insanlarin sahip olduklari çevre koşullarındaki değer yargıları ve daha da önemli olan arkadaş çevresi kaybolduğunda veya tam anlamıyla kazanılamadığında, daha önceden yaşanılmış olan ve o an'a kıyasla daha mühim sayılan geçmiş zaman dilimini önemseme durumu.
hayalleri sağlamlaştırmak, hayatı tanımak, yol çizmek, kendini geliştirmek adına geçmişte yaşamalı; umut edebilmek, çaba sarfedebilmek için geleceğe yol almalı. mutluluğun kaynağı, anı yaşamaktan değil bundan geçiyor olmalı.
umutsuz, hayal kırıklıklarıyla dolu, gelecekten hiçbir beklentisi olmayan insan ise; diğer kısımları çoktan siktirip atmış; sadece geçmişe takılmıştır. bu bir suç mu? asla değil.
hayatını boş yaşamaya adamış, okul tuvaletlerini ''carpe diem''lerle süslemiş insan, kimsesi olmayan, tek dostu anıları olan insandan daha zavallıdır. çünkü geçmişte yaşamak seni zamanla olgunlaştırırken... diğeri bana benjamin button'ı hatırlattı lan şimdi. hani şu gittikçe küçülüveren yağşuklu.
bugüne gelmek istememektir, geçen yılların artık 'geçmiş' olduğu gerçeğini reddetmektir. iyi, güzel, keyifli ne varsa hayatınıza dair, hepsini o zamanlarda yaşadıysanız, kendi içinizde zamanı durdurmaktır, geçen zamana inat.
aslında, özünde, bir çeşit ruhsal çöküntü, küskünlük halidir. bugüne dönmek için, daha çok nedene ihtiyacınız vardır, daha güzel nedenlere. belki de. . .
bu eylemi yapan insanların, ömer hayyamdan haberlerinin olmadığını düşünüyorum ve güzel kardeşlerime onun bi şiirini hediye ederek düşünmelerini istiyorum.
"geçmiş günü beyhude yere yad etme,
bir gelmemiş an için de feryat etme,
geçmiş gelecek masal bunlar hep
eğlenmene bak ömrünü berbat etme
niceleri geldi neler istediler
sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
o gidenler de hep senin gibiydiler
dünyada ne var kendine dert eyleyecek
bir gün gelecek ki can bedenden gidecek
zümrüt çayır üstünde sefa sür iki gün
zira senin üstünde de otlar bitecek"
düşündünüz değil mi? ne çıktı peki sonuç? evet ben de tam bunu diyordum işte...
otobüsteki ters duran koltuklara oturmak gibidir gittiğiniz değil geçtiğiniz yolları görürsünüz. anlamsız gelir sıkıcıdır da, yollar geçer, zaman geçer ama arkanızda bırakamazsınız. baş döndürücü, mide bulandırıcıdır. en iyisi başka koltuğa oturmak.
geçmişi özlemekten geçer. çok geçmişi ama hatırlayabildiğimizden, kavrayabildiğimizden, hayaledebildiğimizden daha fazlası olan bir geçmişi özlemekten geçer. istemek değil, hayal etmek değil; özlemek. yani bir yaşanmışlığı, bir anıyı, bir önceki hayatlar safsatasını özlemek, bunun varlığına inanmak, çok çok eskilerden beri düzenli veya düzensiz aralıklarla yeryüzüne atılmış bir piç olma düşüncesi. iki dünyada da, hatta çok daha fazla dünyalarda da dışlanmışlığı iliklerinde hissetmek. geçmişten alınıp, götürülüp; götürüldüğü yerden kovulup bir anda çırılçıplak bugüne bırakılmak gibi... sonuç: koskocaman bir yalnızlık hissi.. ve bütün bir tanrılara, bütün bir insanlığa duyulan çekince ve nefretler silsilesi. ya da hepsi hepsi gerçekliklerden uzaklaşmanın verdiği rahatlığı kaybetmeme, hayallerde yaşamanın verdiği mutluluk... hepsi hepsi bir delilik bahanesi. çoklarca hayatınız olur, onlarca, yüzlerce... hiçbirini kaybetmeden, düşürmeden, unutmadan ilerlemek istersiniz bir de. ah! siz yok musunuz siz... geçmişe, anılara, nefret ettiğiniz tanrılara, dini ayinlere ve içkilere ve şaraplara ve gelmiş geçmiş peygamberlere, bölünen denizlere ve insanlara ve aşklara ve sararmış kağıtlara ve yağmurdan sonraki yanık ot kokusuna hastalık derecesinde tutuldunuz. yani biz... kucağımızda binlerce hayatla ilerlemek için nasıl da insanüstü bir çaba sarfediyoruz. ilerlediğimiz yola düşüp heba olmamalı en ufak bir hayatımız. daha çok olmalı hayatımız, daha çoğalmalı anılarımız, daha çok yaşayıp, daha çok ölüp, yine yaşayıp, yine ölüp daha çok kafayı oynatmalıyız.
gidelim ruhi. bu geceki "kendi kanını içip kendi kendini kutsama dansı ayini"ne geç kalmamalıyız...
insanın en büyük zayıflıklarından biridir. şu ana odaklanıp da anın tadını çıkarmak varken geçmişe takılıp kalmak belki de birşeylerin bize oynadığı bir oyundur, kimbilir...