gerçek adı "galear anarion" dur. sıcak ve samimi bir hava estirmek için ilk ismini kullanmaktadır. müzisyendir kendisi. bateridaşımdır.. aramızdaanathemasal bir benzerlik de mevcuttur. daha tanışmadan önce aynı konserde bulunmuşluğumuz da vardır. o da vardır bu da vardır. vardır da vardır. anladınız siz anladınız..
(bkz: saç malanmaz taranır)
birgün geçmiyor ki bu adamın yeni huylarıyla tanışmayalım sayın seyirciler.. şu an itibariyle bana, "klozetteki dışkım.." adlı fotoğrafını yollamıştır.. dediğine göre fotoğraftaki beyaz*, hayatın anlamsızlığını, bok da yalnızlığı temsil ediyormuş.. kendisinden bir kez daha tiksindim..
iyice müzik adamı olmuş, barlarda pavyonlarda sahne almaya başlamış katatonik varlıktır. ayrıca istanbul'a geliyormuş öyle duydum.. 5 yıldızlı otelde kalıcakmış bir de.. ne iştir anlam veremedim?!..
kendisinin davulsal gelişimine, adeta bir çocuğun doğumdan ergenliğe gelişimine tanıklık etmişcesine şahit olduğum küçük bebeğimdir.. daha 1 aylıktı bir muhabbet sırasında "da..vul.. dağğ...vuğğll... batt.. erii... davul.." diye ilk sözleri dökülmüştü dudaklarından..
meslektaş,dostum,sulfurumun kuzeni ve orhan dayı(mız)ın oğlu olur kendisi...
kafaları demledikten sonra muhabbete doyum olmaz,ben konuşurum o dinler,o konuşmaz yine ben konuşurum...ayrıca doğum günlerimiz arka arkaya,iki gün aralıksiz nasıl içiliyor onuda öğreneceğiz inşallah,tabi yine hep beraber olarak...
my(ben):
lan yarın sizin okulu basacam tabancayla amerikadaki manyak gibi
one dead eye:
hop
one dead eye(kendileri):
abi o zaman
one dead eye:
bak sana bi kızın resmini yollim
one dead eye:
onu böyle esir felan
one dead eye:
ben kurtarayım sonra
one dead eye:
onu
one dead eye:
one dead eye:
böyle bir olay olsun
one dead eye:
sen de vuracağını vur sonra:))
dj olmuş başımıza. ufka bakan sevgili adında melankolik bir de program adı bulmuş. bir o kadar bunalım bir de tanıtım yazısı yazmış. ama gelin görün ki dj avatarı adeta bir tiesto bir chemical brothers.. karşıtların birlikteliğinden diyalektik bir şov sunacak sanırım bize.
sonunda aynı masada oturabildim bu herifle. elledim filan hatta. tokalaştım yani. yalnız boyu benden uzunmuş bunun. hayretler içerisindeyim. oysaki efeler gibi 1.70 boyum vardı. nasıl oldu anlamadım. şaşırdım. "boynuz kulağı geçer" mi desem, "ayı!" mı desem bilemedim.
unutmadan, farkettim ki yan yana gelince tepkime veriyoruz ve insanı kendisinden utandırabilecek muhabbetler çevirebiliyoruz. işin garip yanı bu muhabbet son bulduktan sonra yüzümüz gülmekten kasılmış vaziyette, resmen botokslu gibi ayrılıyoruz birbirimizden. çok süper lan!
oğlum diye demiyorum ama kıyak adamdır, on numaradır.
gençliğinde etrafı adım attığı yeri çay bahçesine dönüştürmesiyle ünlüydü; şimdi ise aile çay bahçeleri fedadır ona
resmen, açık açık bendenize (şarkıcı olandan bahsetmiyorum) "abi" demiştir. hayır, desin, sorun değil. ama duyan da aramızda on bin milyon yaş farkı zannedecek. kompleks yaptım ha!
zaten "yaşlanıyoruz azizim" demeye başladığım günden beri bir yaşlanma korkusu sarmıştı. galear da bunun üzerine tuz biber ekti. aferin.
açıklık getirmek lazım: aramızdaki yaş farkı sadece 3 (üç) yıl.
eh ulan, "abi" mi denir adama? yaşlı değilim lan ben!
"abi" deme bana. "hacım" de, "kanka" de, "koç" de, "kaptan" de, "aşkı... öhm. evet ne diyordum. birşeyler de ama "abi" deme lan. yaşlı değilim lan. ühhü.
"hah unutmadan" editi:
ne kadar çok " işareti kullanmışım.
biraz karmaşık kafam sanırım. önce "hayır, abi desin" demiş, sonra da "abi deme bana" diye ilerlemişim. kişilik bölünmesi zor tabi.
ha bir de;
küçüklerimi severim ben. geçenlerde benden üç yaş küçük bir kardeşime çikolata aldıydım. dayanamayıp yarısını yedim aslında. neyse.