merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

gamos garavette

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. keşke 7.nesil yazar olsaydı. ya da keşke mahlası gamos garavette değil de garavette amos olsaydı.
    o değil de, bu neslini sevdiğim, dünya üzerinde çift bazal ganliyona sahip tek kişidir. belki de tek bazal gangliyona sahip çift kişidir, o da olabilir. amma lakin ki mevzu bahis olan, beyninde gereğinden fazla sinir hücresi ve bağlantısı olmasıdır.
    kendisine içinde bulunduğumuz sosyal ortamın raconu gereği hoş geldin diyor ve şu şarkıyı armağan ediyorum:

    golden q caz bar kafe salonunun perdesindeki sineğin dırnağının içindeki bit.
    oh yeah.

    ayriyeten, 100 temel eser arasına gireceğinden kendimden emin olmadığım kadar emin olduğum en sevmediğim şey kitabını da sabırsızlıkla bekliyoruz.
  2. eski mektep arkadaşım.

    sanayi-i nefise mektebi'nde bir salı günü tanıştık. müdür-ü umumimiz, hukuk ve resim öğrenimi görmüş osman hamdi bey'in en gözde talebelerindendi.
    o cana yakın, o çocuk yüzüyle dört yanına bakınca, sanki bütün varlık masumlukla aydınlanırdı.

    ranzalarımız karşılıklıydı. ulum-u riyaziye mualliminin verdiği ödevleri nasıl da canhıraş cehd ile yerine getirdiğini görür, ona imrenirdim.

    kimi günler, fenn-i mimari dersinden erken çıkar, mektep binasının yanındaki çinili köşk'ün bahçesinde nargile tüttürürdük. hususi meselelerimizden konuşur, birbirimize öğütler verirdik.

    nedense mektebin son yıllarına doğru mahsunlaşmış, iki kelam etmez olmuştu. her geçen gün mektepten soğuyor, dersleri boşluyor, muallimlerle atışıyordu. beni ziyadesiyle üzen bu durumu pederi ile görüşmek, kendisine durumu izah etmeye karar verdim.

    pederinin karaköy yakınlarında bir manifatura dükkanı vardı. teşrih muallimi rami efendi'den izin isteyip mektepten erken ayrıldım. dükkanı bulmam neyse ki zaman almadı. zira pederi ziya bey, esnafça bilinen, sayılan bir beyefendiydi.

    dükkanın önüne geldiğimde, mektep arkadaşımı camekanda kumaşları yerleştirirken gördüm. o da beni fark edip başını öne eğdi ve dükkandan çıktı. dükkanın karşısındaki kahveci naci efendi'nin taburelerine iliştik. ziya bey'i durumdan haberdar etmek için gittiğim dükkanda, yarenimi çalışırken görmek beni ziyadesiyle üzmüş, adeta kahretmişti.

    ziya bey'in içinde bulunduğu nakdi meselelerden bahis açılınca ağlamaklı oldu, üstelemedim. kahvelerimizi içtikten sonra dükkandan ayrıldım.

    çok geçmeden mektebi bıraktığı haberi geldi. bu denli arzu-dar bir talebenin akçesel meselelerle heba olmasına tüm mektep arkadaşları olarak çok üzüldük.

    çok sonra haberini aldım, bir devlet kurumuna müsteşar atanmış, yozgat'lı bir tüccarın kızı ile evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.
    şimdilerde kim bilir nerelerde san'ata olan düşkünlüğünü yerine getirememesine neden olan şeraitleri düşünüp kahroluyordur.
    sevgiyle gözlerinden öpüyorum.
    şevki naşit