bunca zamanlık muhabbetin üstüne, adı altına tek laf etmemiş olmamın utancıyla sarsıldığım adam,
abim.
günlerdir, hatta haftalardır düşünüyorum. kafamda yüzlerce cümle kurup, beğenmeyip bozuyorum. ona yetmeyeceğini düşünüyorum o kurduğum cümlelerin. ha şimdi başladım bi' şeyler yazmaya ve bunları beğenecek miyim? muhtemelen hayır. ama olsun. yazmalıyım. stresimden arınmak için.
acayip bi' hafızası var. bazen beni yoran. bir sene evvel anlattığım şeyi unutmaz.
** olur olmaz zamanlarda tak diye koyar önüme. istiyorumki hafızasının küçük bi' bölümüne format atayım. benle ilgili ufak bi' kısım. fazla bi' şey değil.
hayranlık duyduğum yanları var. (nasılsın?
taş gibi!
* ) çok aşık bi' adam bi' kere. eşinden hala -ilk konuşmaya başladığımız günden bugüne- ve sürekli
sevgilim diye bahsetmesi, yüzünü göremesem de o anda gözlerindeki ışıktan emin oluşum veriyor ele bunu. ilişkilerindeki sonsuz anlayış, güven ve rahatlık da cabası. gerçekten mutlu olmak için birlikteler ve eminim çok mutlular.
şu itü sözlük adlı yerde konuşmaktan sonsuz keyif aldığım ilk adam.
bazen çok kızar. kıskanır. (o esnada konuştuğumdan şüphe ettiği başka adamlardan.) aslında yoktur öyle bi' şey de.
* yani, iki dakika meşgul olup da ilgilenemesem olay çıkarır. öyle ilgilendirtir kendiyle. bi' şekilde de
* başarır.
genç olmasına rağmen gençliğini özler.
ha aklıma gelmişken.. düğününde babası ve erkek kardeşiyle çekilmiş bi' fotoğrafını görmüşlüğüm var. inanılmaz yakışıklı ve karizmatik bi' babanın oğludur. o üç kişinin olduğu fotoğrafta ilk bakılan adam baba garrincha'dır. ve ona takılıp kalınır bi' süre, o fotoğrafa her denk gelişte.
dilerim bi' gün ülkeye geldiğinde, tutup kolundan dahil ederim bi' zirveye.
kimselere bakmam söz. kimselerle ilgilenmem senden başka.