündüyse ali usta'ya sahlep içmeye gidilebilir. özellikle kızlar için bulunmaz nimet.
  4. bazen sadece kafa dağıtmak için evden çıkma ile başlar. yürürsünüz amaçsız yürürsünüz. hele hele bir de sigara içicisiyseniz ve yanınızda yeterli sigara mevcutsa kafa dağıtmak için başladığınız yolculuğunuz bazen hiç beklemediğiniz yerlerde sonuçlanabilmektedir.

    (bkz: ben bunu yaşadım)
  5. olduğun yerde mutlu olamamak, rahat batması, alışkanlık, yapışkan arkadaşların ısrarı ile tetiklenen eylemler zinciri.
  6. günlerce evden çıkamamak, hep ders çalışmak, earl grey dışında bir şey içememiş olmaktan sonra; insanların arasına karışmak, veya onca stresi seninle çekenlerle biraz "nefes almak" adına ise, ilaçtır ilaç.
  7. ankara'da rahatlıkla ve özgürce yapabileceğiniz eylem.ha kötü adamlar mı?en fazla sigara isterler.onlar da gariban yurdum insanlarıdır.kötü adam değillerdir.harbiden sigaraları olmadığı için istemişlerdir.verin gitsin.kullanmıyorsanız da üstünüze gitmezler.yalnız gençlik parkı'na falan takılmayın.topiğin teki sizi götürebilir.
  1. 1