the grapes of wrath *  

adana çık aradan

  1. dilimize gazap üzümleri olarak çevrilmiş john steinbeck romanı.
    (palanthaser, 20.07.2004 11:27 ~ 07.02.2007 21:31)
  2. john steinbeck'in yazdığı bir dünya klasiği. sıkıntı halindeki amerikan ekonomisi sonucu tarımda makinalaşmaya gidilmesiyle işsiz kalan binlerce insanın öyküsünü anlatan bir kitap. çok güzel olduğunu söylememe gerek yok zira kendisi bir dünya klasiğidir
    (bkz. john steinbeck)
    (bkz. dünya klasiği)
    (mavio, 20.07.2004 20:25)
  3. (bkz. gazap üzümleri )
    (zoe, 31.08.2004 02:43)
  4. sinemayada uyarlanan başyapıt. filmide gerçekten çok başarılıydı john ford amcamıza burdan birkere daha teşekkür ediyoruz...filmide klasikler arasındadır...
    (zoe, 31.08.2004 02:46)
  5. girişinde bi 10 sayfa kadar sıkmadan "bir kamplumbağa karşıdan karşıya geçerken yolda olanlar" nasıl anlatılır dersi veren kitap.
    orjinal adı "grapes of wrath"dir. okumayanlar okusunlardır hatta.
    (spitfire, 23.12.2004 19:43 ~ 19:45)
  6. emeğin sömürülüşünü anlatan, insanı etkileyen romandır.'çok olan şeyin değeri azdır.' mantığından emekçilerin çok oluşu emeğin kullanılacağı alanın az oluşu, insanları kurt kanununun olduğu, büyüğün daha da büyüdüğü, küçüğünse ezildiği bir yaşam yarışına itmiştir.hangi şartlarda olursa olsun insani değerlerin ölmemesi ise romanda insanın içini burkan bölümlerde mevcuttu.o ne sondu anam anam.okuna…
    (heleloyloyloy, 08.02.2007 23:21)
  7. yaklaşık on yıl önce tiyatroda izlediğim ardından kitabını okuduğum ve keşke herkes bu kitabı okusa dediğim nadir eserlerden.ben yoktur kitapta biz vardır,bir papaz vardır ki hele hayata bakışınız taban tabana zıt bile olsa öngörüleri üzerine inanılmaz düşündüren,insan denilen ırk ve yaratıcı arasındaki ilişkiye bambaşka bir yerden bakarak yorumlayan düşündüren karakterdir.genel olarak konusu kölelik dönemi sonrası amerika halkının çektiği sıkıntılar üzerine kurulmuş kapitalizme inceden inceden dokunduran ve bunu haklı gereçkelere dayandıran oldukça uzun dünya klasiğidir.

    edit:amerikadaki sistem çürüyen bir meyveye benzetilmiştir ve kitap da ismini burdan almıştır.
    (dengesiz çay tabağı, 08.02.2007 23:44)
  8. steinbeck in dünya klasiklerinden sayılan şaheseri.başyapıt.lise çağlarında okuyup taşıdığı tasvirlerin uzunluğuna rağmen bir an bile ilgimin dağılmadığı, beni steinbeck hayranı yapan kitap.sefaletin anlamını inanılmaz bir empatiyle iliklerime kadar sokmuş,hissettirmiştir.
    (bkz: john steinbeck)
    (bkz: 1962 nobel edebiyat ödülü)
    (onelastgoodbye, 24.03.2007 00:02)
  9. kanadalı folk rock grubu, 80 ve 90'larda popüler olmuştur.

    albümler:

    the grapes of wrath (1984)
    september bowl of green (1985)
    treehouse (1987)
    now and again (1989)
    these days (1991)
    seems like fate 1984-1992 (1994)
    field trip (2000)

    single'lar:

    misunderstanding (1985)
    love comes around (1985)
    peace of mind (1987)
    o lucky man (1987)
    backward town (1987)
    all the things i wasn't (1989)
    do you want to tell me? (1989)
    what was going through my head (1989)
    the most (1989)
    i am here (1991)
    you may be right (1991)
    a fishing tale (1991)

    (bkz: grapes of wrath)
    (me vale madre, 27.03.2007 04:38 ~ 04:39)
  10. john steinbeck in her zamanki gibi muhteşem bir gerçekçilikle tarımdaki hızlı gelişime yetişememiş olan işçilerin hayatta kalma mücadelesini anlatır.kitabı okuduktan sonra 1 hafta kadar etkisinden çıkamamış fast food yiyenlere düşman olmuş her fazla lokmamda açlıktan ölen insanları düşünmüştüm...
    (hedehödö, 07.05.2007 22:33 ~ 09.05.2007 18:12)
  11. ----spoiler---

    öncelikle efendim john steinbeck klasiği olduğu kadar bir 1940 yapımı john ford filmidir.malzeme açısından o kadar çok şey barındırıyor ki nerden başlayacağımı bilemiyorum.bilmem kaç yılında yazılmış olmasına rağmen günümüz türkiyesinin yüzünü bu filmde gördüm ben.belki de her ülkenin gelişim aşamaları hep bu yollardan geçmiştir.

    öncelikle henry fondanın genç dönemlerinde oynadığı bir filmdir. oklohamalı bir ailenin çocuğu olan tom joad 4 yıl sonra işlediği cinayet yüzünden hapishaneye girip çıkar ancak evine geri döndüğünde hiçbir şey bıraktığı gibi değildir.büyük iş adamları ailesinin yaşladığı toprakları satın almış ve onları kendi topraklarından çıkmaya zorlamıştır.

    türkiye'deki benzer olay: bilindiği üzere israil devleti bu şekilde kurulmuştur.toprağı parça parça alarak. türkiye de ise benzer olay güneydoğu bölgemizde yahudilere satılan topraklardır.

    ailemiz yola çıkar.kendi topraklarından zorla çıkarılmanın acısını yüreklerinde taşıyıp bir iş bulmak amacıyla ellerindeki california'da 800 kişiye iş verilecek broşürüyle birlikte yolcuklarına devam ederler.vardıklarında ise şehrin içinde diğer göç eden aileler gibi dışlanacak,yerleşim alanları diye tabir edilen şehir dışındaki kamplarda kalacaklardır.

    türkiye'deki benzer olay:büyük şehirlerimizi düşünürsek buraya doğudan göç eden insanlarımız şehirdeki yaşama adapte olamayıp kendi şehirlerini kurmaktadırlar. (bkz: gecekondu)

    şimdi ailemiz ise iş bulmak için çaba vermekte, karınları sırtlarına yapışmadan karınlarını doyurma uğrunda 5 cent gibi gündelik paraya çalışmaktadırlar.ailemizin bir üyesi olan tom joad ise başını istemese de türlü belalara sokacak ailenin sürekli bir yerden başka bir yere göç etmesine sebep olacaktır. ardından aile gittikleri son kamp yerinde (devlete ait bir kamp yeri) biraz daha rahat edecektir. ne var ki burda da aksilikler devam eder. polisler isyancılarla yaptıkları anlaşma sonucu kampa girmeye çalışırlar. güya isyancılar isyan çıkaracak polislerimiz de bu isyanı bastırmak ve kendilerine iş çıkarmak için içeri girecekler.

    türkiye'deki benzer olay: ben hatay- samandağ 'da yaşamaktayım. bundan 10 yıl öncesine kadar benim yaşadığım yer sessiz bir sahil kasabasıydı herkes birbirini tanır akaşam yol boyu yapılır,insanlar birbirlerini evlerine gider okey oynardı. şimdi ise benim güzel memleketim türkiye'nin en çok kenevirin üretildiği yerlerden. insanların yüzde 90 ı kolay yoldan köşeyi dönmek için evlerinin salonlarında kenevir yetiştiriyor.akşamları yoö boyu yapan insanlar dışarda it kopuğun gırla gezdiği sokaklardan geçemez oldu. 3 gün öncesine kadar gözlerime inanamadığım olayda çocuk babasına bıçak çekti.kenevir içtiği için şuuru yerinde değilmiş.peki buna neden dur denmiyor. tonlarca esrar-haşhaş-kenevir yakalanmasına rağmen neden buna dur denmiyor. çünkü işin içinde filmdeki isyancılarla işbirliği yapan insanlar da var. benim memleketimin insanın kanına giren o insanlar var. anlşayacağınız o ki film, günümüz türkiye'sinin ve şu anda aklıma gelemyen bir sürü dramatik olayıyla örtüşmekte.

    ---spoiler----
    (genius kusagami, 18.07.2007 12:13 ~ 12:14)
  12. (bkz: ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap)
    (capibara, 05.08.2007 23:06)
  13. türkçeye çevrilen tercüme kitapların kaderini çoğu zaman yayıncılar belirliyor. onun için aynı kitabın hem 250 sayfalık hem 500 sayfalık versiyonu (bazen daha da fazla) piyasada bulunabiliyor. onun için kitapların eski çevirileri birçok noktada daha güvenilir oluyor.
    gazap üzümlerini remzi kitabevinin 1965 baskısından rasih güran'ın tercümesinden okudum. kitap ara ara konulan illüstrasyonlarla beraber 688 sayfaydı.
    john steinbeck müthiş bir gözlemcilik yeteneğiyle yaşadığı zamana tanıklık etmiş ve kuvvetli tasvirlerle, hayata tutunmaya çalışan joad ailesini gözlerimizin önünde canlandırmış ete kemiğe büründürmüş.
    yazar bölülere ayrıdığı kitabının her iki bölüm arasında birkaç sayfa da olsa araya girmiş ve aileyi bir kenara bırakarak genel bir tasvir yapmış. roman sanatı açısından günümüz için hoş bir durum olmasa da o zamanlar pek göze batan bir durum değildi sanırım.
    yokluğun içinde çırpınan insanların biribirlerine nasıl sımsıkı tutunduğunu çok güzel bir şekilde anlatır kitap.
    müthiş bir sonla biter. son sahnede kalakalırsınız.
    (serpico, 12.08.2007 14:53)
  14. kitabını taze taze bitirip üzerine de filmini seyreden birisi olarak ikisi arasında kendimce bir karşılaştırma yapmak istiyorum.
    öncelikle filmin en vahim hatası bir kere kitaptaki o canım sonu harcamışlar. halbuki beni en çok etkileyen kitabın sonuydu. çok etkileyici, can evinden vuran bir sondu. ama filmde sondan eser yok. onun yerine beylik laflarla filmi sona erdirmişler. "biz halkız, her zaman yaşayacak olan bizleriz gibi..."
    tabii bir de gözden kaçırılmayacak bir gerçek var ki 688 sayfalık kitabı filme yedirmek kolay bir şey değil. filmi 130 dakikalık çekmelerine rağmen birçok şeyi atlamak zorunda kalmışlar. malum yıl 1940. sinemanın hâlâ insanlara toplu propaganda yapıldığı zamanlar. ve kitapta bahsi geçen sıkıntıların da hâlâ sürdüğü dönemler. kitapla filmin tarihlerinin arası çok fazla değil.
    kitaptaki birçok ayrıntı atlanmış. ve tom joad rolündeki henri fonda çok ön planda tutulmuş. aslında kitapta anne en baskın karakter, çoğu zaman oğlunu, tüm aileyi azarlayacak denli otorite sahibi. ama filmde henri fonda nın jön olmasından dolayı en artistik lafları ona ettirmişler. kitaptaki ayrıntı kişiler çıkarılınca onların dilinden ifade edilenler de yine baş karakterin ağzından söylenilmiş. ve birçok olay sanki tesadüf eseri gibi görünmüş ki bu filmi zayıflatan, türk filmlerine benzeten bir etken.
    öncelikle kitabı okumakla ne kadar doğru bir karar verdiğimi filmi seyredince anladım. film de yapıldığı tarihin şartlarına uydurulmaya çalışılmış, bunu da anlamak gerektiğinin farkındayım. ama farkına varılması gereken şey sinemanın edebiyatın yerini tutmadığıdır.
    (serpico, 14.08.2007 01:33)
  15. kitapta genel olarak anlatılanların ve john steinbeck'in anlatım tarzının çarpıcılığını bir kenara bıraksak bile şunu bir kenara bırakamayız;

    bu eserin sonu insanı taşa (ağlayan-hatta ağlayamayan-bir taşa) çevirir. kilitleyip bırakır insanı; bir daha çözülemeyecek düğümler atar insanın ruhuna.
    (thecrimson, 15.09.2007 04:33 ~ 02.08.2008 20:54)
  16. hani bazı kitaplar vardır ya veya filmler. sıkılmadan izlersiniz ama sonunda hüsrana uğratır. bu kadar mıydı yani bitti mi şimdi dedirtir. gazap üzümleri bunun tam tersini başarıyor. okurken bazen biraz sıkıyor belki ama kitabın son sayfasında fark ediyorsunuz ki tüm olanları okuyup anladığınız için bu kadar etkilenmişsiniz finalden. yoksa kitabı eline alıp da son sayfasını okuyan birinin hiçbir şey hissedeceğini sanmıyorum. dünya klasikleri arasında en iyilerinden biri. steinbeck fareler ve insanlar kadar başarılı bir başyapıt daha koymuş ortaya.
    (karamelize ekmek, 08.02.2008 22:21 ~ 09.02.2008 01:28)
  17. karakterlerinden eski rahip casy'nin nickimi etkilediği, kapitalizmin ne bok olduğunu bir kez daha gösteren, nasılsa john steinbeck mutlaka iyidir diyerek alıp okuduğum ve yanılmadığım şaheser.
    (materyalist imam, 01.05.2008 15:12)