onunla ilk kez gri iken tanıştık.
bilbo'nun kadim dostuydu. mütevaziydi,acaip havai fişekleri vardı, tütünün dumanından gemi yapıp halkaların içinden geçirirdi.
bilbogittikten sonra
frodo'ya yardım etmek için canını dişine taktı. kalleş
sarumantarafından
orthanc'ın en tepesine hapsedildi, o da yetmedi üstünde incecik pelerinle o soğuk havada yağmurlar yağdı , yılmadı. ulu kartalların en hızlısı olan yelefendi
gwaihirtarafından kurtarıldı.orta dünya konseyinde kardeşliği toplayanda oydu,
elrondkarşısında
aragorn'a sonsuz destek verende. çok uğraştı ama kader kardeşliği
moriamadenlerine sürükledi ve orda yıllanmış yaratık
balrogkarşısında tutunamadı ve sonsuz boşluğa düştü.
yıkıldık, üzüldük...olmaz dedik olamaz...gri gandalf düşemez, ölemez.. acısı tazeydi yüreğimizde. yüzük kardeşiliğinin geride kalan üyeleriyle birlikte bizde ağladık. sonra
fangornormanında bembeyaz bir ışık doğdu. yüreğimize su serpildi. gri gandalf
balrogkarşısında verdiği savaş sonrasında seviye atladı ve ak gandalf oldu.
başlarda bize sanki biraz havalandı gibi geldi. üstündeki o pejmürde pelerini atınca yüzü gözü iyice ortaya çıktı, aslında saçının fönlü olduğunu gördük.
rohanyurdu hükümdarı
thengeloğlu
theoden'i
solucandil' in zehirli szölerinden kurtardı. yurttan sürülen
rohirrim'leri ve
eomer'i
miğfer dibi'ndeki savaşa tam zamanında getirdi. ne kadar dakik ve sözünün eri olduğunu bir kez daha kanıtladı bizlere.
aragornile birlikte
gondor'un yolunu tuttu. ak şehir'i tek başına ayakta tutmaya çalışırken diğer yandan da
denethorile uğraşmak zorunda kaldı. ama bunca emeğin karşılığını orta dünya'ya tekrar barışı getirerek ve
aragorn'u dünya evine sokarak aldı.
o gri gandalf, o ak gandalf, o
lathspell, o
mithrandir...hangisinin kullanmak isterseniz kullanın. ama herşeyden önce şunu unutmayın o orta dünya'nın üzerine doğan bembeyaz ışıktır...