• görseller

    • gece çıkarken aileye söylenen yalanlar
  1. öncelikte:
    uktecinin notu : "erkek arkadaşımla bir barda sabahlıyacağım,kız arkadaşımla sahil turu atacağım gibisinden gerçeklikleri aileyle paylaşmak istemeyenlerin söyleyecekleri alternatif bahaneler diyelim yalan demeyelim kötü duruyor"

    ben de ukteci abimin bu isteğine sadık kalarak alternatif bahaneler demek isterdim ama diyemiyorum, zira ciddi ciddi anamızın babamızın gözünün içine baka baka söylediğimiz yalanlardır efendim, bahane filan değillerdir.

    arkadaşlarıyla yaşayan, öğrenci evi olayına girmiş ya da yurtta kalan bünyelerin, daha da doğrusu aile bir yerde, paşam bir yerde olan arkadaşlarımızın pek de ihtiyaç duymadıkları, alışkın olmadıkları durumlardır bunlar. ama bir de bunu bilene sormak gereklidir. aileyle aynı evi paylaştığınız zaman, ister istemez attığınız adımları ailenize bildirmek zorunda kalıyorsunuz. her yaptığınızı annenize söylemek zorunda olmasanız bile, gece eve geç gelmek, eve alkollü gelmek, kolunuzda iki tane rus hatunla gelmek gibi bir lüksünüz maalesef olmuyor, olamıyor.
    böyle durumlarda, genellikle mekan olarak dışarısı ya da bir arkadaş evi seçildiği için, ev ahalisine de bu seçilen mekanla doğru orantılı olarak yalan söylemek kaçınılmazdır. en yaygınından bir örnek vermek gerekirse, sevgilinin evine gidilip kalınacağı zaman evdekilere "anne ben hüseyinler'de kalacam bu gece yarın sınav var ders çalışçaz" gibi bir yalan atılabilir. bahane, ailenin can damarı kadar önemli bir şey olduğu için* gece boyunca da telefonla sizi arayıp "ee oğlum nasıl gidiyor allah zihin açıklığı versin" ya da "ver hüseyin'in annesini teşekkür edicem" gibi durumlarla karşı karşıya kalınmaz.
    işleri biraz daha ileri boyuta götürüp, aileye uzun vadeli yalan söyleme olayı vardır ki, acaba yediler mi, yemediler mi diye sürekli insanın içinde bir sancı oluşturur. sevgilinizle bir haftalığına tatile gideceğinizi kalkıp da babanıza söyleyemeyeceğiniz için türlü şekilde uydurmalara girilir. bu aşama, hem ailesiyle hem de ailesinden uzakta yaşayan kardeşlerimizi de ilgilendirmektedir. ailesinden uzakta yaşayanlar için "bütünlemem var", "hoca bi hafta sonraya sınav koymuş" gibi okulla alakalı laflar tüketilerek inandırıcılık sağlanabilir, hatta tatil parası tamamen 'okusun da adam olsun' diyen babadan "bütünleme için sınav parası vercez" şeklinde istenebilir.
    ancak, okul aynı şehirde, ev aynı şehirde, anne baba aynı evde ve tatile gidilecek yer en az 300 km. uzakta ise daha akıllıca davranmak gereklidir. dikkat edilecek ilk husus, oralarda çekim yapan kameraların çevresine 150 metreden fazla yaklaşmamak ve ottan boktan animasyonlara katılıp dikkat çekmemektir. yoksa bir pazar gecesi pazar keyfinde ekranlara taşınmış kumsaldaki bikinili güzel siz olabilirsiniz. tabii oralara gidebilmek de önemli. bunun için, gideceğiniz şehire yakın ama tatil köyleriyle pek de alakası olmayan bir şehirde teknik geziye gidileceğini, ya da o bölgedeki bir fabrikada staj yapılacağı söylenebilir. ama anne ve baba okulda olup bitenlerle yakından ilgiliyse maalesef bu yalan da işe yaramayacaktır. işte o zaman devreye kurtarıcı nitelikte bir kanka girer. hüseyin'in ailesi sizi birkaç arkadaşınızla birlikte memleketlerine davet eder ve siz de gidip kafa dağıtmak istersiniz. böyle bir iyi niyete hiçbir ana baba hayır diyemez. ancak, yapmamanız gereken tek şey, hüseyin kardeşimizin ev telefonunu anneye vermemektir. yoksa gecenin bir yarısı bodrum'da bir gece kulübünde köpüklerin altında eğlenip zıplarken hüseyin sizi arayıp "olm annen telefonda senle konuşmak istiyor" diyebilir ve böyle durumlarda siz sürekli ya da tuvalettesinizdir, ya bakkala gitmişsinizdir ya da uyuyorsunuzdur. ancak, normal bir insanın günde 2 kereden fazla tuvallette 5 dakikadan fazla zamanını geçirmeyeceğini emin olun anneniz de en az sizin kadar iyi biliyor. o yüzden siz siz olun ve evdekilere cep telefonunuzu aramalarını söyleyin ve gittiğiniz yere vardığınız ilk anda da onları arayıp orada telefonun pek iyi çekmediğini anlatın. böylece, telefonla konuşmak sadece sizin istediğiniz ve müsait olduğunuz zamanlarda gerçekleşebilecek bir durum haline gelir, gecenin bir yarısı babanız tarafından aranıp soğuk terler dökmezsiniz.
    yalnız her zaman tatile sıcak yerlere gidilecek diye de bir kural yok. canınız bir kış günü de evden uzakta ve sevdiceğinizle zaman geçirmek isteyebilir. böyle durumlarda havanın karlı ya da karla karışık yağmurlu olduğu günleri tercih edin ve mutlaka hava durumunu izleyebileceğiniz ya da dinleyebileceğiniz bir konumda bulunun. gönlünüzde yiyin, için, eğlenin, ancak evdekilerle konuşana kadar da sarhoş olmayın. akşam 8'de evinizi güzelce arayın ve gittiğiniz yerde çok kar yağdığını ve o gece oraya yakın oturan bir arkadaşınızda kalacağınızı söyleyin. böyle bir durumda hiçbir ana baba evladının donmasını göze alıp da "olmaz öyle şey kalk gel" demez, diyemez. siz de eğlencenin tadını çıkarın. hatta işler yolunda gider de bir gün daha hava soğuk olur diye dua edin, zira duanız kabul olursa bir gece daha dışardasınız demektir ve bu durumdaki eğlenceniz tadından yenmeyecektir.
    aileye alternatif bahaneler(!) sunarken ayrıntı vermemeye, onlar sormadıkça bir şeyler anlatmamaya ve sürekli aynı isimlerden bahsetmeye özen gösterirseniz, bir yerden sonra güvenlerini tamamen kazanır, gittiğiniz yeri hiç görmemişler hatta bulamayacak olsalar bile, biliyorlarmış gibi emin olup rahat ederler. eğer gerçekten bir kankanız, annenizin tanıdığı ve gece çıkabileceğiniz, evinde kalabileceğiniz kadar samimi bir arkadaşınız yoksa, o zaman hayal gücünüzü kullanıp kendinize uygun arkadaşı yaratın ve ailenizi böyle bir adamın varlığına inandırın efemdim. demedi demeyin, dedi ki normal'i dinleyin*
  2. herhangi bir sınava ya da derse çalışılıyorsa,

    + anne ben kpss çalışmaya gidiyorum. hani ayşecan vardı ya, cihangir'de.oraya.beraber çalışıcaz.orda kalıcam.
    - tamam evladım.ama dikkatli olun orda çok patlama oluyor,allah korusun.
    + tamam anne görüşürüz hadi. ( en geç akşam 7-8 gibi evden çıkılır.)

    eğer bir işte çalışılıyorsa,

    + anne ben toplantıya gidiyorum. hani ayşecan vardı ya, cihangir'de.oraya.müşteri pörtföyünü nasıl geliştireceğimizi düşüncez.orda kalıcam.
    - tamam evladım.ama dikkatli olun orda çok patlama oluyor,allah korusun.
    + tamam anne görüşürüz hadi. ( en geç akşam 7-8 gibi evden çıkılır.)

    eğer herhangi bir meşgale yoksa,

    + anne ben doğum gününe gidiyorum. hani ayşecan vardı ya, cihangir'de.oraya.sürpriz yapıcaz biricik arkadaşıma. orda kalıcam.
    - tamam evladım.ama dikkatli olun orda çok patlama oluyor,allah korusun.
    + tamam anne görüşürüz hadi. ( en geç akşam 7-8 gibi evden çıkılır.)
  3. kaç kuşak gece "handelerde" kaldı, sabahlara kadar projeler hazırladı. hande arkadaşı dışarıdayken o gün evdeyse eve gelen hiç bir telefonu açmadı. (inandırıcılığı arttırmak için illa handenin telefonu ebeveyne verilir) ev telefonunu "handelerin evine" yönlendirdi, arkadaşlarla organize olup hande işinde bir sorun çıkar diye plan b olarak ayşeyi, plan c olarak da mügeyi ayarladı.

    işin de sınırı yok açıkçası, giderek fbi headquarters yazılı bir ofiste otururcasına daha detaylı planlar hazırlandı, analizler yapıldı, yapılıyor ve elbette yapılacak.

    ancak şu bir gerçek ki, tarantino'ya taş çıkaracak kurgudaki bu senaryolar genelde ebeveynlerin hayalgücünü aştığını için çoğu şüphe bile çekmiyor. kimi çakal ebeveyn ise üç maymunu oynuyor, ki sayıları epey az durumda.

    ama bu senaryoları yazıp istese bağımsız film festivallerinde ödül kazanabilecek bünyeler ebeveyn olunca ne olacak? ne olacağını ufak bir örnekle gösterelim:

    (gençliğini handelerde, ayşelerde ve mügelerde kalarak güzel bir şekilde geçirmiş olan esas kızımız leyla da sonunda evlenip çoluğa çocuğa karışmış ve nur topu gibi bir kızı olmuştur. haliyle zaman ilerlemiş, leylanın biricik kızı hülya da büyümüş, bir erkek arkadaş bulmuş ve haliyle onun da gece dışarıda kalma dönemi başlamıştır. hülya, annesine gidip önceden anlaştığı pınarın evinde kalma isteğini dile getirecektir.)

    - anne?
    - efendim kızım?
    - ben bu akşam pınarlarda kalmak istiyorum, hem zaten sınavlar da yakın biraz konuların üstünden geçeriz.
    - kal tabii kızım pınarlarda, biz seni nasıl yaptık sanıyorsun babanla?
    - anlıyorum anneciğim.

    bu kıvamda diyalogların geçmesi muhtemel olduğundan aileye söylenen yalanlardan ziyade daha şeffaf bir çocuk-ebeveyn ilişkisini mümkün görüyorum ben gelecekte. ama tabii ki esas kızımız leyla da bir zamanlar senaryolarını yutturduğu annesinin konumuna düşebilir elbette, senaryo ve kurgu açısından gelişimleri durdurmak mümkün değil.
  4. kızlar için örnek diyalog :

    - nereye kızım?
    + erkek arkadaşımla diskoya gidecez anne.
    - hadi ordan sıpa, anneyle dalga geçme. fazla geç kalma, tamam mı?
    + tamam anne, görüşürüz.

    (bkz: ironi)

    not : kız değilim, "gece diskoya gidelim mi" diye mesaj atana ağır küfrederim.
  5. suç ortağı edildiğimdir.

    şimdi şöyle şeyleri az çok hepimiz yaşamışızdır.

    uyanıksu: " enayigül ben bu akşam boğacanla buluşçam. annemlere sizde kalcam dedim. bozma taam mı? "
    enayigül: tamam, peki, ne demek:/

    örneğimizde görüldüğü üzere enayigül yardım istenen (kullanılan) kız çocuğudur. bunu bir kere kabul ederse peşi sıra gelecek "idare et beni"lere de göz yummak zorunda kalacağını düşünemeyecek kadar saftır. düşünse bile uyanıksu'yu kıramayacak kadar yufka yüreklidir!
    yalan söylemek konusunda ihtisas yapan uyanıksu bir süre sonra kendini kötü hisseder. nihayetinde o da bir insandır. bu işten karlı çıkan tek taraf boğacan olur.

    tabi bu söylediklerim biz yetişkinler için geçerli değil. ben ergen bireylerden söz ediyorum. bu akşam ben de bir tanesinin çaresizliğine ortak olmadım değil. kınıyorum kendimi. tanımassın etmessin. in midir cin midir. yankesici midir. hırkız mıdır. çaresiz insan görünce gabaran acıma duygum hala ergenlikte kaldığımı gösteriyor bence. tüü bana.

    ya şimdi şöyle oldu; yürüyordum. kızın biri elindeki telefonunu avuçlayarak, tedirgin bir edayla yanıma doğru yaklaştı.

    - şeey sizden bişi rica edebilir miyim. lütfen!! dedi.
    - buyrun, dedim. -sikeyim hala akıllanamadım-
    - babam arıcak da birazdan, onunla konuşur musunuz? erkek arkadaşımda kalıcam ben bu akşam da arkadaşımda kalıyorum dedim. kız sesi duyması gerek, dedi.

    o an bi üzüldüm. doğruya doğru. sjkdhskjdsdksjkdjsal

    - ne zaman arıcak ? dedim
    - şimdi. lütfen. yalvararım. dedi

    enayigül ne dediyse onu dedim.
    -tamam, peki, ne demek:/

    iki konuştuk kızla babası arayana kadar. memleketini, okulunu söyledi. bense rolümün heycanlanıyla hareketlenen uzuvlarımın sesini dinliyordum. anlattıkları umrumda değildi açıkçası.

    telefon çaldı.

    - arıyor, ben konuşçam. sen arkadan ses yap dedi.

    lan figüran oldum! hani konuşçaktım.

    - tamam. ehe, dedim tabiyki tüm salaklığımla.

    konuştu. ben de arkadan bişiler dedim. babası yedi.
    teşekkür etti. erkek arkadaşının evine girdi. ah evet öyle oldu.
    buruldum.
    by.







    -
  6. bazen arkadaşlarınız ailelerine sizin haberiniz olmadan sizde kalacağını söyler o daha bomba bir durumdur.
    hatun kişinin annesi falan aradığında bır kaç sanıye algıda sorun yaşasanızda tuvalette bılmem nerde çıkınca sızı arasın gibi saçmalıklara girişmek zorunda kalırsınız.