1. her gördüğümde hadi bugün biraz daha iyi giyinmiş konuşmasıda düzeliyo sanki diyodum, şu zamanlar travesti zatı olduğunu öğrendim. hayır bide kız ikizi vardı bunun oda erkeksiydi anlamıyorum anlamıyorum terbiyesizim.
  2. ilginçtir ki "ahah fuckbuddy olur lan, hem yatarsın hem arkadaşın olur", "ay gey mey dinlemez benim sevgilim çok maço döver" şeklinde yorumlara maruz kalıyor bu durum.
    gay dediğin de önüne gelenle yatıyordu zaten.

    önce bi arkadaşlık kavramını gözden geçirin derim ben.
    ikinci adım olarak gay ya da lezbiyenle arkadaş olmanın heteroseksüel biriyle arkadaş olmaktan neden farklı olmadığını anlatacağız. haa bir de cinsel kimliğiyle özgürce yaşabilme konusu var ki, o konuya geçmeye hak kazandığınızda biz sizi ararız.
  3. arkadaşlıklarını insanlık paydasında kuran biri için, gay olmayan biriyle arkadaş olmakla farklı olmayan arkadaşlıktır. yani sadece bir insanla arkadaş olmaktır.
  4. bir kız için artısı eksisi olmayan bir durumdur. arkadaşlıkta cinsiyet pekteönemli değildir. lakin bir erkek için tehlike unsuru olucak durumdur. erkekte gay değilse çevresindekilerin" la sende topmusun ne bu senin yanındaki" gibi alaycı sorularla karşılaşma durumu olur. ama kişi eğer biseksüelse eğlenceli hatta mutluluk verici bir olaydır. sorunsuz bir arkadaşlık durumudur. alan veren birleşen memnundur hesabı.
  5. çeşitli varyasyonları olabilecek durumdur. daha ileri düzeyi ise gay biriyle ev arkadaşı olmaktır.
    şöyleki:

    yıl 2006, ev arkadaşım rahatsızlığından dolayı okulu dondurup memlekete gittiğinde, hem masraflara ortak hemde bana arkadaş olsun diye ev arkadaşı aramaya başlamıştım. bir haftayı bulmadan bir arkadaşın tavsiyesi üzerine manisa'lı bir elemanla tanıştım. her konuda anlaşmaya vardıktan sonra taşınma işlemi gerçekleşti. ilk aylar güzeldi hoştu. hatta bir keresinde aşık olduğunu söylediği kızın evinin altına beraber gitmiştik. ben çatıya çıkıp aşağıya doğru gül yaprakları serpiştirirken o da balkonun altında çıkma teklif ediyordu.

    ev olayına geri dönersek, geçen bir kaç aydan sonra her gece hıçkırık sesleriyle uyanmaya başladım. eleman sabahlara kadar ağlıyordu, sorduğumda ise "bir şey yok abi" diyordu. bir ay boyunca ağlamalar devam etti. ta ki o puslu geceye kadar...

    saat 00:00 sularıydı, kendimi acaip bir psikolojiye sokup korku filmi izlemekteydim ki bir kere olsun şu korku filmlerinin birinden korkabileyim. işe de yaramıştı halbuki, ilk kez başarıyordum korkmayı. yatağımın üstünde bağdaç kurmuş oturur vaziyette, eller ayak bileklerini yakalamış, kafa hafif sola eğik ve sol göz hafif kısık şekilde seyir halindeykene odamın kapısı çalınır.

    b- ben
    e- ev arkadaşım

    b- gel abi kapı açık.
    içeri girer, ışığı yakar ve filmi durdurur.
    e- güzel film mi?
    b- bildiğin korku filmi ortak ya ama bu sefer sanırım korkmayı başarıyorum asderfas
    e- iyi ne güzel.
    b- hayırdır sen bişey mi diceksin?
    e- he. diyecem de yanlış anlarsın diye korkuyorum.
    b- lan neyi yanlış anlıcam ortak söyle bakayım.
    e- emin misin?
    b- lan söle hade film izlicem.
    e- şimdi ben sana gay olduğumu söylersem, bu gece benimle birlikte olur musun dersem, ne dersin?

    yanlış anlamamdan korkuyormuş, lan herif resmen bizim göte göz koymuş amına koyayım.

    bir anlık duraksama, olayın şokunu atlattıktan sonra bana melül melül bakan gözlerine bakıp:

    b- lan olum git gece gece daşşak geçme benle.
    e- ben ciddiyim.
    b- odamdan çık. kapıyı kapat. git uyu. yarın evden çık. bir daha gelmen eşyalarını alman için olsun. kaybol.

    o an bulunduğum psikolojiyle kısa cümleler kurmayı ancak başarabildim. izlediğim korku filminin yalan olması bir yana, asıl filmi odamda kendi başıma çevirmeye başlamıştım. göt korkusu mu dersin yoksa şok yüzünden mi bilinmez ama kapının önüne çektiğim bilgisayar masasına yatağımı dayayıp o şekilde uyumuştum. kendime büyük geçmiş olsun.


    fazla ileriye gitmemesi ve aradaki mesafenin korunması gereken bir arkadaşlıktır zira arkamızda kobrayı hissetmek istemeyiz.

    edit: bu elemanın gay olduğunu tüm okul bilirken, bir ben bilmiyormuşum.